Ayrton Senna’nın ilk akşam yemeği

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Bazı sporcular, yalnızca kendi dallarında iz bırakarak yetinmez, spor tarihine de damga vururlar. Michael Jordan, Diego Maradona, Roger Federer, Tom Brady, ve elbette G.O.A.T teriminin esin kaynağı Mohammed Ali, bu isimlerden birkaçı. Formula 1’de ise, akımın temsilcisi Ayrton Senna’ydı, ve başarısının ipuçları kariyerinin ilk adımlarında gizli. 94’teki kazasının yıldönümünde, kötü yerine iyi anıları hatırlamak çok güzel olabilir.
13 yaşında profesyonel karting kariyerine başlayan Senna, zamanla ikincilikler elde etmeye başlayınca bunun yeterli olmadığını ilk kez farketti. Genç yaşlarında İngiltere’ye yerleşen Ayrton, Formula 1600 ve Formula 3 serileriyle birlikte, prestijli Macau Grand Prix’sini de kazanarak büyük takımların ilgisini çekmişti.
Senna, yıllar sonra dramatik şekilde yollarının birleşeceği Williams’ın sahibi Frank Williams’a bir yemekte şöyle der: “Bak, herkes benle kontrat imzalamak ister.". Karizmatik Frank ise oralı bile olmaz, ama bir test teklif eder ve Temmuz 83’te Donington Park için sözleşirler. İlk kez bir F1 aracına oturan Ayrton, takımın mevcut pilotları Keke Rosberg ve Jacques Laffite’den daha hızlı turlar atar. Ancak ikisinin de kontratı devam ediyordur, Williams etkilenmekle yetinir.

Ekim ayında, aynı şey McLaren’la da yaşanır. Ron Dennis’in test sonrası röportajında, sesi kapatıp yalnızca beden dilini izleseniz dahi büyülenme ve kafa karışıklığı içerisinde olduğunu hissedebilirsiniz. McLaren’in 1984 için Niki Lauda ve Renault’dan yeni gönderilen Alain Prost’la anlaşması vardır, bu yüzden olsa olsa F2’de bir koltuk teklif edebilir, ama Brezilyalı zaten başka takımlarla da görüşme halindedir.
Brabham, bu takımlardan biriydi ve başında cimri Bernie Ecclestone vardı. Ayrton’a bir teklif yapar. Senna, koltuk arayan çaylak adayı bir pilot değilmişçesine, “Benim şu ana kadar başardıklarımı ödüllendirmiyorsun, teklifi yükseltirsen tekrar düşünürüm.” diyerek rest çeker. Kasım ayında yapılan testte de işler çok iyi gitmeyince takımın pilotu Piquet’den 2 saniye yavaş kalır, ve bu hikaye de başlamaz.
Ayrton, birkaç ay önceki McLaren testiyle aynı gün, ufak takım Toleman’la da sürüş yapmıştır. Onlar, büyük takımlar gibi değildir ve kendisini yarıştırmaya çok isteklidir. İleride Benetton’a ve devamında Renault’ya evrildiklerinde Schumacher ve Alonso’yla yapacaklarına benzer şekilde, yetenekli bir genç pilotla arka-orta sıralarda fark yaratabileceklerinin farkındalardır.

Haklı da çıkarlar. Ayrton, ilk yılında bitirdiği altı yarışın beşinde puan alır ve tartışmalı Monako GP’si de dahil olmak üzere 3 kez podyuma çıkar. Altı kez mekanik sorun yaşar ve yalnızca iki kaza yapar, ki bunlardan bir tanesi çok ilginçtir.
F1 tarihinin en vahşi yarışı olarak gösterilen 84 Dallas GP’sinde, spin atarak en geriye düşer. Buna rağmen tırmanıp puan barajını zorlarken, son turlarda aracı duvara sürterek yarış dışı kalır. Senna, garaja döndüğünde gelmiş geçmiş en sıradışı sürücü bahanesini öne sürecektir: “Duvar yerinden oynamış olmalı!”.
O zamanlar Toleman’da çalışan Pat Symonds “Tabii canım.” gibi bir tepki verse de, Ayrton kendisinden öyle emindir ki, gidip birlikte kontrol ederler. Brezilyalı haklı çıkar! Portatif duvar, yarıştaki başka bir temas yüzünden 5-10mm yerinden oynamıştır.

Senna, saf hızı ve keskin sürüşü kadar, sporun en güçlü isimlerine dahi taviz vermemesiyle ve kendine olan inancıyla da herkesi büyüledi. Pistte acımasızdı, ama dışarıda ihtiyacı olan insanlara elini uzatmaktan da geri durmadı. Kazandıkça büyüdü, büyüdükçe mütevazılaştı. “God-given right to win” sözü, onu en iyi tanımlayan sıfattı belki de...
“Eğer tanrı sizin tarafınızdaysa, her şey daha nettir. Ama bu bile sizi ölümsüz yapmaz.”
-Ayrton Senna
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
11 yıl sonra şampiyon olan Inter, Alperen Şengün'ün draft hedefi, Ebrar Karakurt'un İtalya transferi ve Portekiz'de hata yapmayan Lewis Hamilton. Pazartesi spor gündeminiz hazır.
03 May 2021

YAZARLAR

Talha Arslan
Michael Schumacher’i izleyerek büyüdü. Kendisini ikinci babası, Vettel’i de abisi zannediyor. Koç Üniversitesi mezunu, danışmanlık yapıyor. Çok gezdi, fotoğraf çekiyor, yazıyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




