Ergenlik Sancılarına Güzelleme: Fernando Eimbcke

Basit olanı bulma konusunda takıntılı.
Ergenlik Sancılarına Güzelleme: Fernando Eimbcke

Yapımlab #n
Yapımlab ile birlikte

Sinema sektöründe eğitim ve network fırsatları: House of Yapımlab Sinema tarihi bazı ortaklıkların kalıcı eserler bıraktığını gösteren birçok örnek içeriyor. Örneğin; Being John Malkovich, Adaptation, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi filmlerin arkasında Charlie Kaufman ve Spike Jonze ikilisini görüyoruz. La Strada, La Dolce Vita ya da 8½ filmlerinin arkasında ise Fellini'ye Ennio Flaiano ve Tullio Pinelli’nin eşlik ettiğini biliyoruz. Ya da Reha Erdem’in görmek ve göstermek istediklerini en iyi Florent Herry’nin, Nuri Bilge Ceylan’ınkileri ise Gökhan Tiryaki’nin anladığını söyleyebiliyoruz. Şüphesiz, sanat farklı disiplinlerin ve farklı bakışların bir araya gelmesiyle zenginleşiyor ve en güzel üretimler bu birlikteliklerden doğuyor. Yapımcı Zeynep Atakan’ın hayata geçirdiği Yapımlab da benzer birliktelikleri daha uzun zamanlar sürdürebilmek ve sinemayla ilgilenenleri bir araya getirmek için House of Yapımlab’i duyuruyor. House of Yapımlab: Tayfun Pirselimoğlu, Kutluğ Ataman, Nuri Bilge Ceylan gibi ünlü yönetmenlerin filmlerinin yapımcılığını üstlenen ve 1987’den bu yana sinema sektöründe profesyonel çalışmalar sürdüren yapımcı Zeynep Atakan’ın hayata geçirdiği Yapımlab, 10 yıldır sinema alanında eğitimler veren ve Türkiye sinemasında pek çok sinemacının istasyon duraklarından biri olmanın bir adım ötesine geçerek bu bağları daha sağlam kılmak için House of Yapımlab’ı oluşturuyor. Sinemadaki dönüşümün ve yenilenmenin sürekli olduğuna inanan Yapımlab, daha önce atölyelerine katılanlarla iletişimini sürekli hâle getirmeyi, atölyeye hiç katılmamış olanlar için de sinema sektöründe gelişim fırsatları yaratmayı ve Yapımlab Network düşüncesini yaygınlaştırarak yeni iş birliklerine aracı olmayı amaçlıyor. Üyelik avantajları: House of Yapımlab'ın farklı kapsamlarda 1 yıllık olarak sunduğu Turuncu, Gri ve Mor üyelik modelleri temelde katılımcıların sinemayla daha yakın temas kurmasını, ortak film izlemeleri ve analizlerini, Yapımlab eğitimlerine ve Zeynep Atakan tarafından hazırlanan 21x21 modüllerine katılımda avantajlar elde etmeyi, Yapımlab'ın anlaşmalı olduğu etkinliklere gözlemci olarak katılabilme imkânını ve Yapımlab Network'ün bir parçası olma fırsatını içeriyor. Turuncu üyelik sahipleri her hafta sinema dünyasındaki gelişmelerden haberdar olabilecekleri haftalık bültenlere ve film önerilerine erişirken örneğin gri üyelik sahipleri, dördü Zeynep Atakan tarafından, sekizi de önemli filmlerin yapımcıları tarafından gerçekleştirilecek Vaka Analizi çalışmalarına katılabiliyor ve network imkânı yakalayabiliyor. Öte yandan Mor üyelik sahipleri Gri ve Turuncu üyelik sahiplerinin avantajlarının yanı sıra seçtikleri bir 21x21 çalışmasına ücretsiz katılma imkânı bulabiliyor. Yapımlab’ı, Yapımlab Network’ü ve House of Yapımlab’ı daha yakından tanımak ve üyelik modelleri hakkında bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2014’ün nisan ayı. İstanbul Film Festivali, bulutların gölgesindeki İstanbul sokaklarına baharı getirmeye çalışıyor. Kapısı sokağa açılan sinemaların bir bir kapandığı, karanlığın yavaş yavaş çöktüğü günlerde, Feriye Sineması’nın yenilenip açılmasına sevinmemizin üzerinden bir yıl geçmiş. Hafta içi, öğle seansında programımda, ilk filmlerinin adını sıkça duysam da henüz izlemediğim yönetmen Fernando Eimbcke’nin yenisi var. Beşiktaş’ta vapurdan iniyorum ve otobüs beklerken, beş dakikadır trafiğin bir milim bile ilerlemediğini fark ederek Ortaköy’e yürümeye karar veriyorum. Yolun ortasında yağmur başlıyor. Şemsiyem yok, sırılsıklam olmamı engelleyip tatlı tatlı ıslatan ağaçlar var. Erken bile varıyor, salondaki yerimi alıyorum. Club Sándwich, tam da bu mevsimde, sezonun dışında, tenha bir otelde geçiyor - havuza atlamanın biraz cesaret ya da sadece çocuk olmayı gerektirdiği havalarda… İçimi ısıtıyor, yüzümü güldürüyor film. Dışarı çıkıyorum; güneş açmış.

