Aronofsky'nin balinası

Brendan Fraser'in geri dönüşü, The Whale'in sorunlarını görmezden gelmeye yeter mi?
Aronofsky'nin balinası

17 Mart - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Bir İrlanda bayramı: The Irish Spirit ’le St. Patrick’s Day Yeşilin belki de en güzel tonlarına ev sahipliği yapan İrlanda bugün daha da bir yeşil. Tahminin doğru sevgili Duende okuru: Bugün İrlanda’nın ulusal bayramı St. Patrick’s Day kutlamalarını ve geleneklerini yakın markaja alıyoruz. Nedir? İrlanda’nın koruyucu azizlerinden Aziz Patrick’in anıldığı St. Patrick’s Day , her yıl Aziz Patrick’in ölüm günü olarak kabul edilen 17 Mart ’ta büyük festivallerle kutlanıyor. İrlanda’da ve dünyanın dört bir yanında yaşayan İrlandalılar, hem eğlenmek hem de kökleriyle buluşmak için soluğu sokaklarda alıyor. St. Patrick’s Day geleneklerine bir göz atalım: Üç yapraklı yonca: İrlanda halkının Hristiyanlıkla tanışmasında önemli bir rolü bulunan Aziz Patrick, ünlü bir rivayete göre halka Kutsal Üçleme’yi anlatırken üç yapraklı yoncalar kullanırmış. Zamanla ülkenin sembolü hâline gelen yoncalar, şapkalardan içecek ambalajlarına kadar tüm St. Patrick’s Day süslemelerinde de yerini almış. Cüceler: İrlanda kültüründeki yeri Hristiyanlık öncesi döneme kadar dayanan, ayakkabıcılıkla uğraştığı ve büyük hazineler sakladığı düşünülen cüceler ( leprechaun ), St. Patrick’s Day kutlamalarının da vazgeçilmezi. Yeşil giymek: Bu bir gelenek değil, adeta bir zorunluluk. Baştan aşağı yeşil giyinip yeşil silindir şapkalarını ve yonca biçimli yeşil gözlüklerini takan İrlandalılar, tüm sokakları yeşile boyamak üzere yola koyuluyor. İrlanda ruhunu Türkiye’ye taşıyan The Irish Spirit ’i buradan takip edebilirsin. Lá Fhéile Pádraig sona duit!

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: The Whale

Yönetmen: Darren Aronofsky

Yapım yılı: 2022

Jenerik: Pi, Requiem for a Dream, The Wrestler ve Black Swan gibi filmleriyle tanıyabileceğin Darren Aronofsky’nin yeni filminin ilk gösterimi geçtiğimiz Venedik Film Festivali’nde yapıldı; festivalin yarışma bölümünden eli boş dönse de, özellikle Brendan Fraser’ın performansıyla konuşulmaya başladı. 90’lar ana akım filmlerin popüler yıldızı, sinemadan uzak kaldığı uzun yılların ardından bu filmle geri dönmüştü. Ödül sezonu boyunca Austin Butler (Elvis) ve Colin Farrell’la (The Banshees of Inisherin) rekabet eden ve birçok eleştirmen grubunun yanı sıra ABD Oyuncular Birliği (SAG) tarafından da ödüllendirilen Fraser, sezonun finali niteliğindeki 95. Akademi Ödülleri'nde de yüzü gülen isim oldu. The Whale, En İyi Erkek Oyuncu kategorisinin yanı sıra En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı kategorisinde de Oscar ödülüne layık görüldü. Samuel D. Hunter’ın aynı adlı tiyatro oyunundan kendisi tarafından uyarlanan film, ciddi obezite sorunları olan Charlie’nin yıllar önce terk ettiği kızıyla arasını düzeltme ve kendini affettirme çabalarını konu alıyor.

