Albüm incelemesi: Cat Power, Cat Power Sings Dylan: The 1966 Royal Albert Hall Concert


Beymen’in 50, lüksün 500 yılı: Golden Opulence Lüksün tüm yaratıcı ışıltısını içinde barındıran Türkiye coğrafyasının sahip olduğu kültürel miras, onu korumayı görev bilen öncü isimlerle aydınlanarak geleceğe taşınıyor. Bu mirası bugüne taşıma sorumluluğunu üstlenen, Türkiye’de lüks moda ve yaşam stilinin öncüsü Beymen , yarım asrı aşan tarihini yakında detayları duyurulacak bir belgeselin yanı sıra Golden Opulence adını taşıyan değerli bir sergi ve kitapla kutlarken bu toprakların sunduğu eşsiz zenginliği dünyaya anlatıyor. Nerede ve ne zaman? Sergiyi 12 Aralık’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edebilirsin. Neden gitmeli? Lüksün ve zanaatın nesillere ve kültürlere ilham veren gücünü sahneye taşıyan Beymen , 50’nci yaşı için Valentino’dan Balmain’e, Dior’dan Givenchy’e, Etro’dan Brunello Cucinelli’ye, Stella McCartney’den Dolce Gabbana’ya, Zimmermann’dan Victoria Beckham’a dek lükse ve modaya küresel ölçekte yön veren 50’yi aşkın markanın bu topraklardan ilhamla tasarladıkları eserlere Golden Opulence sergisinde yer veriyor. Sergi, sanatçı Hakan Yılmaz ve Miyouki Nakajima ’nın Beymen’e özel eserlerini de bizlere sunuyor. Not almalı: Küratörlüğünü gazeteci ve yazar Laurence Benaïm ’in üstlendiği serginin yanı sıra aynı ilhamla ve Golden Opulence adıyla, yayıncılık dünyasının küresel markalarından Assouline ile özel bir kitabı da hayata geçirdi. Kitabın fotoğrafları ünlü fotoğraf sanatçısı Laziz Hamani ’ye ait. Zengin kültür mirasına saygı duruşu niteliği taşıyan sergiyi 12 Aralık’a kadar ziyaret edebilir, detaylı bilgiyi burada bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Cat Power, Cat Power Sings Dylan: The 1966 Royal Albert Hall Concert
Süre: 1 saat 15 dakika
Plak şirketi: Domino Recording Company
Yayın tarihi: 10 Kasım 2023
1995’te çıkardığı ilk albümü Dear Sir’den beri alternatif müzik sahnesinin kahramanlarından olan Chan Marshall ya da bilinen adıyla Cat Power, kendisinden sonra gelen kadın şarkı yazarlarına ilham vermeye devam ediyor. Cover parçalarıyla bir dönemin sanatçılarını bambaşka bir kuşağa tanıtan Cat Power’ın ilham kaynağı ise Bob Dylan. Röportajlarında anlattığına göre iki kez biraraya gelme şansını yakaladığı Dylan’la Paris’teki konserinden önce tanışacağını öğrendiğinde onun için daha sonra Song to Bobby şarkısına dönüşecek bir şiir bile yazmıştı. Ancak Dylan’a kaydı ilettikten sonra geri dönüş alamamıştı. Bu şarkı 2008’de çıkan Jukebox albümünde yer alıyor.
Cat Power ise yıllar sonra çıkardığı yeni albümü Cat Power Sings Dylan: The 1966 Royal Albert Hall Concert ile Bob Dylan’a bir kez daha saygı duruşunda bulunuyor.