Fernando Eimbcke
Fernando Eimbcke
Kaynak: Berlinale

Sıfır noktası: Kariyerine müzik videoları ve kısa filmlerle başlayan yönetmen Fernando Eimbcke'nin ilk filmi, tek günde ve tek mekânda geçen, siyah-beyaz bir büyüme hikâyesi: Temporada de patos / Duck Season (2004). Film, ailelerinin evde olmayacağını bilen, her ikisi de 14 yaşındaki Flama ve Moko’nun planladığı muhteşem pazar gününün nasıl da hiç planlamadığı yönde geliştiği üzerine. Elektrik idaresinin sürprizi, bir pizzacı ve yan komşularının uzatmalı ziyaretleri ve göründüğü gibi olmayan birkaç parça brownie’nin etkisiyle; bilgisayar oyunları, pizza siparişi ve porno dergilerinin yerini, ergenliğin saflığının büyüme sancılarıyla birleştiği bir hikâye alıyor. Yönetmen, sıradan bir pazar gününde, yapacak hiçbir şeyi olmayan dört kişinin bir apartman dairesinde ne yapabileceği üzerine düşündüğünü söylüyor ve ekliyor: “Hiçbir şey olmadığında, bir şeyler olacağına emindim.” Meksika sinemasına yeni bir soluk katan ve bu ilk filminin dağıtımcılığını Alfonso Cuarón’un üstlendiği Eimbcke, bu ve sonraki filmleri için ilham kaynakları arasında Jarmusch, Kaurismäki ve Ozu gibi yönetmenleri gösteriyor.

Temporada de patos / Duck Season
Temporada de patos / Duck Season (2004, Fernando Eimbcke)

Ergenlik sancıları: Eimbcke’nin ilk filmi de sonraki filmleri Lake Tahoe (2008) ve Club Sándwich (2013) de büyüme sancılarına dokunuyor ve hem kendi çocukluğu ve ergenliğinden hem de ilk ikisinin senaryosunu birlikte yazdığı Paula Markovitch’in geçmişinden besleniyor. İlk filmdeki saflığın ve dostluğun yerini, yönetmenin sonraki filmlerinde daha derin mevzular alıyor. Lake Tahoe’nin Juan’ı, bir gün boyunca sokaklarda yürüyüp bozulan otomobilini tamir ettirmeye çalışırken aslında bir kaybı kabullenmekten kaçıyor, Club Sándwich’in Héctor'u bir erken yaz aşkıyla büyüdüğünü anlıyor. (Üstelik sadece Héctor’un değil, genç annesi Paloma’nın da büyüme, daha doğrusu oğlunun büyüdüğünü kabullenme hikâyesi bu.) Eimbcke’nin filmlerindeki en tatlı detaysa başlıklarında saklı; her biri adını, filmlerdeki oldukça ilgisiz, ufak detaylardan alıyor.

Sırada ne var? Fernando Eimbcke, üç uzun metrajlı filmin ardından iki kolektif projede, kısa filmleriyle yer aldı: Otuza yakın yönetmeni bir araya getirerek futbolun onlar için ne ifade ettiğini işleyen Short Plays (2014), 2014'te Meksika'da 43 erkek öğrencinin kaçırıldığı ve kaybolduğu bir trajediyi Meksika'dan 26 yönetmenin kısa filmleriyle anlatan belgesel film Ayotzinapa 26 (2016) ve Paris, New York ve Rio'nun ardından şehirlere adanmış kısa film antolojisi formatını Berlin'e taşıyan Berlin, I Love You (2019) yönetmenleri arasında yer aldı. Eimbcke'nin bir sonraki solo projesi ise henüz belli değil.

Diyor ki… “Senaryoyu, çekimleri ya da kurguyu, film yapımının her bir aşamasını bitirdiğimde ‘Daha da basitleştirebilir miyim? Karakterin ihtiyacı olanı tek cümlede ya da diyalogsuz ifade edebilir miyim?' diye düşünmeyi seviyorum. En basit olanı bulma konusunda takıntılıyım.”

Keşif Sineması Letterboxd’da. İlk haftasından itibaren Keşif Sineması'nda yer alan yönetmenlerin, yazılarda adı geçen filmlerini bulabileceğiniz, serinin her yeni yazısıyla güncellenen listeyi, buradan takip edebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Doğum, ölüm ve arasında

İçindekiler: Fernando Eimbcke ve ergenlik sancıları, 45 yıllık ilk dans şarkısı, siyah yıldızın ışığı

26 Şub 2021

Yapımlab ile birlikte
Doğum, ölüm ve arasında

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi