Alo Çekirdek Bırakma Hattı

Başladı mı sonu gelmeyen bu dudak tiryakiliğinin sorumlusu siz değilsiniz.
Alo Çekirdek Bırakma Hattı

Anadolu Efes #n
Anadolu Efes ile birlikte

Ustaların işi: +1 Dinlendirme Tekniği

İlk örneklerine binlerce yıl önce Göbeklitepe'de rastlandığı bilinen, su ve çaydan sonra tüm dünyada en çok tüketilen içecekler arasında yer alan bir kadim içecek desek, Apéro’nun sıkı takipçilerinin yanıtı aramadan bulacağından şüphe…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Dudağınız uyuşmuş, kolunuz yorulmuştur. Dilinizdeki sızı, bırakmanız için âdeta yalvarır. Ama siz alnınızda beliren sivilceye bile aldırmadan robotik çitleme ritüelinize devam eder; cesaretinizi toplayıp “bu son” dediğiniz anda denk gelen acı çekirdeği bastırmak için yediğiniz fazladan bir avuç çekirdeğe gizliden gizliye sevinirsiniz. Üzülmeyin. Başladı mı sonu gelmeyen bu dudak tiryakiliğinin sorumlusu siz değilsiniz. Suç, sesi baharat niyetine kullanan “gürültülü yiyecekler”de.

Neden bırakamıyoruz? Gastrofizik: Yeni Yeme Bilimi kitabının yazarı deneysel psikolog Charles Spence, yediklerimizi yalnız dilimizle değil; gözlerimiz, ellerimiz, burnumuz ve kulaklarımızla tattığımızı ifade ediyor. Buna göre ses, çoğu kez göz ardı ettiğimiz bir tat. Halbuki bir yiyecek ne kadar gürültü çıkarıyorsa, beynimiz onu o denli taze ve sağlıklı algılamaya meyilli oluyor. Beyin, yiyeceğin tadını aldıktan kısa bir süre sonra ilgisini kaybedip ilişkiyi koparmaya niyetlenirken, gürültü onu sürekli uyanık tutmayı başarıyor. Bu sayede yiyeceğin tadını daha uzun süre algılayıp yemeye devam ediyoruz. Aynı cipsi yiyen iki gruptan kulağına elektronik ortamda artırılmış çıtırdama sesi verilenlerin yediğini daha lezzetli bulması sürpriz değil. Spence deneylerini bisküvi, cips, patlamış mısır gibi “eğlencelik” gıdalar üzerine yapmış olsa da hazır konumuz kuruyemişken, Anadolu’nun “eğlencelik” adıyla bildiği hipnotize çekirdeği de bu teoriye dâhil etmemiz yanlış olmaz. Nitekim çekirdek çitlemek, onomatope, yani ses yansımasından oluşan ismiyle bile başlı başına gürültünün hazzına yenik düştüğümüz bir yeme eylemi.

Anadolu’nun eski çekirdekleri: Çekirdek deyince aklımıza hemen ayçekirdeği geliyor. Fakat 1945’te Trakya topraklarına tutunan ayçiçeğinden önce anmamız gereken başka aktörler de var. Büyüklerimizin sıfır atık prensibinden nasibini alan kavun, karpuz ve kabak çekirdeği gibi. Kavun ve karpuz çekirdeği, daha çok Güneydoğu Anadolu’da yaygın bir oyalanma şekli. Kavun çekirdekleri su ve peynir altı suyuyla kaynatılıp kavrulduktan sonra çitleniyor. Karpuz çekirdekleriyse kayganlığını alsın diye küllü suya emanet ediliyor. Revaçta olduğu yerlerden Diyarbakır, iki kez tuzlayıp nemli bırakırken, Gaziantep hızlıca bir kez tuzluyor. Ege ve Batı Akdeniz kıyılarına yerleşmiş Sefarad Yahudilerinin güneşte kurutup kavurarak “pipitas” (Ladino dilinde “çekirdek”) adıyla andığı koca karpuz düğmeleri de ülkenin batısında sahne alan çitleme korosunun enstrümanı. Kabak çekirdeğine gelirsek, gözümüzü Orta Anadolu’ya, bilhassa Nevşehir’e çeviriyoruz. “Kadıntırnağı, gelintırnağı” gibi isimlerle de bilinen uzun, ince Ürgüp sivrisinin sırrı, tuzlu süt karışımında dinlendirilip kavrulması. Tabii kabak çekirdeği sevdalılarını besleyen coğrafi işaretli Kayseri Tomarza kabağına da saygı duruşunu ihmal etmemek gerek.

Ayçekirdeği başrolde: Adıyla geceyi çağrıştırsa da güneşe tapan ayçiçeği, ışığını arayan kara sevdasıyla sanatsal, itaat etmeyi öğreten yaşamıyla da dinsel bir sembol olarak karşımıza çıkar. Yani Van Gogh’un 1880’leri sarıya boyayan ayçiçekleri, o dönem bizim için bir besin değeri taşımaz. Orta Amerika’da doğan bitki, ancak 1945’te ülkemize giriş yapar. Çekirdeğinin bilinmesinde, 1950 yılında Bulgaristan’dan aldığımız göçlerin etkisi olduğu söylenir. Bugün yağlık ayçiçeğimiz Trakya’da yetişirken, çitlediğimiz çizgili “pijamalı” ile tombul “dakota” versiyonları Orta ve Doğu Anadolu’dan gelir. Her ne kadar geçmişte kavun, karpuz ve kabakla çitlemeye antrenmanlı bir millet olsak da ayçekirdeğini tahta çıkaran şey şüphesiz ki Yeşilçam rüzgârıdır. “Sultan” filminde Şener Şen’in bebeleri sevindireyim derken, Adile Naşit’in talimatıyla tüm mahalleye satın aldığı çekirdek, yazlık sinemaların patlamış mısırıdır.

Koskoca beyaz perdeden, evimizdeki ufak ekranlara düşen filmlerin yol arkadaşı bugün de çekirdek. Ama kumandaya yerleşen yeni makinist Netflix, çekirdeği bırakıp tuşa basmamıza bile fırsat vermeden ileri sararken, etrafta yabancılar olmadan dilediğimiz desibelde çitleme özgürlüğü, bizi adım adım yeni bir kamu spotuna doğru sürüklüyor: Alo Çekirdek Bırakma Hattı.

İllüstrasyon: Ece Tugay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🥜 Gönüllere taht kurmuş yancı: Çerez

Haftanın çitleten menüsü: Çekirdek kaderdir, MSG hakkında bilinmesi gerekenler, yeni çerez fikri

24 Şub 2021

Anadolu Efes ile birlikte
🥜 Gönüllere taht kurmuş yancı: Çerez

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları