Albüm incelemesi: Kasabian -Happenings

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Happenings
Süre: 28 dakika
Plak şirketi: Sony Music
Yayın tarihi: 5 Temmuz 2024
İngiliz rock grubu Kasabian’ın solisti Tom Meighan, 2020 yılının ortasında, pandemi yeni başlamışken sosyal medya hesabından bir gönderi yayımlayarak gruptan ayrıldığını duyurdu. Kasabian ise bu ayrılığın grup üyelerinin ortak kararı olduğunu açıkladı:
“Tom bir süredir kişisel problemlerle boğuşuyordu ve bu da onun davranışlarını etkilemeye başlamıştı. Bundan böyle tüm enerjisini hayatını düzene sokmak için harcayacak.”
Açıklamadan kısa süre sonra bu kararın müzikal bir anlaşmazlık nedeniyle alınmadığı ortaya çıktı. Meighan, eski nişanlısı Vikki Ager’a şiddet uyguladığı gerekçesiyle mahkemeye çıkıyordu. Sanatçı, hakkındaki tüm suçlamaları kabul etti ve 18 ay kamu hizmetiyle cezalandırıldı.
Grup ise gerçekler ortaya çıktıktan hemen sonra başka bir açıklama yayımladı:
“23 yıl boyunca bu noktaya gelmek için çok çalıştık, geleceğe dair büyük planlarımız vardı. Kalbimiz kırık. Tom’dan gruptan ayrılmasını istemekten başka seçeneğimiz kalmamıştı. Hakkındaki suçlamayı öğrenir öğrenmez grup olarak onunla daha fazla çalışmama kararı almıştık. Şiddetin bahanesi ve affı olmaz.”
Meighan ise rehabilitasyon sürecine girdiğini söyleyerek herkesten özür diledi.

Grup, yaşanan bu olaylardan sonra Meighan’sız ilk albümü The Alchemist’s Euphoria’yı 2022’de yayımladı. Bu albümle birlikte grubun daha önce solo projelere de imza atan gitarist ve geri vokali Sergio Pizzorno ana solist görevini üstlendi. Albüm ise başarısız şarkı sözleri ve bir geçiş dönemini yansıtmasıyla dikkat çekti. Grup, aldıkları tüm olumsuz eleştirilere kulaklarını tıkadı ve iki yıl aranın ardından Happenings’i dinleyicisiyle buluşturdu. Bu yeni albüm, Pizzorno’nun grubun müziğini tamamen değiştirmesi ve Meighan’ın izlerinin silinmesinin simgesi olarak dikkat çekiyor. 2020 öncesinde herhangi bir Kasabian konserini izlediyseniz Meighan’ın sahnedeki taşkınlıklarına da mutlaka denk gelmişsinizdir. Pizzorno, Meighan’ın maskülen sahne performansından uzaklaşıyor, müziğini daha sıcak ve enerjik bir hâle getiriyor. Synth’lerin ağırlıkta olduğu albümde indie rock ve elektronik müzik biraraya geliyor.
Kulakta kötü bir his bırakıyor
10 şarkılık albüm Darkest Lullaby ve Call parçalarıyla açılıyor. Baskın dans ritimlerine sahip şarkılar, Pizzorno’nun solo projesi The SLP’nin müziğini andırıyor. Özellikle Call, 2000’li yıllardan çıkıp gelen bir elektronik parça hissi yaratıyor. Bu eseri konserlerde dinlemenin eğlenceli olacağı kesin fakat modası geçmiş altyapısıyla kulakta kötü bir his bırakıyor.
Pizzorno, Call’un albüm için yazılmış ilk eser olduğunu söylüyor ve ekliyor:
“Bir tür psiko-pop şarkısı. Vahşi tonlara sahip kısa bir kayıt. Gerçekten eğlenceli ve anı yaşadığınızı hissettiriyor. Bu şarkıyı bitirdiğimde bu parça kime aitse hemen onun konserine gitmek istediğimi hissettim. Bu albümdeki her şey bu şarkıdan ve histen etkilendi.”
Gerçekten de dediği gibi en uzunu üç dakika olan 10 şarkının her biri canlı performanslar için kurgulanmış gibi...
Tuhaf olmak o kadar da kötü değil
İki dakikadan az süren How Far Will You Go, Arctic Monkeys etkisine sahip. Şarkının nakaratı dinleyicilerin konserlerde kendilerine rahatça eşlik etmeleri için tasarlanmış. Coming Back To Me Good ise neşeli bir eser. G.O.A.T sözleriyle cesaret verici bir hava yaratıyor. Passengers, albümdeki en vasat şarkılardan biri. Balat gibi başlıyor, tempo bir düşüyor bir yükseliyor ve cover yapan bir grubun ilk single çalışmasıymış gibi kafası karışık bir hâlde son buluyor.
Hell Of It ve Italian Horror oldukça dar bir ses aralığında Kasabian ruhunu dinleyicisine sunan parçalar. Bird In a Cage ile dans pistine geri dönüyoruz ve elektronik bir rock şarkısı dinliyoruz. Albümün kapanışını yapan Algorithms sözleriyle kendini çoğunlukla yetersiz veya dışlanmış hisseden bir nesle sesleniyor. Tuhaf olmanın o kadar da kötü olmadığını hatırlatıyor.
“We’re not here for a long time/Just here for a good time
This one’s for the zeros
One day we’ll be heroes”

Vasat ve basmakalıp şarkılar
Kasabian’ın müziğinin değişmesi ve elektronik müzik sularında yüzüyor olması anlaşılır bir durum. Zaten albümün en büyük sorunu da asla bu değil. Sorun her şarkının geçmişin gölgesinde kalması ve basmakalıp olması. Albümün kapak çalışması bile bu hisse ortak oluyor. Mark Ralph’in yapımcılığını üstlendiği bu 10 şarkıda 1950’lerin sonundaki performans sanatından ilham aldıklarını söylüyorlar fakat bu referansın hissedildiği hiçbir söz ya da müzik işitemiyoruz.
Kısacası Sergio Pizzorno, Chris Edwards, Ian Matthews ve Tim Carter, ne yazık ki alternatif rock klasiği şarkılar ortaya koyamıyor. Dinleyiciye sadece canlı sahnelerini devam ettirecek bir ara albüm sunuyor. Kasabian isimli farklı bir grubun Happenings adındaki 28 dakikalık bir çalışmasını dinliyormuşuz gibi... Grup, Pizzorno’nun The SLP projesinin adını alsa, bu pek de sıkıntı olmayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Céline Dion, geçen hafta yayınlanan belgeseli "I Am: Céline Dion" ile sevenlerinin karşısına en yalın ve gerçek hâliyle çıkıyor. Kasabian'ın geçmişin gölgesinde kalan yeni albümü "Happenings" umut vadetmiyor.
08 Tem 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.




