Hastalık izni: Kimler almalı ve neden almıyor?

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pandemi sonrası değişen beklentilerle birlikte çalışanlar, hastalık izni almak için yeni normları anlamaya çalışıyor. Tamamen uzaktan çalışmaya geçiş, izin almak için ne kadar hasta olmak gerektiğine dair algıyı değiştirdi. Çalışanlar zaten evde oldukları için, genellikle hafif semptomlara sahipken çalışmaya devam ediyor.
- Bir diğer deyişle: Uzaktan çalışma, ne kadar hasta olunca izin alacağımızla ilgili çıtayı yükseltti. Hastalık izni alma kriterlerine ilişkin tanımın bulanıklaşması, uzun zamandır bir sorun teşkil ediyordu.
Ancak, şimdi: Ofise dönüş oranları son dört yılın en yüksek seviyesine ulaşırken bu konu, hastalık süresince çalışmaya alışkın olanlar ile hastalanmak istemeyen iş arkadaşları arasında gerginlik yaratıyor. Buna ek olarak hasta ve yorgun hâlde çalışmak insanların hızlı ve tam olarak iyileşmesini zorlaştırıyor, işini iyi yapmasına engel oluyor, sağlık ve üretkenliğe zarar veriyor.
- Hastayken çalışmayı meşrulaştırmada, üst solunum yolları hastalıklarının Covid-19'un yanında "önemsiz" görülüyor olması da büyük rol oynuyor.
- Değişen normların yanı sıra artan işten çıkarmalar da çalışanları gerçekten kullanmaları gereken hastalık izinlerinden vazgeçmeye itebiliyor.
Çözüm önerisi: Uzaktan çalışan işgücünü yönetmek, yüz yüze çalışan işgücünü yönetmekten oldukça farklı; günümüzde en fazla tercih edilen hibrit çalışma da her iki sistemin avantaj ve zorluklarını biraraya getiriyor. Workplace Intelligence'ın yönetici ortaklarından Dan Schawbel, şirketlerin çalışanları ücretli izin ve hastalık izni kullanmaya aktif bir şekilde teşvik ederek bu sorunu çözebileceğini söylüyor.
"Firmalar sadece ücretli hastalık izni verip çalışanların bunu kullanırken kendilerini rahat hissetmesini bekleyemez. Çalışanları bu süreyi kullanmaya zorlamak ve örnek olmak yöneticilerin ve müdürlerin görevi."
İşe alım uzmanı Kathleen Quinn Votaw da şu ifadeleri kullanıyor:
"Biz, iş dünyası ya da akademinin liderleri olarak, biri kendi sağlığı ve diğerlerinin sağlığı için evde kalmaya karar verdiğinde bu açığı kapatmanın bir yolunu bulmalıyız."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Shell, küresel LNG talebinin 2040 yılına kadar %50 oranında artacağını tahmin etti. Pandemiden sonra değişen iş yapış biçimleri, hastalık izni almanın sınırları konusunda kafa karıştırıcı durumlara işaret etti.
15 Şub 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.



