Kesişim noktası: Shabaka Hutchings


Biletix’le yaz konserlerine merhaba Bugün, 20 yıldır sanatı ve sanatçıları sanatseverlerle kolayca buluşturmaya hız kesmeden devam eden Biletix’ i biraz daha yakından tanıyoruz. Neler var? İyi bir konser dinlemeye bayıldığını biliyoruz sevgili Duende okuru. Ama hepimizin kişisel favorileri var: Kimi açık havada çimlere yayılmayı sever, kimi kapalı mekân akustiğini hiçbir şeye değişmez, kimi de festival kuşudur. Biletix , farklı türden etkinliklerin derlendiği açık hava , kulüp ve festival rehberleriyle kültür sanat tutkunlarının zevklerine uygun etkinliklerle buluşmasını kolaylaştırıyor. Bizden bir tüyo: Rehberleri kullanırken bölge seçimi yaparak bulunduğun bölgedeki tüm etkinliklerden haberdar olabilirsin. Çok yakında: Hayranlarının dört gözle beklediği Louis Tomlinson , İsveçli sansasyonel şarkıcı Tove Lo , Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip Oscar and the Wolf , İngiliz indie sahnesinin önemli isimlerinden Nilüfer Yany a , şehrin en yenisi 34 Calling konserleri , rock ve metal hayranlarının gözdelerinden hem Epica hem Dream Theater , Grammy ödüllü Black Coffee , Fransız soul divası Imany ve kanatlandırmaya gelen Red Bull Istanbul Unlocked , önümüzdeki günlerde Türkiye’de, biletler ise şu an Biletix’te . Şimdiden gelecek konserlerin havasına girmek için Biletix’in Spotify listelerine göz atabilir ya da bu bağlantıyı kullanarak heyecanla beklediğin konserlerin biletlerini satın alabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bundan on yıl önce grime, Birleşik Krallık sokaklarında sesini yükseltip kalıplardan kaçan ve kendisi olduğu için dışlanan herkesi etrafında topladı. Öyle ki kısa sürede Birleşik Krallık'ın punk’tan sonra sokaklardan yaygın akıma taşıdığı ilk müzik türü oldu. Ardından okyanusun karşı kıyısında Kendrick Lamar ve Kamasi Washington’ın caz müziğin kalıplarında açtığı çatlaklar, Birleşik Krallık topraklarında iyice derinleşti. Peş peşe gelen Shabaka & the Ancestors’ın Wisdom of Elders ve Yussef Kamaal’ın Black Focus albümü, etiketlere ihtiyaç duymayan iyi müziğin kapısını araladı.
Buradaki odak Sons of Kemet, Shabaka & the Ancestors, The Comet Is Coming kesişiminde bulunan, avangart caz müziğin nefesi kudretli temsilcisi Shabaka Hutchings. Kendisi Sons of Kemet projesiyle 29 Mayıs akşamı Zorlu PSM’de konser verecek. Bu konser aynı zamanda London X İstanbul Zorlu PSM Meets EFG London Jazz Festival konser serisinin kapanışı olacak.
Açık Radyo’nun günlük kültür ve sanat yayını Açık Dergi'yle iş birliği yaparak İlksen Mavituna’yla birlikte hazırladığımız soruları 15 dk’lık zaman dilimine sığdırdık. Shabaka Hutchings’le zaman ve müzikle kurduğu ilişkiyi, geri dönmek zorundaymış gibi hissettiği yerleri, plak şirketi Native Rebel Recordings ve solo albüm planlarını konuştuk.
Shabaka Hutchings’le gerçekleştirdiğimiz söyleşinin tamamı 31 Mart Salı günü saat 18.30’da Açık Dergi programında yayımlanacak. Programı Açık Radyo’dan dinleyebilirsin.

