Angel Olsen'ın oyun alanı: Cosmic Waves Volume 1

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Angel Olsen, Cosmic Waves Volume 1
Süre: 42 dakika
Plak şirketi: somethingscosmic
Yayın tarihi: 6 Aralık 2024
Angel Olsen’ın parçaları dinleyicisini hafif bir melankoli ile sarmalar. Şarkı sözlerinde söylemekten kaçındığınız birçok sözcüğü dile getirir. Melodilerini dinlerken gözlerinizi kapadığınızda bağımsız bir filmin başrolü gibi hissedersiniz. Kendisi de şarkı yapma sürecinin iyileştirici bir ritüel olduğundan bahseder. Olsen ile yıllar önce yaptığım bir röportajda da müzik için hep bir neden arayışı içinde olduğunu vurgulamıştı:
"Bir anlamda müziğe ve bir şeylerden ilham almaya devam edebilmem için, sektörün aslında müziğe başlamamı sağlayan öznel sebeplerden beni uzaklaştırmasına engel olmak için kendime yeni nedenler bulmalıyım. Dolayısıyla benim bir albümümü ya da şarkımı dinlerken duyduklarınız kendim için yeni bir şeyler yapmak adına attığım bir adımı simgeler.”
Sanatçı, her albümünde sesini mükemmel bir şekilde kullanmakla kalmıyor dinleyicilerinin müziğini yeni bir bağlamda keşfetmelerini de sağlıyor. Bazen büyük festival sahnelerine uygun eserler yaratır bazense çok daha küçük konser mekanlarını kapsayan turneler için şarkılarını daha basit bir hâle getirir.

Angel Olsen, geçen Cuma bu yaklaşımını yansıtan çok özel bir albüm yayımladı: Cosmic Waves Volume 1.
10 şarkıdan oluşan çalışmanın kürasyonu da sanatçıya ait. Birkaç yıl önce sessizce somethingscosmic adında yeni bir oluşuma imza atan Olsen, bu girişimi istediği zaman ve şekilde müzik yayınlama esnekliğine sahip olmak için kurduğunu söyledi. Somethingscosmic’in ikinci çalışması olan Cosmic Waves Volume 1 da diyalog olarak yeniden tasarlanmış derleme bir albüm. A yüzünde Olsen’ın farklı dönem ve yaklaşımlardan seçtiği sanatçılar Poppy Jean Crawford, Coffin Prick, Sarah Grace White, Maxim Ludwig ve Camp Saint Helene var. Her sanatçı kendi şarkılarını seslendiriyor. B yüzünde ise bu sanatçıların daha önce seslendirdiği şimdiyse Olsen’ın sesinden işittiğimiz cover'lar yer alıyor.

Derlemenin A yüzü Poppy Jean Crawford’ın Glamorous gibi sert bir şarkısı ile açılırken B yüzü Angel Olsen’ın seslendirdiği Crawford’ın The Takeover şarkısının oldukça karanlık bir cover’ıyla başlıyor. Olsen, Crawford’u neden seçtiğini şu sözlerle anlatıyor:
"İyi arkadaşım Angela Ricciardi ile Poppy’nin The Giver Gives to Give filminde başrol oynaması hakkında konuşuyorduk. Şarkının genel havası 30’lar dönemi güzelliğine sahipti. Angela, Poppy’nin erken dönem demo grunge şarkılarından birini de benimle paylaştığında büyülenmiştim. Poppy bana gitar müziğinin geri döneceği konusunda umut veriyor. Pop için yaratılmış çok güçlü bir sese ve her zaman ilişki kurabildiğim türden bir öfkeyi ileten bir keskinliğe sahip."
Karanlığın içinden gelen şarkılar
Coffin Prick’in Blood’ı psikedelik etkiye sahip. Sarah Grace White’ın seslendirdiği Ride ise Angel Olsen’a en yakın tona sahip şarkı. Klasik bir Angel Olsen eseri gibi basit ve duygusal. Maxim Ludwig, Make Believe You Love Me adlı minimalist bir aşk şarkısıyla yer alıyor. Camp Saint Helene’in Wonder Now’daki etkileyici folk tarzındaki sesi ve melodileri bize bu derlemenin benzersiz bir çalışma olduğunu kanıtlıyor.
Angel Olsen kısmına gelirsek: Bugüne kadar dinlediğiniz tüm cover'ları unutun. Olsen, sanatçı dostlarının şarkılarını öyle özgün bir forma sokmuş ki bu eserler, adeta günümüzde yazılmış yeni şarkılar gibi hissediliyor. Poppy Jean Crawford’ın The Takeover şarkısını derin bir hüzünle seslendiriyor, neşeli bir ruh hâlinde bile olsanız bu şarkıyı dinledikten sonra karanlık bir atmosferin içine çekiliyorsunuz.

Coffin Prick’in Swimming’ine sadece bir solo gitar ve evde kaydedilmiş hissi veren ham bir vokal ekleyerek şarkıya sade ve etkileyici bir hava katıyor. Sarah Grace White’ın Sinkhole’unu ise folk melodilerle yeniden yorumluyor. Maxim Ludwig’in Born Too Blue şarkısına kendine has sinematografik bir dokunuş ekleyerek bambaşka bir duygu yoğunluğu kazandırıyor. Albüm Camp Saint Helene’in Farfisa Song parçasının kapkaranlık bir düzenlemesi ile kapanıyor.
Sevdiği müzisyenlere ve keşif ruhuna saygı duruşu
Angel Olsen, bu albümün kendisi için neden özel olduğunu şu sözlerle anlatıyor:
"Küçük bir kaset şirketi aracılığıyla müzik sahnesine çıkan biri olarak, keşif ruhunu korumak ve ilk albümüm Strange Cacti'yi devam ettirmek için müziğinden etkilendiğim sanatçıları ve arkadaşlarımı desteklemek ve onlarla işbirliği yapmak istedim. Başka bir sanatçının şarkısını cover'lamanın eşsiz ve özel bir yanı olduğunu düşünüyorum. Hepimiz kendi şarkımızı yaparız ya da yapmaya çalışırız tabii ama şahsen bir başkasının sözlerine ve melodilerine bu kadar içten bir biçimde dahil olduğumda her zaman yeni bir şeyler öğreniyorum. Zaman zaman kendimi farklı tarzlardaki şarkıların içine sokmanın yeni düşünme ve yaratma yolları açtığına inanıyorum."
Angel Olsen, bu albümle bir cover çalışmasının nasıl daha yaratıcı ve farklı bir şekilde sunulacağını ustalıkla ortaya koyuyor. Bize ise dinlemek kalıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Seda Erciyes'le ilk albümü "Bataklığımda"yı konuştuk. Yapay zeka ile müzik üreten Heingart’ın sahibi Volkan Samet Altuntaş'a müzik dünyasında yaşanan değişime dair fikirlerini sorduk.
09 Ara 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




