Bilet kuyruğundan naklen: Nasıl Oasis bileti alamadık


Caz tutkunları Bozcaada Caz Festivali ’nde buluşuyor Bozcaada Caz Festivali , “Miselyum” temalı sekizinci edisyonu ile 6-7-8 Eylül tarihlerinde katılımcılarını ağırlamaya hazırlanıyor Bu sene, doğanın büyüleyici ağ sistemi olan miselyumun çok katmanlı yapısından ilham alan festival; her sene olduğu gibi katılımcıları adanın özgün ruhunu caz ve disiplinlerarası etkinliklerle keşfetmeye davet ediyor. Festivalin etki raporu: Bozcaada Caz Festivali, biyoçeşitliliğin, sürdürülebilirliğin ve dayanıklılığın doğal bir modeli olan “Miselyum” temasını benimsemekle kalmıyor, festivalin ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal etkisini analiz ediyor. OECD tarafından 2023 yılında yayınlanan “Kültür, Spor ve İş Etkinliklerinin Etkisi Nasıl Ölçülür” başlıklı etki ölçümü rehberi baz alınarak yapılan ilk çalışmalardan biri olan Bozcaada Caz Festivali’nin “ Etki Raporu ,” katılımcılarla paylaşılıyor. Bozcaada Caz Festivali, ilk etkinliğinden günümüze adada yarattığı ekonomik ve sosyal hareketlenme ile de önemli bir etkiye sahip. Festival programı: Festivalin ilk günü, Türkiye, Fransa ve Almanya sahnelerinden isimler sahnede olacak; Deniz Taşar , Léon Phal ve Anika Nilles / Nevell müzik severlerle buluşacak. Öner Karaçuha Quartet , KLEIN , Önder Focan önderliğinde Alper Yılmaz , Monika Bulanda , Adem Gülşen , Anıl Şallıel ve Barış Doğukan Yazıcı ’yı özel bir projeyle bir araya getiren Bozcaada Ensemble ve Kraak Smaak ise, festivalin ikinci gününde müziği Hollanda ve Lüksemburg’dan Bozcaada’ya getirecek. Festivalin son gününde, Girls in Airports , Cenk Erdoğan Trio , ve Alfa Mist sahne alacak, DJ sahnesinde Childplay ’i dinleyeceğiz. Dahası: Festival, sunduğu müzik programının yanı sıra yürüttüğü “ Keşif ” programıyla adaya yayılan atölye çalışmaları, geziler, networking etkinlikleri, paneller ve tartışma oturumları ile toplumsal cinsiyet, ekolojik dönüşüm ve toplumsal kapsayıcılık başlıklarına dikkat çekiyor. Bozcaada Caz Festivali biletlerine buradan ulaşabilir, adaya renk katan bu etkinliğin bir parçası olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Oasis, 28 Ağustos 2009’da Paris’teki Rock en Seine festivalinin kapanış konserini verecekti. Fakat birkaç saat önce konser veren Bloc Party üyeleri Oasis’in sahneye çıkmayacağını duyurdu. Ardından LED ekranlarda bir yazı belirdi:
“Grup kendi içinde yaşadığı bir tartışma nedeniyle konseri iptal etmiştir.”
Festival yetkilileri sahneye çıkarak hayranları sakinleştirmeye çalıştı. 2009 yazının sonuna doğru Oasis zaten dağılma sinyalleri vermeye başlamıştı. Paris’te sahneye çıkmalarından hemen önce Noel ve Liam kardeşler arasında sert bir kavga patlak verdi.
Liam, Noel’in gruptan ayrılmak istediğini öğrenince kardeşinin gitarını parçalamaya başladı. Yumruklarla birbirine giren kardeşlerin yaşadığı arbededen sonra güvenlik ve sağlık personelleri sahne arkasına çağrıldı. Noel Gallagher açıklama yaptı:
“Bu gece Oasis’ten ayrıldığımı söylemekten biraz üzüntü ve büyük bir rahatlama duyuyorum. İnsanlar istediklerini yazacak ve söyleyecekler ancak ben Liam’la çalışmaya bir gün daha devam edemezdim.”
