Bayilerden e-posta kutularına


Gelecek Onların Elinde: Kellogg, ihtiyaç sahibi çocuklara tablet hediye ediyor Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) Covid-19 salgının çocukları ve eğitimlerini nasıl etkilediğine dair raporu; her 7 çocuktan 1'inin yüz yüze eğitim imkânının dörtte üçünden fazlasını salgın sebebiyle kaçırdığını, 168 milyondan fazla çocuğun okulları kapandığı için yüz yüze eğitim alamadığını gösteriyor. Eğitim Reformu Girişimi'nin Eğitim İzleme Raporu 2020 başlıklı çalışması da pandemi sürecinde uzaktan eğitim erişemeyen, erişme imkânı olsa dahi araçları etkin izleyemeyen öğrencilerin varlığının dijital uçurumu ve var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirme riskini artırdığını söylüyor. Dünyanın en büyük kahvaltılık ve atıştırmalık üreticisi Kellogg da bu gerçekliğin farkına vararak Migros ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı iş birliğiyle Gelecek Onların Elinde isimli bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçiriyor; hediye tabletler ve öğünlerle çocukların uzaktan eğitim süreçlerine ve beslenmelerine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Gelecek Onların Elinde: Dünyanın en büyük kahvaltılık gevrek üreticisi Kellogg, “Gelecek Onların Elinde” sloganıyla yola çıkıyor; Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve Migros iş birliğiyle ihtiyaç sahibi çocukların eğitimine ve öğün ihtiyacına destek olacak bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. Kellogg Türkiye; Migros mağazalarında satışa sunulan ürünlerinin geliri ve TEGV’nin destekleriyle Türkiye’nin dört bir yanındaki bin çocuğa bin tablet ve toplamda on beş bin öğün Coco Pops götürmeyi hedefliyor. Böylece Kellogg’un tüm dünyada ihtiyaç sahiplerine kahvaltılık öğün ulaştırdığı Better Days projesi de Türkiye’de ilk kez hayata geçmiş oluyor. Kellogg; Migros mağazalarından alınacak her Kellogg’s ürünüyle bir yandan çocukların uzaktan eğitim sürecini daha verimli geçirmelerini mümkün kılıyor hem de Coco Pops ürünleriyle çocukların öğünlerine katkıda bulunuyor. Kellogg: Atıştırmalık, kahvaltılık gevrek, dondurulmuş gıda ve noodle üreticisi Kellogg; insanların yalnızca karınlarını doyurmak için yedikleri değil, besin ihtiyaçlarını tam olarak karşıladıkları iyi ve adil bir dünya vizyonunu bugün dünyanın 180 ülkesine taşıyor. 2005 yılından bu yana Türkiye’de de faaliyet gösteren Kellogg, Kellogg’s Corn Flakes, Coco Pops, Special K, Pringles gibi bilindik markalarıyla tüketicilerine lezzetli ürünler sunuyor. Kellogg’s Better Days platformuyla dünyada açlığı sonlandırmaya yardımcı olan marka, 2030 yılına kadar 3 milyar insan için “daha iyi günler” sağlamayı hedefliyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Basılı medyanın dijitalleşme sürecindeki arayışlar, okurları sonsuza kadar kaydırılabilen akışlarla, algoritmaların parametrelerine hitap edecek şekilde yazılmış içeriklerle ve dikkat ekonomisinin kısıtlamalarıyla şekillenen bir manzarayla baş başa bıraktı. Medya endüstrisi sancılı bir dönemden geçerken bir zamanlar sadece bir pazarlama aracı olarak görülen e-posta bültenleri, gazetecilerin, yayıncıların ve bağımsız içerik üreticilerinin mecrayı keşfiyle yeniden hayat buldu. Editoryal bakımdan nitelikli ve yaratıcı işler için geniş bir alan açan bültenler, yayıncılık endüstrisi için yeni ve sürdürülebilir gelir modelleri oluşturulmasına imkân sağladı.
