Başrol müzik: Mamma Mia!


İrlanda müzik sahnesine The Irish Spirit’le yakın bakış Özgürlüğe, yaşamdan zevk almaya ve içtenliğe önem veren İrlanda kültürünün tınılarına sahip, Kuzey Avrupa’dan yükselen müzik sahnesine kulak veriyor, İrlanda ruhunu dünyanın her noktasına taşıyan müzik gruplarını The Irish Spirit ’le yakından tanıyoruz. Windmill Lane Studios: Avrupa müzik sahnesinin önemli noktalarından biri olan Dublin, eşsiz sesleri dünyaya taşıyan Windmill Lane Studios’a ev sahipliği yapıyor. 1978’de açılan, duvarları graffitilerle süslü kayıt stüdyosu, geleneksel İrlanda müziği üreten sanatçıların çıkış noktasıyken stüdyoyu dünyanın önemli müzik duraklarından biri hâline getiren isim U2 ve Van Morrison oluyor. Zamanla olanaklar yetersiz kalınca, stüdyo Ringsend Road üzerindeki eski bir elektrik santralinden dönüştürülen çok daha geniş yeni adresine taşınıyor ve müzik tarihine adını yazdıran duvarlarına günümüze kadar The Rolling Stones , AC/DC , Lady Gaga , David Bowie gibi nice önemli sesler çarpıyor. Müzik sahnesinin İrlanda ruhu serpiştirilmiş isimleri İrlandalı müzik grupları denince hiç kuşkusuz akla The Cranberries ve dünyayı kasıp kavuran parçası Zombie geliyor. 1989’da kurulan rock grubu, her nesilden insanı etkilerken 90’ların alternatif rock sahnesinin en tanınan isimlerinden biri hâline geliyor. Windmill Lane Studios’un seyrini değiştiren U2 ise akla ilk gelen isim. 150 milyondan fazla albümle dünyanın en çok satan gruplarından biri olan, 22 Grammy ödüllü U2, elde ettiği başarıların yanı sıra birçok sosyal sorumluluk projesine verdiği destekle de gönüllere dokunuyor. Elektronik müzik sahnesindeyse electronica’nın tatlı ismi, kısa bir süre önce İstanbul’u ziyaret eden, Róisín Murphy ve çağdaş elektronik müziğin en yaratıcı ve etkileyici figürlerinden İrlanda doğumlu Aphex Twin yer alıyor. Günümüz İrlanda popüler müziğinin en heyecan verici ismi; Take me to church şarkısıyla herkesi kendine hayran bırakan Hozier desek abartmış olmayız. Şimdi ise sırada The Irish Spirit önerisiyle, dünyanın en kaliteli viskisiyle beraber bu değerli isimlerin diskografilerine uzanan bir keşif yolculuğu var. İrlanda ruhunu yakından takip etmek için The Irish Spiri t 'in Instagram sayfasına uğrayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Mamma Mia!
Yönetmen: Phyllida Lloyd
Süre: 108 dakika
Yapım yılı: 2008
Sanırım bana hayatımda sadece bir filmin setinde bulunma şansı verilse özür dileyerek bütün kült filmleri ve başyapıtları es geçip cennetten bir köşede Meryl Streep, Amanda Seyfried, Julie Walters, Christine Baranski, Colin Firth, Stellan Skarsgård, Pierce Brosnan ve Dominic Cooper’ın başı çektiği müthiş bir ekiple ABBA şarkıları söyleyebileceğim Phyllida Lloyd harikası Mamma Mia!’yı seçerdim. Bir şans daha verilse auteur’lerden bir özür daha dileyip cennetin o köşesine 10 yıl sonra tekrar uğrayan Mamma Mia! Here We Go Again’in (yön. Ol Parker, 2018) kapısını çalacağımı da söylemeliyim. Mevzubahis filmlerin adını aldığı şarkı Mamma Mia’nın sözleri bitene kadar devam edecek bir seriye de hayır demem açıkçası. Sonuçta ABBA’ya kim, nasıl karşı koyabilir ki?
Bazı filmler, film müzikleri veya albümler iyi hissettiğin zamanlarda keyfini yüze katlar; kalbinin kırık olduğu zamanlarda ise yaralarını sarar, ete kemiğe bürünmüş de sana kocaman sarılıyormuş gibi hissedersin. İşte Mamma Mia! ve ABBA şarkıları oldum olası bu etkiyi yaratır bende. Tamam, herkesin ABBA sevgisi bu raddede olmayabilir ama şu soundtrack’ten keyif almamayı tahayyül etmekte dahi zorlanıyorum. Bana kalırsa müzikal sevmeyenlerin bile gönlünü çelecek bir büyüsü var Mamma Mia!’nın.