Böylece Oasis resmen sona erdi ve kardeşler bir daha halka açık hiçbir alanda birarada görülmedi.
15 yıl sonra yeniden Oasis
15 yıl sonra Rock en Sein festivalindeyiz. Basın alanındayken Oasis’in yeniden birleşip konser vereceğine dair haberler gelmeye başladı. Ardından, geçen hafta başında Gallagherlerin ateşkes ilan ettiği ve Birleşik Krallık ile İrlanda’da Temmuz 2025’te başlayacak 17 konserlik bir turneye çıkacağı Oasis’in resmî kanallarından duyuruldu:
“Silahlar sustu. Yıldızlar hizalandı. Büyük bekleyiş sona erdi. Gelip kendiniz görün, çünkü bu konser televizyonda yayınlanmayacak.”

73-205 sterlin arasında olacağı duyurulan konser biletlerinin dinamik fiyatlandırma nedeniyle 506 sterline kadar çıktığını düşününce hikaye ister istemez yön değiştiriyor.
Biletlere dinamik fiyatlandırma ayarı
31 Ağustos sabahı saat 10.00’da ekranların başındayım. İki bilgisayarım ve cep telefonumdan Ticketmaster’ın İngiltere sitesini açıyorum. Türkiye saati ile 11.00’de Oasis’in tarihî konserlerinin bilet satışı başlayacak.
Bir müziksever ve daha önemlisi Oasis’in şarkılarına hayran biri olarak asla kaçırmak istemeyeceğim bir fırsat bu. Her cihazdan konser için farklı bir şehir seçiyorum. Amacım tabii ki hangisinde sona varabilirsem oradaki konsere bilet alabilmek. Bir şehir ayrımım yok. Sadece ayırdığım bir konser bütçesi var, o da maksimum 150 sterlin. Ticketmaster kuyruğuna alınıyorum. Londra’da 500 bin küsür, Edinburgh’ta 300 bin, İrlanda’da ise 500 bin küsur kişi önümde kuyrukta. İki saat geçiyor, sıra ilerliyor gibi görünüyor ama ilerlemiyor. Üçüncü saatin içine giriyorum. Edinburgh sırası geldiği an sistem beni sahte bir hesap gibi algıladığı konusunda uyarı veriyor ve en sona atıyor. Bu sefer önümdeki kişi sayısı azalacağına 400 bine yükseliyor. Çok sinirleniyorum, hayal kırıklığına uğruyorum ve sistemden çıkıyorum.
O sırada arkadaşlarım yeniden sıraya giriyor, başka şehirlerden bilet almayı deniyor. Ben de tekrardan sıraya girmeye karar veriyorum. Sistem beni bir kez daha kuyruktan çıkarıyor ya da tam yerimi seçme aşamasına geldiğimde ise bu kez site hata veriyor. Birçok başarısız bilet alma denemesi daha...

Zaten dinamik fiyatlandırma yüzünden Ticketmaster’da 135 sterlin olan konser biletleri, o saatlerde 361 sterlin’e yükseliyor. Hatta bir arkadaşım sonunda bitiş çizgisine varıyor ve 150 sterlin ödeyeceğini düşündüğü biletin 450 sterline yükseldiğini fark ediyor. 15 saniyelik onay sürecinde ise düşünmeyi bırakıp bileti satın alıyor ve kredi kartı ekstresini görünce yaşayacağı pişmanlıktan bahsediyor.
O sırada kendimle çelişkiye düşüyorum. Bu tarihî konser deneyimi benim için ne kadar önemli? Bütçemi sarsmayı göze alacak kadar büyük bir Oasis hayranı mıyım, yoksa kumarbazların yaşadığı dopamin etkisi gibi ben de kazanma hırsına yenik mi düşüyorum?
- Sahi büyürken hayranı olduğumuz bir grubu canlı izlemek için ne kadar para ödemeliyiz?