- Bültenlerin farkı: İş modellerine değinmeden önce bültenlerin diğer içerik formatlarından nasıl farklı olduğunu incelemekte fayda var. Günlük, haftalık ya da benzeri periyotlarda yayımlanan bültenler, ortalama iki ila on dakika arasında süren bir okuma tecrübesi sunuyor. E-postaların yapısı, sosyal medya platformlarının aksine tek kaydırmayla bir sonraki içeriğe geçişe ve böylece kısa bir süre içinde çok sayıda birbirinden bağımsız içeriğin tüketilmesine izin vermiyor. Ek olarak sosyal medya platformlarındaki kitlesel okuma ve yorumlama hâlinin aksine e-posta üzerinden sağlanan okuma deneyimi okuyucular ve yayıncılar arasında düşünsel düzlemde daha bireysel bir bağ kurulmasına olanak tanıyor. Bültenlerde kısa ya da uzun metinler ve görseller gibi farklı bileşenler bir araya gelerek bütünsel ve yalın bir tecrübe sunuyor. Diğer yandan, yayıncılar açısından baktığımızda bireysel olarak içerik ve okur kitlesi üzerinde kontrol sahibi olmak bültenleri diğer formatlar ve platformlara göre avantajlı kılıyor. Geleneksel medya kuruluşlarının iş modellerindeki sıkışmışlıktan uzaklaşmak, yayıncılara reklam kaygılarından uzak bir şekilde öncelikle okurları için içerik üretebilecekleri yaratıcı bir alan açıyor.
- İş modelleri: Bülten yayıncılarının temel olarak üç gelir modeli bulunuyor. İlk yol, bültenlere sponsor almak ve içeriğin belli bir alanında onlara görünürlük sağlayarak gelir elde etmek. Sponsorluk modelinin iyi çalışan örneklerinden biri olarak 2015’te kurulan ABD merkezli Morning Brew’u gösterebiliriz. Beş farklı bülten yayımlayan ve podcast gibi diğer dikeylerde içerik üreten medya şirketi, geçtiğimiz yıl 2 milyon ücretsiz aboneye ulaştı. Bültenlerinde farklı sponsorluk modelleriyle çalışan şirketin CEO’su Alex Lieberman, geçtiğimiz yılki bir röportajında 2020’de 20 milyon dolar civarında gelir elde etmeyi öngördüklerini söyledi. Sponsorluk modeli doğru kurgulandığında uzun vadede sürdürülebilir bir gelir kaynağı olsa da bazı yayıncılar bunun yerine ücretli abonelik modeline yöneliyor. Bu modelin iyi örneklerinden biri olarak Quartz, Kasım 2019’da 11 bin civarı ücretli aboneye sahipken Eylül 2020 itibarıyla bu rakamı 21 binin üzerine taşıdı. Aylık 14 dolar ya da yıllık 100 dolar olmak üzere iki farklı abonelik planı sunan Quartz, üyelerine farklı bültenlere, içeriklere ve etkinliklere erişim sağlıyor. Bununla birlikte “üretici ekonomisinin”, ya da bir diğer deyişle “tutku ekonomisinin” dinamosu olan Patreon gibi üyelik platformlarında ekstra içerikler ya da özel bültenler paylaşarak “hayranlardan” gelir elde etmek, bağımsız bülten yayıncılarının üçüncü önemli gelir modeli olarak öne çıkıyor.
- Geniş perspektif: Bülten yayıncılığının son yıllardaki hızlı gelişimi, bu amaca yönelik tasarlanmış araçların ortaya çıkışını da beraberinde getirdi. Küresel çapta bireysel üreticilerin en çok kullandığı platformlardan biri olan Substack, 2017 yılında kuruldu. Üreticilerin hem ücretli hem ücretsiz bültenler yayımlayabildiği platformda, ücretli abonelik modelini uygulayan yayıncılardan %10 oranında komisyon alınıyor. Substack’te 500 binden fazla ücretli abone bulunuyor. Diğer yandan ocak ayında Twitter, 2015 yılında kurulan bülten platformu Revue’yu satın aldığını duyurdu. Bu satın almayla birlikte Revue, yayıncılardan aldığı komisyon oranını %5’e düşürdü. Bunun yanı sıra The New York Times’ın konuya hâkim kaynaklara dayandırdığı bir haberine göre Facebook da gazeteciler ve yazarlar için bülten üretmelerine imkân verecek araçlar üzerinde çalışıyor. Aposto! da başta gündem, sonra tematik bültenleriyle başladığı yolculuğunda eş zamanlı olarak medya teknolojileri üreterek bugün 100’den fazla yayıncının yer aldığı bir platform hâline geldi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde geleneksel medyanın dijitalleşme çabaları, yeni nesil medya girişimleri, AB'nin yeşil badana ile mücadelesi ve Roblox'un halka arzı var.
15 Mar 2021

YAZARLAR

İren Can Kuyucu
İren, Koç Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Aposto'da ağırlıklı olarak piyasalar, ekonomi ve iş dünyası alanlarında yazıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