Mamma Mia! (yön. Phyllida Lloyd, 2008) | Kaynak: IMDb
Bir Yunan adasında şirin ve fevkalade güzel bir otelin işlerine yetişirken bir taraftan da kızını tek başına yetiştirmeye çalışan bir anneyi (Donna) canlandırıyor Meryl Streep. Donna’nın kızı Sophie (Amanda Seyfried), düğününe hiç tanımadığı ve babasının içlerinden biri olduğunu tahmin ettiği üç erkeği davet ediyor. Yıllar önce aynı adada bu üç beyefendiyle geçirdiği yazın ardından Katolik suçluluğuna ve hayat gailesine gömülen Donna, âşık olduğu adamla yıllar sonra yüzleşirken kızı Sophie de kişiliğini anlamlandırma serüveninde eksik bir parça olarak gördüğü baba figürünün peşinden koşmaya ve biyolojik babasının kim olduğunu çözmeye çalışıyor. Tüm bunlara, Waterloo Muharebesi’nden bahsederken bile aşk alegorisinde hiçbir sallantıya fırsat vermeyen ABBA şarkıları ile ikonik danslar eşlik ediyor.

Mamma Mia! (yön. Phyllida Lloyd, 2008) | Kaynak: IMDb
Elbette inanılmaz tesadüfler, abartılı tepkiler, her şeyin muazzam bir şarkılar geçidiyle hizalandığı bir olay örgüsü ve replikler görüyoruz Mamma Mia!’da. Müzisyen veya dansçı olmayan ama muazzam oyuncular olan ve aslında oyunculuklarını da bu filmde ön planda tutmayan, müziğin efsununa ve ritme kapılan insanları; örneğin Dancing Queen eşliğinde dans eden bir James Bond’u (Pierce Brosnan) izliyoruz.
Müzikalleri oldukları gibi gördüğümüzde ve bir müzikalin vadettiği o tuhaf, büyülü evrene kucak açabildiğimizde tecrübe edilen duygular ve izlenimler bütününü başka bir şeyle kıyaslamak çok zor. Herhangi bir kurgusal anlatıdan keyif alabilmenin yolu, inançsızlığın askıya alınmasından geçiyor. Bunun sınırlarını diğer filmlere göre çok daha fazla zorlayan ve seyirciyle bir çeşit işbirliği yapan, cüret eden ve başaran müzikalleri işte bu yüzden hep özel bir yerde konumlandırıyorum. Kanımca Mamma Mia!, bunun en güzel örneklerinden birini teşkil ediyor.
Nerede izleyebilirsin? Mamma Mia!, Başrol Müzik gösterim serisi kapsamında, 22 Haziran Perşembe akşamı 21.00’de Kadıköy Sineması'nda gösteriliyor. Biletler tükenmeden yerini ayırtmak, müziği seyre dalmak, birlikte ABBA şarkıları mırıldanmak ve filmin başrolünde parıldayan Meryl Streep’in doğum gününü kutlamak için şöyle buyur.
Benzer işler:
- Muriel's Wedding (1994, P. J. Hogan)
- Across the Universe (2007, Julie Taymor)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tash Sultana'yla İstanbul konseri öncesi bir hoşbeş, bir ABBA müzikali Mamma Mia! ve King Krule'un son albümü Space Heavy.
16 Haz 2023

YAZARLAR

Dilara Kaya
Aposto - Dilara Kaya

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




