ABD özel sektörünün geleceği


Daima temiz bir ev için: iRobot Roomba i7
Günlük kullanım için tasarlanan elektronik ekipmanlar, "tüketici elektroniği" olarak adlandırılıyor. Televizyonlar, bulaşık makineleri, bilgisayarlar, cep telefonları, elektrikli süpürgeleri gibi ürünler bu kategoride yer alıyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Amerika Birleşik Devletleri’nde seçilmiş başkan Joe Biden ve kabinesinin dört yıllık görev süresi, bu hafta çarşamba günü başlıyor. Süreğen sosyal adaletsizlik, iklim değişikliği ve neredeyse bir yıldır devam eden kamu sağlığı krizi gibi çok boyutlu sorunlar, yeni yönetimin önünde aşılması gereken en büyük engeller olarak görünürken bunlara ek olarak ülke ekonomisi de kırılgan bir durumda bulunuyor. Pek çok sektör, pandemi nedeniyle uzun süreli hasar alırken her hafta açıklanan işsizlik maaşı başvurusu istatistiklerinin hâlâ 1 milyona yakın seyrediyor olması da iş gücü piyasasının beklendiği şekilde toparlanamadığını gösteriyor. Peki, böylesine çetin koşullar altında dümene geçecek olan Biden yönetimi ABD ekonomisi ve özel sektörü için neler vadediyor?
- İlk adım: Joe Biden, göreve başlamasına günler kala toplam değeri 1,9 trilyon dolara ulaşan bir teşvik paketi tasarısı açıklayarak yönetiminin ekonomik toparlanmaya yönelik ilk somut adımını attı. “Amerikan Kurtarma Planı” ismiyle tanıtılan tasarı, vatandaşlara ek destek çekleri gönderilmesi, işsizlik yardımlarının süresinin uzatılması, kira ve gıda yardımlarının artırılması, çocuklu aileler için farklı destekler verilmesi ve federal asgari ücretin saatlik 15 dolara yükseltilmesi gibi pek çok kalem barındırıyor. Pakette vatandaşları merkeze alan önlemlerin yanı sıra küçük işletmeler için mevcut maaş koruma programından (Paycheck Protection Program – PPP) ayrı tasarlanan bir hibe programına 15 milyar dolar kaynak ayrılması ve girişimcilere düşük faizli krediler ile risk sermayesi sağlamak amacıyla yerel finansman programlarına 35 milyar dolar yatırım yapılması öngörülüyor. ABD’de sayısı 30 milyonu aşan küçük işletmeler, ülkedeki tüm ekonomik faaliyetlerin neredeyse yarısını ve her yıl yaratılan yeni işlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bununla birlikte küçük işletmeler, büyük işletmelere kıyasla pandemiden daha çok etkileniyor. Bu da ülkede hâlihazırda artmakta olan gelir eşitsizliğine ve ekonominin geleceğine olumsuz yansıyor. Bu nedenle Biden’ın küçük işletmeleri desteklemek için atacağı adımlar, ABD’deki toparlanma için kritik önem taşıyor. Biden yönetiminin bu alan için kampanya döneminde gündeme getirdiği başka vaatler de bulunuyor. Yönetim, küçük işletmeler için ayrı bir fon oluşturmayı, durumu iyi olan işletme sahiplerinin programlardan haksız kazanç elde etmesinin önüne geçmeyi, PPP gibi mevcut programların koşullarını küçük işletmelere daha iyi hizmet edecek hâle getirmeyi ve hak sahibi her işletmenin yardıma erişimini garanti altına almayı vadediyor.
- Büyükler: ABD (ve dünya) ekonomisinin başını çeken şirketler için önümüzdeki dört yıl, geride bıraktığımız dört yıl kadar rahat olmayabilir. Trump döneminde izlenen politikalar, özellikle büyük işletmelerin başarılı olması için elverişli bir ortam oluşturdu. 2016-2020 arasında özel sektörün büyükleri, ABD ekonomisinin geneline kıyasla çok daha iyi performans gösterdi. Bu dönemde ideal olmayan makro koşullara rağmen ülkedeki halka açık şirketlerin toplam piyasa değeri, GSYH’nin yaklaşık iki buçuk katına çıktı. Bu artışta önemli rol oynayan kurumlardan biri, 2017’de Trump'ın bizzat aday gösterdiği Jerome Powell başkanlığındaki Fed oldu. Trump’ın Yüksek Mahkeme’ye yaptığı atamalar sayesinde burada görülen davalarda işletmeler lehine çıkan kararların sayısı da arttı. Diğer yandan, 2017’de geçirilen Tax Cuts and Jobs Act isimli yasayla ABD’de daha