Shabaka Hutchings, Fotoğraf: Burak Cingi
Son yayınlanan Sons of Kemet albümü Black to The Future için yazdığınız bir sunuş metni var. Orada şöyle diyorsunuz: “Müzik çağlar boyunca geçmiş kültürel değerlerin ses aracılığıyla kodlanması, yansıtılması ve muhafaza edilmesine yaramıştır.” Bu sözleriniz bana Black Quantum Futurism Collective’in “zaman kapsülü deneyleri”ni anımsatıyor. Şöyle diyordu onlar da: “Geçmiş ve geleceğin neye benzediğini belirlemek için kalkış noktamız şimdiki zamandır.” Kendinin ve müziğinin zamanla ilişkisini yorumlar mısın?
Müzik, dinleyiciye hem gerçekten “anda olma” ve şimdiki zamanın boyutundan çıkma şansını verdiği hem de zihinlerinin içinde olup anılara ulaşma anlamında seyahat etme şansı veriyor. Dinleyici, geleceği kafasında canlandırabiliyor veya muhtemel gelecek senaryolarına ulaşabiliyor — bu, yaratma sürecini başlatmak için bir adım. Yani zaman yolculuğundan kasıt, tek boyutluluktan uzaklaşabilme yeteneği.
Son 10 yılda değişen Birleşik Krallık müzik dünyasına değinmek istiyorum. 6-7 yıl önce başlayan modern caz akımı gibi şimdi de Dry Cleaning, Black Country, New Road, Yard Act ve Porridge Radio gibi post punk alanında yine Birleşik Krallık’ta merkezlenen bir yükseliş var. Ortak noktalarını sokak kültürü ve kolektif üretime duyulan tutku olarak özetleyebiliriz. Sons of Kemet de bu akımın içerisinde. Temsilcisi olduğunuz müzik türleri üzerindeki dönemsel yoğunlaşmaları ve döngüleri nasıl yorumlayabiliriz?
Bu sorunun cevabı tam olarak ne demek istediğine göre değişebilir. Birleşik Krallık’ta müziğin gelişimini takip ediyorsan Steve Williamson gibi isimlerin veya Polar Bear gibi grupların yükselişinde mantığa uygun bir gidişat var.
Acoustic Ladyland… Yani, John Surman'ın bunu çaldığını veya 1970'lerde Woodstock sahnesinde yaptığını düşünelim. Benim için pek yeni bir şey değil, sokak kültürünü yansıttığından da emin değilim. Bizim kuşağın müzisyenlerinin, geçmiş nesillerin birbirleriyle ilişkili halde müzik yaptığı zamanlarda erişemedikleri şeylere sahip olduklarını sanmıyorum. Ama, o zamanlara kıyasla, farklı olan birçok etken var. İlki, bizim kuşağın kendi yaşıtlarından daha büyük bir demografik gruba hitap edebilmesi. Yani, içinde yaşadıkları toplumla uyumlu olmayan bir müzik formunu temsil ettiklerini hatırlarsak, önceki nesiller sanki daha çok müzik endüstrisi tarafından biçimlendiriliyordu. Japonya veya ABD’de de olduğu gibi, bizim kuşak medya endüstrisi tarafından bulunduğumuz konuma göre tanımlanıyor, yani Londra’ya özgü bir şeyler varmış gibi. Peki, bu ne demek? Birçok insan, sırf buradan çıktığı için yeni müzikler dinlemeye meraklı. Yani, büyük bir dalga etkisiyle, konserler giderek daha kalabalık oluyor. İnsanlar fiziksel etkileşimleri tercih ediyorlar. Önceki nesillere kıyasla müziği başkalarıyla paylaşmaya daha hevesliler.
Bir röportajında “Benim için müzik, benimle birlikte büyür — nerede dinliyorsan orada gelişir ve oraya geri dönmen gerekiyormuş gibi hissettirir,” diyor ve John Coltrane’den A Love Supreme’i de buna bir örnek olarak gösteriyorsun. Sana en son bu şekilde hissettiren kayıt hangisiydi ve hangi hisler seni ona yönlendirmişti?
Sanırım en son bu şekilde geri döndüğüm iş, Andrew Hill’in Dance with Death’iydi. O dönem zamanın esnekliği ve nabzın ritmine benzerliği üzerine çok düşünüyordum. Yıllar önce albümü dinlediğimde hissettiklerimin bununla uyuştuğunu hatırladım ve teyit etmek için yakın zamanda albümü tekrar ziyaret ettim.

Shabaka Hutchings, Fotoğraf: Michelle Helena Janssen
Yanlış hatırlamıyorsam bu İstanbul’da vereceğiniz dördüncü konser olacak. Son yıllarda Birleşik Krallık caz sahnesinden çeşitli isimlerin sık sık İstanbul’da sahne aldığını görüyoruz. Londra Caz Festivali’nin yolunun İstanbul’a doğru uzanması ve şehre özel bir program hazırlamaları konusunda ne düşünüyorsun? İstanbul’daki caz dinleyicisi hakkında neler söylemek istersin?
İstanbul’daki ilk konserim yıllar önce Babylon’un orijinal mekânında gerçekleşmişti. Her seferinde algıları açık bir kalabalıkla karşılaştım — müziği anlayan ve tutkulu olduklarının peşinde bir seyirci var İstanbul’da. İnsan, müziğini rastgele bir dinleyici için çalmıyor; gerçekten ne hakkında olduğunu anlayan bir kitle var. Bununla karşılaşıyor olduğum için heyecanlıyım.
Verileni kavrayan ve minnet duyan bir dinleyici kitlesini düşününce birçok grubu bir arada, tek mekân ve zamanda görmenin verdiği tamamlanmışlık hissi bağlamında Londra’daki deneyimin aynısını burada yaşama fikri çok heyecanlı geliyor.
Programa gelirsek. Tanıdığım bütün müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşıp az ama öz bir yaratıcı zaman dilimini paylaşmak çok heyecan verici.
Native Rebel Recordings’de işler nasıl gidiyor? CoN&KwAkE’den yeni müzikler geliyor sanırım.
Uzun süredir hayranı olduğum ama hiç albüm yapmamış CoN&KwAkE’le kayıt hazırlıyoruz. Onları stüdyoya sokup müzikal bir çerçeve sunduktan sonra ne yapacaklarını göstermeleri fikriyle yola çıktım. Birleşik Krallık’taki plak şirketimden istediğim tek şey hip hop’u temellendiren işler çıkmasıydı — Amerikan kültürüne göz kırpan bir sound, ama spesifik olarak Birleşik Krallık’tan çıkma bir şeylerden bahsediyorum.
Yanılmıyorsam gelecek planlarında Comet is Coming için yeni bir albüm olduğunu söylemiştin. Ardından da 40 yaşında bir solo albüm yayımlama fikri vardı. Nasıl gidiyor?
Planlarda bir değişiklik yok — albüm tamamlandı ve yılın ilerleyen dönemlerinde yayımlanması ihtimaller dâhilinde. Sound oldukça değişik, şu ana kadarki en iyisi diyebilirim.
2024’te yayımlanacak bir solo albümün kayıt sürecindeyim. İlk kayıtlar ABD’de gerçekleşecekti ama stüdyoya giremedik — bu yıl daha fazla kayıt aldım. 2023 yılında bu albümü tamamlamayı planlıyorum. 2024 yılında yalnızca bu albüme zaman ayıracağım için sanırım diğer projelere ara vereceğim.
Taner Turna & İlksen Mavituna
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paris, 13. Bölge incelemesi; Sons of Kemet'ten Shabaka Hutchings'le kısa bir sohbet; Harry Styles'ın yeni albümü Harry’s House.
27 May 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.



