Kolektif yaratıcılığın parlak üyeleri: Black Country, New Road

Black Country, New Road, farklılıkların buluşmasından büyüyen ve türler arasında mekik dokuyan benzersiz müzikleriyle İstanbul'da!
Kolektif yaratıcılığın parlak üyeleri: Black Country, New Road

19 Ağustos - Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Tarihin ve suyun izleri Şerefiye Sarnıcı ’nda 1600 yıllık tarihiyle görenleri büyüleyen Şerefiye Sarnıcı , Türkiye’de ilk olan 360° projection mapping sistemiyle tarihi, sanat ve teknolojiyle buluşturuyor. Nedir? Dünyada bu sistemin entegre edildiği en eski yapı olan sarnıç, mekân algısını üç boyutlu efektlerle tecrübe edebileceğin ve bunu yaparken de İstanbul’un su kültürünün izini sürülebileceğin bir deneyim yaşatıyor. İstanbul’un kolektif hafızası ve tarihî katmanlarını yeni bir dille sunan gösteride Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri dijital bir yorumla sarnıç duvarlarında hayat buluyor. Yakında: Çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda yenilikçi ve teknolojik yaklaşımların sunulduğu 360° gösterimlerin ikincisi, İstanbul’un su kültürüne daha derin ve detaylı bir bakış sunmak için ziyaretçilerle buluşacak. Haftanın her günü 09.00 - 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olan tarihî sarnıcı ziyaret etmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Henüz yirmilerini yaşayan altı yetenekli ve çok yönlü arkadaştan oluşan Black Country, New Road, 2020’lerin en sıra dışı gruplarından olacağını iki senede çıkardığı birbirinden harika iki albümle gösterdi.

İlk albümleri For the First Time’la hızlı bir çıkış yakalayan grup, bir sene gibi kısa bir sürede ikinci albümlerini dinleyicileriyle buluşturdu. Ants From Up There, Black Country, New Road’un soluk kesici müzikal vizyonunu gösteren yılın en çarpıcı işlerinden biri. 

Grubun kurucu kadrosunda yer alan lead vokalist/gitarist Isaac Wood’un ayrılışının böylesine bir albümden birkaç gün önceye denk gelişi kuşkusuz hayranlarda hayal kırıklığına neden oldu. Öte taraftan, grubun Isaac’siz yola devam kararını tamamen yeni materyallerden oluşacak konserler ve potansiyel albümlerle duyurması cesurca ve takdire şayandı. Bu aynı zamanda grubun yaratıcı bir topluluk olarak kolektif üretiminin gücünü gösteren bir hamle olarak da ele alınabilir.

Türkiye’de ilk kez 21 Ağustos Pazar günü İKSV’nin 50’nci yılına özel olarak düzenlenen Nick Cave & the Bad Seeds konserinin açılışında izleyeceğimiz Black Country, New Road’dan Charlie Wayne’e aklımdaki soruları hayranlık perspektifinin dışında kalarak yöneltmeye çalıştım. Karşılığında da tıpkı müziklerinde olduğu gibi içten cevaplar aldım.

Black Country, New Road, Fotoğraf: Holly Whitaker


Şayet sizi tanımlayacak bir müzik türü varsa; ona post-punk mı, deneysel mi, yoksa art ya da post-rock mı demeliyim bilemiyorum. Zira müziğinize tamamen özdeş bir tür yok. Müzikal anlamda sahip olduğunuz eşsizliğinizin dinleyici üzerinde görece kısa bir sürede elde ettiğiniz etkiyi açıklayabileceğini düşünüyor musun?

Başlı başına eşsiz bir müzik yapıyor muyuz bilmiyorum. Bence biz müzik tüketicileri olarak kendi jenerasyonumuzun deneyimleriyle şekillenmiş bir müzik grubuyuz yalnızca. Çevrimiçi dinleme deneyimiyle büyüdüğümüz için her tür müzik kulağımıza çalındı. Onları tüketme konusunda da “hesaplı” davranmak durumunda kalmadık. Bunca müzikle haşır neşir olunca da janrlar bir karışım içinde akışkan bir hâle geliyor. Bundan dolayı, (müziğimizi yazarken) en başından beri çok da kalın gözükmeyen (janr) sınırları arasında geçişler yapabilmemiz daha kolay oldu sanırım.