önce %35’e kadar çıkabilen artan oranlı kurumlar vergisi %21’e sabitlendi. Joe Biden ve kabinesi, Kongre’nin her iki kamarasının da kontrolünün Demokratlara geçmesiyle Trump’ın getirdiklerini rahatça tersine çevirme gücüne sahip olacak. Biden’ın kampanya döneminde seçmenlere verdiği büyük sözlerden biri, Trump’ın vergi kesintilerini ilk günden geri çevirmekti. Bu kapsamda Biden, kurumlar vergisini %28’e çıkarmayı ve %15 oranında minimum vergi uygulamayı planlıyor. Bununla birlikte yeni başkan, yasal boşluklardan yararlanarak federal gelir vergisi ödemekten kaçınan Amazon gibi şirketlere değindiği bir röportajında ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şirketin milyarlarca gelir elde edip vergi ödemediği bir konumda olmaması gerektiğini ifade etmişti. Biden, bu duruşunu somut politikalara ve yasalara dönüştürdüğü takdirde büyük şirketlerin bilançoları önümüzdeki yıllarda son zamanlara kıyasla biraz daha zorlanabilir.
- Enerjide dönüşüm: ABD’yi Trump döneminde terk edilen Paris İklim Anlaşması’na döndürme sözü veren Biden, ülkeyi 2050’ye kadar iklim nötr hâle getirmek istiyor. Bazı şirketler, rüzgârın yönündeki değişimi sezerek daha yeni yönetim göreve başlamadan iklim konusunda adımlar atmaya başladı. Örneğin ülkenin en büyük enerji şirketlerinden ExxonMobil, geçtiğimiz ay sera gazı emisyonlarını azaltmaya ilişkin planını daha hırslı hedeflere sahip olacak şekilde güncellediğini duyurdu. Fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş planlarının hızlandırılması, petrol ve doğal gaz şirketleri için daha sıkı yasal düzenlemeler ve daha az destek anlamına gelebilir. Madalyonun diğer yüzünde, yenilenebilir enerji şirketleri ve elektrikli araç üreticileri için siyasi koşullar önümüzdeki yıllarda büyüme için daha elverişli olacak. Biden’ın enerji bakanı Jennifer Granholm, Michigan valisi olduğu dönemde eyalette elektrikli araçların geliştirilmesi ve üretilmesi için vergi teşviklerini hayata geçirmişti. Granholm, Biden döneminde ABD’nin Detroit merkezli büyük otomobil üreticileriyle özellikle ar-ge bağlamında daha yakın çalışma şansı elde edebilir. Diğer yandan, yatırımcıların Biden yönetiminden beklentileri de piyasaya yansımaya başladı. Geçtiğimiz yılın tamamında 17,1 milyar dolar kaynak girişinin yaşandığı alternatif enerji fonlarına bu yılın ilk iki haftasında 5,2 milyar dolar yatırım yapıldı.
- Teknolojinin geleceği: Trump yönetiminin son dönemlerinde tartışmalara ve davalara konu olan büyük teknoloji şirketleri, önümüzdeki yıllarda da düzenleyici kurumlardan gelecek baskılarla mücadele etmeye devam edecek. Veri gizliliği, algoritmaların şeffaflığı ve antitröst gibi konular teknoloji politikalarının merkezinde olacak. Bununla birlikte Biden, sosyal medya şirketlerini platformlarında yayımlanan içeriklerin yasal sorumluluğundan muaf tutan Section 230’nin yeniden düzenlenmesine yönelik açıklamalarda da bulunmuştu. Ne var ki, Demokratların kontrolündeki Kongre’nin teknoloji regülasyonu bağlamında girişimleri olacak olsa bile bu konu, söndürmesi gereken daha büyük yangınları olan Biden yönetiminin öncelikleri arasında üst sıralarda değil. Dolayısıyla büyük skandallar yaşanmadığı sürece teknoloji sektörünün işlerine her zamanki gibi devam edeceğini söyleyebiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
18 Ocak Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde, 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Joe Biden’ın yerel ekonomi politikaları, özel sektörün beklentileri ve ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının geleceği var.
18 Oca 2021

YAZARLAR

İren Can Kuyucu
İren, Koç Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Aposto'da ağırlıklı olarak piyasalar, ekonomi ve iş dünyası alanlarında yazıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




