Pera’da Bir Suare

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Mahallede bahar havası. Her zamankiler, uzun zamandır görülmeyenler, uzaktan sevilenlerin buluştuğu yer burası. Saat 18.07. Deniz (Kuzuoğlu) giriyor kapıdan. Dakik bir Peralı. “Dükkândan geldim,” diyor. Onun dükkânı, bizim Salon’umuz. Ardından Selman (Bilal) ve Selin (Osmanoğlu) giriyor içeri. Selin peynirleri anlatıyor tabaktaki ve pek tabii eşlikçilerini. Selman, yeni keşfettiği sanatçıdan bahşediyor. Gözleri ışık ışık.
Yavaş yavaş toplanıyoruz. Posterin önünde buluşuyoruz. Kimler Geldi Kimler Geçti çalıyor arkada, sanki. Yüzümüzü gülümseteni, canımızı sıkanı, umut vereni, kalpleri gümbür gümbür attıranı da bir arada resimde, Pera’da Bir Suare posterinde. Ferhan Şensoy mu o? Babylon’daki hangi konserin sırası şu? Gün batımına buluştuğumuz merdiven kesin şurası. Seninki hangi merdivense. Galata’dan yukarı, Asmalı’dan aşağı, Pera her neresiyse, olduğumuz yer orası.

Babylon’u ve Babylon'dan öncesini yaşayan, Babylon’dan sonra da onu yaşatmaya çalışan bir nesiliz biz. Zamandan bağımsız bir yaşanmışlık bu, hafızada değil kalpte biriken anılarda izleri olan. Şimdi ne açıldı oralarda, Babylönia?

Bu sene Bornova misket kaç şişe çıkmış Selçuk? Comedus’tan hafta sonu eve neler götürsek? Selin bize yardım etse!

Öykü’nün ve İdil’in aklında yeni döndükleri Barcelona, kalplerinde Pera. Kültürü duvarlarında, ruhunu insanında okuduğun yerleri sevenlerden onlar da.

Taycan’ın kulağı Meşrutiyet’in seslerinde. Mahallenin sesini ona sorsak ne derdi acaba?

Ömer çağırıyor: “Hoşbeşten yemeğe — istikamet: Aheste.” Sofrada bizi bekleyen Pera anları var. Yemeğe ve Peralı dosta da eşlikçi.

Aheste, evimizin oturma odası. Mahallenin hafızası. Ne varsa döküyoruz ortaya sofrada.

Emirhan dalmış gitmiş Pera günlüklerinde. Kim bilir kimin hikâyesini dinlemekte.

Deniz, muhabbetin tam ortasında. Acaba hangi anılarda, belki de başka bir mahallelininkine ziyaretçi.

“Peralı olmak geçmişe nostalji, saygı ve hüzün barındırdığı kadar, bugüne ait müthiş bir yaşama sevinci ve geleceğe dair iflah olmaz bir iyimserliği de kapsıyor,” demişti Anlam. Bu sofranın etrafında hepimiz biliyoruz ki her birimiz iflah olmaz birer Peralıyız. Yaşam sevinci içimizde — sofrada, sokakta, ayaklarımızın biri götürdüğü yerde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pera’da gezmeye devam ediyor ruhumuz. Bu hafta Peralılarla “Pera’da Bir Suare”de buluştuk.
17 Nis 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kişisel tercihlere göre şekillenen tatiller, daha az bilinen rotalar ve özel etkinlikler için yapılan yolculuklar, 2027’de seyahat alışkanlıklarının öne çıkan başlıkları arasında olacak gibi görünüyor. Son araştırmalar, gezginlerin tatilden beklentilerinin çeşitlendiğini; seyahat kararlarında bütçe, ruh hâli, ilgi alanları ve deneyim arayışının eskiye kıyasla daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.