Neden önemli? 95. Akademi Ödülleri’nin oyunculuk Oscar’ları, kariyerleri boyunca ya da kariyerlerinin bir noktasından sonra etnik kökenleri, filmografilerinde farklı olmayı seçtikleri ya da yaşadıkları istismarlara ses çıkardıkları için görmezden gelinen ve kenara itilen dört isme gitti. Bunlardan biri de Brendan Fraser’dı. 90’ların sonu ve 2000’lerin başında George of the Jungle, The Mummy serisi ve Bedazzled gibi ana akım filmlerle popülerleşmiş Fraser, 2003 yılında Hollywood Foreign Press Association’ın (Hollywood Yabancı Gazeteciler Birliği) o dönemki başkanı Philip Berk tarafından cinsel tacize uğradığını 2018’de açıkladı. Yaşadığı travma sağlık sorunlarıyla birleşince oyunculuğu bırakma raddesine gelmiş, köşesine çekilince yıldızı sönmüş, yıllarca ufak rollerle yaşamını sürdürmeye çalışmıştı. Elindeki bir diğer film Everything Everywhere All at Once sayesinde halihazırda fırtınalar estiren A24’un dağıtımcılığını üstlendiği The Whale’in tüm ödül sezonunu anlatısı, Fraser’ın geri dönüşü üzerine kuruldu.

Sinema endüstrisindeki güçlü erkeklerin inşa ettiği, kabul görülmüş istismar düzeninin mağduru olmuş ve 2010’ların sonunda #MeToo hareketi sayesinde seslerini yükseltmeye başlamış kişilerin bireysel ve kolektif hikâyeleri pek tabii ki önemli. Fakat kendi hikâyesini anlattıktan sonra kariyerini yeniden raya oturtan Fraser’ın geri dönüşü, The Whale’in sorunlarını görmezden gelmemiz anlamına gelmeli mi? Filmin ileri derecedeki obezitesi yaşamını tehdit etmeye başlamış olan baş karakteri Charlie, “Kim benim hayatının bir parçası olmamı ister ki?” ve benzeri söylemleri ve kimseye gözükmemek için kendini evine hapsettiği düzeniyle obeziteyle yaşayanları acındırmak ve canavarlaştırmak arasında gidip geliyor. Üstelik oyuncusunu makyaj efektleriyle “obezleştiren” bu filmin başlığına taşıdığı “Balina” sözcüğü, karakterin yaşamı ve hikâyesinde önemli bir detay olan Moby Dick referansından bihaber olanlar için bambaşka çağrışımlar yaratıyor. Charlie’nin “bu hâle” gelmesinin sorumlusu olarak cinsel yöneliminin seçilmesi, eşini ve çocuğunu bir erkek için terk etmiş olmanın cezasını çekiyor olduğu iması filmin sorunlu söylemlerini çeşitlendiriyor.

Öte yandan biçimsel olarak The Whale, sinemanın gücünden hiçbir şekilde faydalanmayan o tiyatro uyarlamalarından biri. Tek mekânda geçen ve diyaloglardan ibaret olan bu uyarlama, yan karakterlerin yalnızca Charlie’nin etrafında oldukları sürece var olduğu bir “sahneden” ibaret sanki. Bu yan karakterlerden biri, yılın en iyi yardımcı oyuncu performanslarından birini ortaya koyan Hong Chau tarafından canlandırılsa bile…

Nerede izleyebilirsin? The Whale hâlen sinema salonlarında gösterimde. 

Alternatif işler:

  • About Schmidt (2002, Alexander Payne)
  • Manchester by the Sea (2016, Kenneth Lonergan)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Slowthai'ın öz sevgi çağrısı, Maffy'nin cazı

Slowthai'ın kaosun korkusundan huzurun kucağına yolculuğu, Maffy Falay'ın 1. ölüm yıldönümünde Maffy's Jazz belgeseli, Aronofsky'nin balinası.

17 Mar 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Arda Caboğlu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Nahit-Huma Kabakcı Koleksiyonu Lidice’de: Bir koleksiyon nasıl kamusal hafızaya dönüşür?

Babası Nahit Kabakcı Koleksiyonu’ndan devraldığı koleksiyonculuk mirasını bugün paylaşma, dayanışma, sergileme, kuşaklararası aktarım üzerinden yeniden düşünen Huma Kabakcı ile bir koleksiyonun kuşaklar boyunca geçirdiği dönüşümü, koleksiyonerliğin kamusal sorumluluğunu, Türkiye’den Orta Avrupa’ya uzanan diyalog alanlarını ve Lidice ile kurulan işbirliğini konuştuk.

Melike Bayık

·

07 Ağu 2026

Nahit-Huma Kabakcı Koleksiyonu Lidice’de: Bir koleksiyon nasıl kamusal hafızaya dönüşür?
DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?