ABD'den Türkiye'nin de dahil olduğu 60 ülkeye ek gümrük vergileri

ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301. Bölümü kapsamında yürütülen soruşturma sonucunda, ithalatının yüzde 99,4’ünü oluşturan 60 ticaret ortağına ek gümrük vergisi getirdi. Buna göre:
Zorla çalıştırma yoluyla üretilen ürünlerin ithalatına açık bir yasak getiren ya da bunu ticaret anlaşmalarıyla taahhüt eden ülkelere yüzde 10; böyle bir yasak koymayan ya da etkin biçimde uygulamayan ülkelere ise yüzde 12,5 oranında vergi uygulanacak.
Arjantin, Bangladeş, Birleşik Krallık, Kanada, Hindistan, Endonezya, Malezya, Meksika, Pakistan ve Sri Lanka’nın da aralarında olduğu bir grup ülke yüzde 10’luk dilime girdi. Avrupa Birliği, Tayvan, Japonya, Güney Kore ve İsviçre içinse mevcut gümrük oranlarına eklenecek artışlarla toplam vergi yükü yüzde 10 ya da yüzde 12,5’e tamamlanacak. Diğer 38 ülke, doğrudan yüzde 12,5’lik oranla karşı karşıya.
Türkiye’nin bulunduğu kategori: Yüzde 12,5’lik üst dilim
Türkiye; Çin, Hong Kong, Avustralya, Yeni Zelanda, Vietnam, Rusya, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulanacak ülkeler listesinde yer aldı.
Somut ürün listeleri parça parça açıklanırken tarifenin Türkiye’den ABD’ye giden geniş bir ürün yelpazesi için maliyeti artırması bekleniyor.
Vergiler ne zaman yürürlüğe giriyor?
Yeni tarifeler, 24 Temmuz Cuma günü itibarıyla ABD’ye giriş yapan ya da depolardan çekilen ürünler için uygulanmaya başlandı.
Bir adım geriden: Bu adım, Donald Trump’ın Nisan 2025’te “Kurtuluş Günü” olarak adlandırdığı çıkışla başlattığı ve yüzde 50’ye varan oranlarda gümrük vergileri içeren agresif ticaret hattının devamı niteliğinde. ABD Yüksek Mahkemesi, bu yılın başlarında, olağanüstü hâl yetkilerine dayanarak küresel ölçekte getirilen tarifelerin önemli bir bölümünü yasa dışı bularak iptal etmiş ve on milyarlarca dolarlık iade yolunu açmıştı.
Bunun üzerine Beyaz Saray, tarifeleri sürdürmek için yeni hukuki dayanaklar aramaya başladı. Son karar, 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301. maddesi üzerinden, “zorla çalıştırılan iş gücüyle üretilen malların ithalatına karşı ticari yaptırım” çerçevesine oturtuldu.
Trump yönetimi, ayrıca Kanada’dan ithal bazı ürünlere yüzde 50 vergi için 1930 tarihli Gümrük Tarifesi Yasası’nın 338. maddesini devreye sokmuştu. Şimdi ise 150 gün süreyle uygulanabilen ve 24 Temmuz’da süresi dolan küresel yüzde 10’luk tarifenin yerini, zorla çalıştırma gerekçesine dayalı yeni yapı almış oldu.
Hangi ürünler kapsam dışı bırakıldı?
Uygulama, resmiyette neredeyse tüm büyük ticaret ortaklarını kapsıyor, ancak bazı ürünlerde istisnalar var. ABD’nin açıklamasına göre şu kategoriler kapsam dışında tutuluyor:
Tarife gelmesi hâlinde ABD’de arz sıkıntısına yol açabilecek kritik hammaddeler.
Vergilendirme durumunda ekonominin işleyişini sekteye uğratabilecek kalemler.
ABD’de yeterli miktarda ya da makul fiyatlarla üretilemeyen ürünler.
Alternatif tedarik kaynağı bulunmayan mallar.
Tarife konmasının ilgili ülkelerin zorla çalıştırma uygulamalarını değiştirmeye anlamlı katkı sağlamayacağı düşünülen ürünler.
Pratikte bu, Washington’un hem insan hakları argümanını hem de kendi tedarik zinciri kırılganlıklarını birlikte tarttığı, hedefi geniş ama seçici deliklere sahip bir tarife sistemi kurduğu anlamına geliyor.
Washington ne diyor: 'İnsan hakları ve adil rekabet' vurgusu
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, 23 Temmuz’ta yaptığı açıklamada, yeni vergilerin ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla yürürlüğe girdiğini duyurdu ve adımı “Dünyanın her yerindeki işçilerin refahını iyileştirmek için, hem insan hakları ihlali hem de piyasayı bozan bir ticaret uygulamasını düzeltmenin başlangıcı” olarak tanımladı.
