Camdan kafes: Sınırlı akılcılık

İktisat teorisine göre insanlar, faydalarını maksimize edecek tercihleri yaparlar. Öte yandan gerçek hayatta sınırlı bilgiler, yaşanmışlıklar, tercihler ve hatta zaman kısıtları gibi başka diğer unsurlar söz konusu tercihleri mükemmel yapmamızı engeller. Bu sebeplerle de kararlarımızın mükemmel olması pratikte mümkün değildir. Karşılaştığımız yol ayrımlarında “yeterince iyi” görünen bir seçeneğe yönelmemiz de bundandır. İşte, sınırlı akılcılık (bounded rationality) kavramı tam da gerçekliği tanımlamak için kullanılır.
İnsanların akılcılığı (rasyonalitesi) gerçek hayatta sınırlıdır ve bu yüzden en iyi kararı aramak yerine genellikle tatmin edici bir kararla yetinerek yollarına devam ederler. Bu gözlem, 1950’li yıllarda Nobel ödüllü akademisyen Herbert Simon tarafından tariflenerek literatüre girmiştir. Simon’a göre, insanların karar alırken tam bilgiye ve bilgiyi sınırsız işleme gücüne sahip olmadıklarından pratikte tam rasyonel varlıklar olamazlar. İnsanlar, bilgi eksiklikleri ve sınırlı değerlendirme kabiliyetleri sebebiyle tercihlerini daha basit stratejilere dayandırarak verirler. Burada amaç, en mükemmel ve verimli tercihi yapmak yerine “yeterince iyi” bir tercihle toplam faydayı (azami seviyeye çıkartmak değil) artırmaktır. Bu da iktisat biliminin kalbinde yer alan “homoeconomicus” kavramının reddedilmesi anlamına geliyor. Simon, bu tercih metodunu “satisfy” (tatmin etmek) ve “suffice” (yeterli olmak) kelimelerini zekice birleştirerek yarattığı satisficing terimiyle tanımlıyor. Satisficing yaklaşımı, temel olarak finansal okuryazarlığı düşük ya da zaman kısıtı olan bireylerin karar süreçlerinin anlaşılmasına katkı verse de rahatlıkla genele de yayılabilir.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?

Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?