İngiliz milletvekili ve Avam Kamarası Lideri Lucy Powell’ın bile “Beklediğimden fazla ödeme yaptım. Bilet satış sitelerinin talebe göre fiyatları artırabildiği sözde dinamik fiyatlandırma modelini beğenmedim” dediğini düşünürsek haklı sorular üzerinde duruyorum.
İşçi sınıfından geldiklerini unuttular mı?
Etik olmayan bir ticari uygulama söz konusu ve tabii ki yaşananların tek suçlusu Ticketmaster değil. Manchester işçi sınıfından gelen Oasis’in ironik bir şekilde dinamik fiyatlandırma sistemini kabul etmesi de bu artışın sebeplerinden biri.
- Peki nedir bu dinamik fiyatlandırma? Bir satıcı, ürünlerine sabit bir fiyat koymak yerine ödenecek ücretin değişen talebe göre belirlenmesini tercih ettiğinde dinamik fiyatlandırma ortaya çıkıyor. Uçak biletlerinin ve otel odası fiyatlarının hafta sonları ve tatil dönemlerinde artış göstermesi gibi…
Dinamik fiyatlandırma canlı müzik sektöründe uzun zamandır tartışılan bir konu. Müzik endüstrisi ikinci el ya da korsan bilet satışının önünü kesmek için bu uygulamaya gidildiğini söylese de günün sonunda bu sistem hiçbir işe yaramıyor. Yine korsan biletler satılıyor ve en çok talep gören gösterilerin biletleri satışa çıktığı an, talebe göre fiyatlarını yükseltmeye devam ediyor. Bilet satış şirketlerinin bu etik dışı uygulaması ancak sanatçıların karşı çıkmasıyla son bulacak.
Avrupa Komisyonu, geçen yıl dinamik fiyatlandırma kullanan bilet satış siteleriyle ilgili endişelerin farkında olduğunu ve durumu takip ettiğini söyledi. Yapılanın AB hukukuna aykırı olduğu da belirtildi. Dublin Avrupa Parlamentosu Üyesi Regina Doherty, fiyatlandırma yapısı ve konserlerin reklamları nedeniyle Ticketmaster’ın Rekabet ve Tüketici Komisyonu tarafından soruşturulmasını talep etti. ABD Adalet Bakanlığı bu yılın başlarında Live Nation’ın sahibi olan Ticketmaster’ı canlı eğlence sektöründeki pazarlardaki rekabeti engelleyen tekelcilik ve diğer hukuka aykırı davranışlar nedeniyle dava ettiğini duyurmuştu.
Türkiye’deki yerli sahnede ise şimdiye kadar dinamik bilet satışı yaşanmasına neden olacak büyüklükte bir konsere imza atılmadı. Bilet krizi ise sadece bu yaz birkaç dakika içinde tükenen metal konserlerinde yaşandı.
Şimdiden 50 milyon sterlin kazandılar
Ben tüm gün süren bilet alma çabamda mutlu sona ulaşamadım ama Gallagher kardeşlerin sadece bu ufak turneden bile şimdiden kişi başı yaklaşık 50 milyon sterlin kazanarak ticari anlamda oldukça mutlu olduğu kesin. Grubun bilet satışları ve diğer ek gelirlerle yaklaşık 400 milyon sterlin gelir elde edebileceği tahmin ediliyor.
17 konserin 1,4 milyon bileti 10 saat içinde tükendi. Bu talep üzerine Britanya’da yeni konserler açıklamanın yanı sıra dünya turuna çıkacakları da söylentiler arasında.

Spotify ise Oasis’in dünya genelinde dinlenme sayılarının yüzde 160’tan fazla arttığını ve artmaya devam ettiğini duyurdu. Grubun yeni jenerasyondan hayranları ile de buluşarak mirasını maddi-manevi güçlendirdiği kesin.
Hayranların heyecanının berbat bir şekilde sömürüldüğü bu ekonomik ortamda sizce kazanan kim?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
15 yılın ardından biraraya gelen Oasis'in bilet kuyruğuna girdik, Paris'in ikonik festivali Rock en Seine'den izlenimlerimizi aktardık. Bozcaada Caz Festivali'ni Murat Sezgi ile konuştuk.
02 Eyl 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