Washington’a göre zorla çalıştırmayla üretilen mallar, hem hak ihlali oluşturuyor hem de bu yöntemleri kullanmayan üreticileri haksız rekabete maruz bırakıyor. Yeni tarifeler, bu nedenle hem ekonomi hem de insan hakları ekseninde meşrulaştırılıyor.
Tepkiler: AB şaşkın, Brezilya ve Avustralya öfkeli
Karar, hedef alınan pek çok başkentte sert ya da mesafeli tepkilerle karşılandı. Avrupa Birliği adına konuşan Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yeni tarifeleri “şaşkınlıkla” karşıladıklarını söyledi; AB’de ücretli yıllık izin ve yüksek standartta çalışma koşulları bulunduğunu hatırlatarak Washington’ın zorla çalıştırma gerekçesinin kendi açılarından “sağlam bir temele dayanmadığını” savundu.
Çin, her türlü tek taraflı gümrük vergisine karşı çıktığını yineledi ve zorla çalıştırma iddialarını reddetti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, “Çin’de sözde zorunlu çalışma diye bir şey yok ve bunu siyasi manipülasyon için bahane olarak kullanmaya karşıyız” dedi. Buna karşın uluslararası insan hakları kuruluşları, özellikle Sincan bölgesindeki Müslüman azınlıklar arasında zorla çalıştırma vakalarının belgelendiğini hatırlatıyor.
Brezilya hükümeti, adımı “haksız” ve “keyfî” olarak niteledi ve Washington’ı korumacı ticaret politikasını desteklemek için işçi hakları gibi “hayati bir konuyu manipüle etmekle” suçladı. ABD’den sığır eti ve kahve gibi bazı ürünler için muafiyet sağlanmış olsa da Brezilya, yeni vergilere karşı “karşılıklılık yasası” çerçevesinde önlemler alacağını duyurdu.
Japonya, ticaretinin uluslararası kurallara uygun yürüdüğünü vurgulayarak karardan “üzüntü duyduğunu” açıkladı. Avustralya Ticaret Bakanı Don Farrell, tarifeleri “tamamen haksız” bulduklarını ve Avustralya mallarına uygulanan tüm ek vergilerin kaldırılması için Washington’a baskı yapmayı sürdüreceklerini söyledi.
Küresel ticaret için ne anlama geliyor?
Trump yönetimi, yıllardır gümrük vergilerini Amerikan sanayisini ve işçilerini “adil olmayan rekabete” karşı koruyan bir kaldıraç olarak sunuyor. Ancak yeni adım üç düzeyde tartışma yaratıyor:
Birincisi, hukuki çerçeve: Yüksek Mahkeme’nin daha önceki tarifeleri yetki aşımı sayıp iptal etmesinin ardından Beyaz Saray’ın 301. maddeye yaslanarak benzer etkiyi sürdürmesi, yürütmenin ticaret politikası alanındaki sınırlarının nerede çizileceği sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
İkincisi, insan hakları ve dış politika: Zorla çalıştırmayla mücadele, kağıt üzerinde geniş destek gören bir hedef. Ancak Brezilya ve AB örneklerinde olduğu gibi, Washington’ın bu dosyayı ne ölçüde ilkesel, ne ölçüde jeopolitik ve ekonomik çıkar odaklı kullandığı, hedef ülkelerde “çifte standart” eleştirilerini besliyor.
Üçüncüsü, tedarik zincirleri ve enflasyon: Çok taraflı ticaret sisteminin çözülmeye devam ettiği bir dönemde, ABD’nin ithalatının neredeyse tamamını etkileyen yeni bir vergi katmanı, hem küresel tedarik zincirlerinde yeni kaymalar hem de orta vadede fiyat baskısı anlamına gelebilir. Türkiye gibi yüzde 12,5’lik üst dilimde yer alan ülkeler içinse ABD pazarına erişim maliyetinin hissedilir biçimde artması gündemde.
Kısacası, Washington’un insan hakları argümanıyla süslediği bu hamle, fiiliyatta Trump dönemi ticaret savaşlarının yeni perdesi olarak okunuyor; faturanın ne kadarının zorla çalıştırmayı gerçekten azaltacağı, ne kadarınınsa küresel ekonomideki güç mücadelesine yazılacağı ise önümüzdeki aylarda netleşecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Canlı Gündem
Anbean ekonomi, iş dünyası, teknoloji, politika ve kültür-sanat gündeminin en önemli maddeleri. Kısa, yalın, öz bir şekilde.

