Johnson & Johnson'ın “iflas çözümüne” mahkemeden ret

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
ABD’de bir mahkeme, Johnson & Johnson’ın bebek pudrası gibi kozmetik talk ürünlerinin kansere yol açtığı iddialarına ilişkin on binlerce davayı iflas yoluyla çözmeye yönelik ikinci girişimini de reddetti. Böylece şirketin, kendisine yeni davaların açılmasını engelleyecek 8,9 milyar dolarlık anlaşma önerisi de tehlikeye düştü.
Ne olmuştu? Johnson & Johnson (J&J), kozmetik talk ürünlerinin asbest ile kirlendiğine ilişkin yaklaşık 40 bin davacının iddialarından oluşan bir toplu dava ile karşı karşıya kalmıştı.
Şirket, 2021 yılında davaların yol açabileceği tazminat ödemelerini sınırlandırmak için LTL Yönetim isimli bir alt şirket kurararak mesuliyetlerini bu şirkete aktarmış, sonrasında ise LTL Yönetim adına muhtemel tazminat ödemelerini gerekçe göstererek iflas koruması için mahkemeye başvuruda bulunmuştu.
LTL’in ilk iflas başvurusu, bir ABD temyiz mahkemesinin iflas korumasına uygun olmak için yeterli mali sıkıntı içinde olmadığına karar vermesinin ardından Nisan ayında reddedilmişti.
Bilimsel dayanak: Oldukça nadir ve ölümcül bir kanser türü olan akciğer zarı kanseri (mezotelyoma), asbest solunumu nedeniyle ortaya çıkıyor ve ağırlıklı olarak madencilik ve gemi yapımı gibi endüstrilerde çalışan kişilerde görülüyor. Talk tozu ve asbest, toprakta sıklıkla birlikte bulunuyor ve bu nedenle çıkarılan talkın kanserojen maddeyle kirlenmiş olabileceği düşünülüyor.
- Haberin detaylarını Aposto Gündem'de bulabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Johnson&Johnson’ın karşı karşıya kaldığı on binlerce davayı iflas yoluyla çözmeye yönelik ikinci girişimini reddetti, FDIC Signature Bank kredilerinin satışında son aşamaya geldi.
02 Ağu 2023

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.






