EN TREND PİJAMA KİMİN?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Moda tasarımcıları ve endüstri uzmanları, evden çalışmanın ve daha sınırlı yaşam tarzımızın moda duyarlılıklarını nasıl değiştirebileceğini tahmin etmeye başladığında, koronavirüs salgını yeni ortaya çıkmıştı. Pandeminin hayatımıza girmesinin üzerinden bir yıl geçti. Evlerimize kapandığımız, öncekinden farklı hayatlar sürmeye çalıştığımız bu dönemde “sürdürülebilir bir hayat” oldukça gündemimizde yer aldı, almaya da devam ediyor.
Tam bir yıl önce “önce sağlık” dediğimiz hayatlarımızda ne giydiğimizi düşünmüyorduk. Dışarı adım atmaya korkarken her gün aynı giysileri giyebiliyor, elimize ne geçerse onu tercih ediyorduk. Ne giydiğimizin pek de bir önemi yoktu. Bu sayede yeni bir farkındalık gelişmeye başladı. Sonuçta yanlış giden bir şeyler vardı ve duyurulması gerekiyordu. Çevreye duyarlı moda, etik moda, yeşil aklama, karbon ayak izi, ileri ve geri dönüşüm sözcüklerini o kadar çok duymaya başladık ki aslında bunların ne anlama geldiğini atladık. Peki bu kelimelerin karşılığını ne? Kulaktan dolma bilgilerle yeni bir moda sistemi mi yaratıldı? Kim neyi ne kadar doğru yapıyor? Hatta "doğru" diye bir şey var mı? Çünkü görünen o ki hâlâ talebi artıran bir "trend" hikâyesi dönüp dolaşıyor ve tüketim azalmış durumda değil.
Neden ve nasıl?
İşin aslı, hızlı moda ne yavaşladı ne de durdu; sadece trendleri değişti. Zincir markalar, yeni düzene ayak uydurdu, nasıl giyineceğinizi etkilemeye devam etti. Mağazalar kepenklerini indirince çevrim içi alışveriş, her zamankinden büyük bir pazar hâline geldi. Birçok marka sisteme ayak uydurmak adına ürün kategorilerini geliştirdi. Rahatlık ve modanın birleştiği atletik giyime inanılmaz bir talep başladı. O noktada ürünlerin daha sürdürülebilir şartlarda üretilip üretilmediğine dair ilgi ve daha az tüketim mottosu, bir nebze azaldı.
Göstergeler
- Sourcing Journal’ın haberine göre, sadece ABD'de Ulusal Perakende Federasyonu, çevrim içi satışların geçtiğimiz bir yıl içinde %22 artarak 969,4 milyar dolara ulaştığını söyledi. Ticaret birliği, çevrim içi satışların 2021'de artarak 1,14 trilyon ila 1,19 trilyon dolara yükseleceğini tahmin ediyor.
- Fashion Company’nin araştırmasına göre nisan ayında rahat giyim (loungewear, casual wear) satın alımları %80 arttı ve Google’da loungewear araması 14 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
- Curve Conscious, büyük beden "al, sat, takas" mağazasında her zaman sattığı ürün yelpazesini değiştirmek zorunda kaldığını ve kendi giyim koleksiyonunu çıkarmaya başladığını duyurdu.
- Pandeminin başından beri C&A "Wearthechange", Zara "Join Life", H&M "Conscious" gibi "sürdürülebilir" ürün etiketleri altında rahat ve ev giyimine uygun koleksiyonlar sunuyor.
- Markaların hangi şartlar altında nasıl üretim yaptıkları büyük bir soru işareti. Greenpeace'te tekstil uzmanı olan Viola Wohlgemuth, şirketlerin sürdürülebilirlik etiketlerini ve kriterlerini kendilerinin oluşturduğunu söylüyor.
Bir yandan daha iyiye dair yeni bir algı yaratılırken bir yandan hızlı moda, evlerimizin içine kadar girdi. Ev giyimine yönelik büyük bir pazar oluştu. Hızlı moda sistemi, daha fazla satmaya odaklandığı sürece "kulağa çevreci gelen" ürün grupları yaratmaları, maalesef sisteme dair hiçbir şeyi değiştirmiyor ve sistemi sürdürülebilir kılmıyor. Bu hız ve koşullar, hızlı moda markaları için de işleri zorlaştırıyor ve bu, üretim zincirini de etkiliyor. Markalar, üretim için gidemedikleri ülkeler için sorumluluk almaktan vazgeçiyor. Sonrası? Sonrası "en trend pijamayı" giyme ve daha çok satma isteğinin ağır bedellerini ödemekten geçiyor.
30 Mayıs'ta dünyanın en büyük tekstil ülkelerinden biri olarak kabul edilen Hindistan'ın pandemi koşullarındandan nasıl etilendiğini ele alacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne kadar saçma bir soru değil mi? Zaten mesele de bu. Bu hafta pandemiyle birlikte değişen hızlı moda trendi; ev giyimi ve arkasındakilere bakıyoruz. Ardından modanın B planı olabilecek siparişe yönelik üretim modelini tartışmaya açıyoruz.
16 May 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.