Müzik tarihini değiştiren o konser anı
Hikayenin başına dönelim... Bob Dylan, kariyerinin, hatta belki de hayatının en zor anlarından birini 1966’da yaşadı. Mayıs 1966’da Manchester Free Trade Hall’de verdiği, ancak kaçak kaydının üzerine yanlış etiket yapıştırıldığı için “Royal Albert Hall Konseri” olarak bilinen konserde… O sırada 25 yaşında olan Dylan’ın performansının tam ortasında akustikten elektrik gitara geçmesi, seyircinin öfkesiyle karşılaşmıştı. Ateşli country müzik savunucuları, country’den rock and roll’a bu geçişi ayaklarını yere vurarak protesto etmiş ve Dylan’ı yuhalayarak salonu terk etmişlerdi.
Dylan’ın rock’ı müziğine dahil etmesi, country’e saygısızlık olarak algılandı ve müziğin saflığını bozduğu görüşü hâkim oldu. Konserin 1998’de ortaya çıkan kaçak kaydı, bugün rock tarihinin en önemli anlarından biri olarak kabul ediliyor.
Cat Power, o gün Dylan’ın neden yuhalandığını şöyle anlatıyordu: “Sadakatle bağlı oldukları bir müzik vardı ve sonra biri geldi; rock and roll’u dokunulmaz bir alana soktu. Bu da müzik tarihinin gidişatını değiştirerek şu an bildiğimiz dünyayı şekillendirdi.”
1966’daki sırada çaldı, bu kez yuhalamalar olmadan
Cat Power, 2022’de Dylan’ın efsanevi konserini bu kez Royal Albert Hall’de yeniden canlandırarak çok sevdiği sanatçıya bir saygı duruşunda bulundu. Bir yıl sonra ise 15 şarkıdan oluşan konseri Cat Power Sings Dylan: The 1966 Royal Albert Hall Concert albümünde yayınladı. Orijinal konserdeki yuhalamalar ve gerilim olmadan bu albüm, Dylan’ın müziğine bir övgü niteliğinde.
Cat Power’ın vokallerinin kusursuzluğu, neredeyse her şarkıda hissediliyor. Cat Power, Dylan’ın kıvrımlı ve vurgulu vokallerini kendine has şekilde taklit ederken özgün bir müzik dili de ortaya çıkarıyor. Zaten bu onun alamet-i farikası… Cover çalışmalarına kendi şarkılarına gösterdiği özenle yaklaşması, onu benzersiz kılan özelliklerinden biri.
Cat Power, şarkıları Dylan’la aynı sırada ve 1966’daki düzenlemelerden sapmadan çalıyor. Aynen Dylan gibi gitar ve mızıkadan oluşan akustik bir setle albümü açıyor. Aralarında Visions of Johanna, Desolation Row ve Mr. Tambourine Man gibi eşsiz klasikler de var. Akustik set, kısmen şarkıların konusu ve kısmen de Cat Power’ın dokunaklı vokalleriyle dinleyicinin gizli bir hüzün dalgasına kapılmasına neden oluyor.
İkinci sette Cat Power grubuyla sahneye dönüyor ve Dylan’ın müzik ruhunu daha özgün bir şekilde ortaya koyuyor. Just Like Tom Thumb’s Blues, Ballad of a Thin Man'in ardından kapanışı tıpkı Dylan’ın yaptığı gibi şimdiye kadar yazılmış en iyi rock şarkılarından biri olan Like a Rolling Stone ile yapıyor. Şarkılara ve canlı aranjmanlara sadık kalarak, orijinal konserden yıllar sonra Dylan’ın dehasına ve müziğinin güzelliğine ışık tutarken, kendi izlerini de bırakıyor.

Bob’a âşık genç bir kız
Cat Power, bu gösteriyi neden yeniden canlandırdığını şu sözlerle anlatıyor: “Geçen yıl BBC 6’te cover kayıtlarımdan oluşan 5 farklı single dönüşümlü olarak yayınlandı. Ardından menajerim beni aradı ve 5 Kasım’da Londra’da bir konserimiz olduğunu söyledi. Orada sadece Dylan’ın o konserdeki şarkılarını çalmak istediğimi belirttim. Sonra aramızda bir sessizlik oldu. Londra’ya ilk gittiğimde 23 yaşındaydım ve Hyde Park’ın tam karşısında küçük bir otelde kalıyordum. Sağa döndüm Royal Albert Hall’u ilk kez o zaman görmüştüm. Bob Dylan’a âşık olduğumu, onun bir sigara almak için kulis kapısını açtığını, benim ‘Sound check’i izleyebilir miyim’ diye sorduğumu, onunla evli olduğumu ve tüm bu aptalca şeyleri hayal etmiştim. Bu fantezim aklıma geldi. Ve Bob’un bu konserini yeniden çalmak istediğimi bir kez daha fark ettim. Bob hâlâ burada ve müziğiyle dünyayı dolaşıyor. Peki, neden o buradayken ona muhteşem bir saygı duruşunda bulunmuyoruz?”
Hiç şüphe yok ki başka bir sanatçının eserini yeniden canlı olarak çalarak ele almak, yeniden yorumlamak için de bu kadar büyük bir aşk gerekir. Cat Power, bu şarkılarla şimdi dünya turnesinde. Bob Dylan gibi giyinerek kendi sesiyle müzik tarihinin bu efsanevi konserini yeniden canlandırıyor... Müziğin ne kadar zamansız olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçtiğimiz hafta açıklanan Grammy aday listeleri ve Cat Power'ın yıllar sonra çıkardığı "Cat Power Sings Dylan: The 1966 Royal Albert Hall Concert" albümü.
20 Kas 2023

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




