

Şehrin caz hâli: 32. Akbank Caz Festivali 32. Akbank Caz Festivali yarın başlıyor Nedir? Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali , 32. yılında İstanbul’u yeniden caz hâline büründürüyor. Hazır mısın? Nerede? Şehrin gözde kültür-sanat noktaları olan Akbank Sanat, Müze Gazhane, Babylon, Zorlu PSM, AKM, The Badau, Nardis Jazz Club, Bizim Tepe, Bova’ya bu yıl HOOD Base, Alan Kadıköy, Dada Salon Kabarett, İstanbul Oyuncak Müzesi, Decollage Art Space, Postane İstanbul, Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi, Gregor By The Badau, Zuhal Müzik Kanyon, Outro Record Store, CoBAC Workspace ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi sahneleriyle eşlik edecek. Ne zaman? 24 Eylül - 9 Ekim Neden gidilmeli? Müzikal yelpazesinde klasik ve modern cazın yanı sıra elektronik müzik, hip-hop ve dünya müziğinin farklı projelerine de yer veren Akbank Caz Festivali’nin bu yılki programı kapsamında; Portico Quartet, Oded Tzur Quartet, Alp Ersönmez “Cereyanlı”, Gonzalo Rubalcaba Aymée Nuviola, Aga B, Fatih Erkoç Jazz Project, Burhan Öçal Istanbul Jazz Ensemble, Progressive Balkan Wedding Orchestra by Kolektif İstanbul, RAVI COLTRANE Cosmic Music ve daha pek çok farklı performansla buluşacağız. Festivalin detaylı programını buradan incelemeni öneririz. Biletleri de şurada bulabilirsin. Not almalı: Festival 3 ayrı çocuk atölyesiyle çocukları da cazın renkli dünyasıyla bir araya getirecek. Festivalin söyleşi programından “Yeni Medya Çağında Görsel ve İşitsel Deneyimler”, “Dinleme Kulübü: Şehrin Sokaklarında Yürürken Dinleyeceğin Bir Parça” gibi farklı içerikler de seni bekliyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Decision to Leave / Heojil kyolshim
Yönetmen: Park Chan-wook
Süre: 138 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Oldboy ve The Handmaiden gibi filmleriyle tanınan, Güney Kore sinemasının dahilerinden Park Chan-wook’un yeni filmi Decision to Leave’in dünya prömiyeri geçtiğimiz aylarda Cannes Film Festivali’nde gerçekleşti. Park, festivalden En İyi Yönetmen ödülüyle ayrılırken, Mubi filmin uluslarası haklarını satın aldı ve bir dağıtımcı olarak tarihindeki ilk ödül sezonunda iddialı olacağının sinyallerini verdi. Film, En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında da Güney Kore’yi temsil etmek üzere seçildi. Decision to Leave, Busan’da yaşayan genç bir dedektifin, bir kurbanın eşiyle tanıştıktan sonra değişen dünyasını konu alıyor.
Neden izleyelim? Çok katmanlı, bol sürprizli ve hiçbir şeyin tahmin edildiği gibi olmadığı, gizemli hikâyelerin ve intikam filmlerinin usta anlatıcısı Park Chan-wook, filmlerini cinsellik ve grafik şiddetin en estetik hâlleriyle güzelleştiren bir yönetmen. Decision to Leave, yönetmenin bu üslubuna en ayrıksı film. Kan, şiddet ve çıplaklığın dozu olabildiğine düşük. Öte yandan, yönetmenin varlığı filmin her sahnesine yaptığı yaratıcı müdahaleleriyle hissediliyor. Joachim Trier ve Eskil Vogt ortaklıklarını hatırlatan oyunlarla, ihtimaller ve gerçekliğin birbirine karıştığı anlarla donatılmış bu filmi Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde izlerken duygu yoğunluğunun az olduğunu düşündüm. Hatta filmi duygusal başlığının ve hüzünlü afişlerinin yarattığı beklentiye kıyasla soğuk ve mesafeli buldum. Oysaki ertesi gün ve sonrasındaki her gün; filmdeki imgelerin, sahnelerin ve cümlelerin içime biraz daha işlediğini, canımın biraz daha acıdığını fark ettim. Nihayetinde Park Chan-wook’un sopalarla, tekmelerle, baltalarla darbeler indirdiği bedenlerin ve akıttığı kanın yerini, bu filmde parçalanmış bir kalp ve göz yaşlarının aldığını düşündüm. Üstelik en ince detayına kadar planlanmış bir operasyon sonucu sinsice ekilen tohumlardan günbegün açılan çiçeklerle.
Nerede izleyebilirsin? Film, dönümüzdeki haftalarda sırasıyla Eskişehir'de Başka Sinema Rota (23-28 Eylül), Antalya'da Altın Portakal Film Festivali (1-8 Ekim) ve İstanbul'da Filmekimi'nde (7-16 Ekim) gösterilecek.
Benzer işler:
- Memories of Murder / Salinui chueok (2003, Bong Joon-ho)
- Burning / Beoning (2018, Lee Chang-dong)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayvalık Film Festivali yeniden, Park Chan-wook'un son filmi Ayrılma Kararı, Sudan Archives'in son albümü Natural Brown Prom Queen.
23 Eyl 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