Simon Monk tarafından tasarlanan tekli ve albüm kapak tasarımları


Yalnızca müziğinizde değil, aynı zamanda sağladığınız sanatsal deneyimde de çok fazla özgünlük var. Buna Simon Monk tarafından tasarlanan teklilerinizin ve albümünüzün kapak tasarımları, bir müzik grubu olarak sosyal medyadaki görsel kimliğiniz ve daha birçok şey dâhil. Bu sanatsal dönüşüm hakkında ne söylemek istersin? Isaac Woods’un gruptan yakın zamandaki ayrılığını da göz önünde bulundurduğumuzda bu dönüşüm BC, NR için yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor mu?

Görsel kimlik bizim için her zaman çok önemli oldu. Özellikle de grup hiçbir zaman üyelerinin kişilikleri etrafında merkezlenmediği için. Görsel kimliğimiz yarattığımız müzikle iç içe oldu daima, nihayetinde onu yüceltmeyi hedefledi. Simon’un sanatı ve sanatıyla birlikte kullandığımız çocukluk çizimleriyle müziğimizde keşfetmeye çalıştığımız sıcaklığı, nostaljiyi ve kırılganlığı yakalamak istedik. Üçüncü albümümüz için de böyle olacak ama öncelikle albümü yazmamız gerekecek. An itibariyle muhteşem dostumuz Ros Murray’le çalışıyoruz. Eminim ki sıradaki işimiz ne olursa olsun şu ya da bu şekilde o da bu sürece dâhil olacak.

Türkiye’de ilk defa konser vereceksiniz. Burada hiç de azımsanmayacak sadık bir dinleyici kitleniz var. O klasik ve klişe soruyu sormayacağım. Müziğinizde anlattığınız hikâyelere böylesi içten karşılıklar almak müzisyenler olarak size nasıl etki ediyor?

Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye'de bir hayran kitlemizin olması bana inanılması güç geliyor. Bu harika bir his ve her birimiz bunun hazırdan gelmediğini biliyoruz. Nick Cave konserine davet edildiğimiz için de hafiften afallamış durumdayız. Hepimiz o geceyi iple çekiyoruz. Coşkulu bir kalabalığın karşısına çıkmak sıra dışı farklar yaratan, bir konseri yüceltebileceği gibi mahvedebilecek de bir şey. Bence hepimiz buranın kültürünü içimize çekerek mümkün olan en uzun vakti geçireceğimiz için çok heyecanlıyız!

Black Country, New Road, Fotoğraf: Alex Ingram


Son olarak, sizi karşımızda Black Country, New Road olarak görmemizi sağlayan, etkilendiğin albümlerden, filmlerden ya da kitaplardan birkaç tanesini paylaşır mısın?

Grubun en müthiş taraflarından biri de hepimizin hafifçe farklı şeylerden etkilenmiş olması. Kesişim alanımız çok geniş ama son hâliyle müziğimizi daha çok şekillendiren şey ortak paydalarımızdan ziyade ayrıştıklarımız. Ayrıştıklarımız bir çekişme üzerine kurulu değil, yalnızca onlar sayesinde içinden seçim yapabileceğimiz çok daha büyük bir yaratıcı havuz elde edebiliyoruz. Şahsen, albüm yazım ve kayıt aşamasındayken bolca Sufjan Stevens, Olivia Rodrigo, Joyce Manor ve Wolf Parade dinlediğimi hatırlıyorum. Grupça da sıkça Arcade Fire, Big Thief, Arthur Russell ve Kanye West dinliyorduk. Kayıt stüdyosunda Luca’yı izlemiş ve filme bayılmıştık. Yine stüdyoda birkaç da kitap okumuştum. Bunlar James Baldwin’den çok sevdiğim Giovanni’nin Odası ve Haruku Murakami’den de kesinlikle nefret ettiğim İmkânsızın Şarkısı kitaplarıydı. Tekrar teşekkürler. Konserde görüşmek üzere!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🖤 Nick Cave’de buluşanlar, Black Country, New Road'la söyleşi

Haftalardan Nick Cave'deyiz. Onun şarkılarında anılar biriktirenlere kulak veriyoruz. Jordan Peel'ın bugün vizyona giren son filmi Nope'a göz atıp mikrofonu kolektif yaratıcılığın süper grubu Black Country, New Road'a uzatıyoruz.

19 Ağu 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Fotoğraf: GOSHA RUBCHINSKIY

YAZARLAR

Ant Arın Şermet

1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?