Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.
Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Yarın okullar yaz tatilinin ardından yeniden açılıyor. Kurumsal, ticari dil bu dönemi çoktan “back to school” diye adlandırdı; perakende jargonundaki kısaltmasıyla BTS.  Kırtasiyeden elektroniğe, giyimden ulaşıma kadar sonbaharın ekonomik takvimini de okulların açılması belirliyor. Her yıl tekrarlanan bu açılma, hayatın referansına dönüşmüş durumda. 

Peki kapıları açılan okullar gerçekten açılmış oluyor mu? Kamusal bina mahalleye, farklı kuşaklara, başka öğrenme biçimlerine, farklı deneyimlere kapalıysa açıldığı ne ölçüde iddia edilebilir? Okul, çocuğun sorusuna, itirazına, bilmediğini söylemesine, yetişkinin bilgisini sorgulamasına kapalıysa içeride ders yapılıyor olması onu açık bir kurum yapmaya yeter mi? Eğitimdeki krizi, bu soruların izini sürerek düşünmeye başlayabilir, yeni bakış açıları geliştirmeyi deneyebiliriz. 

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Metin V. Bayrak

Lisans ve yüksek lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamlamıştır. Felsefe, uygulamalı felsefe, çocuklarla felsefe (P4C), alternatif eğitim, mimarlık, edebiyat ve sanat gibi alanlarda disiplinlerarası çalışmalar yürütmektedir. 2008 yılından bu yana uygulamalı felsefe alanında hem teorik hem pratik düzeyde konferanslar, atölyeler, eğitim programları ve projeler gerçekleştirmekte; felsefeyi kamusal alana taşımaya çalışmaktadır. 2014 yılında kurduğu Opus Noesis çatısı altında sosyal ve kültürel projeler geliştirmekte; katılımcı süreç tasarımları yürütmekte; kişilere, gruplara ve kurumlara felsefi danışmanlık yapmaktadır. Galatasaray Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak dersler vermekte; İstanbul Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi bünyesinde uygulamalı felsefe ve P4C alanlarında sertifika programları yürütmektedir. 2021 yılında kurduğu Opus Kitap aracılığıyla çocuklara, anne-babalara, uzmanlara ve eğitimcilere yönelik P4C metodolojisine dayalı kitaplar yayımlamaktadır. Çocukluk, etik, dijitalleşme, öğrenme, eleştirel düşünme ve toplumsal dönüşüm temalarındaki yazıları çeşitli mecralarda yayımlanmaktadır. Akademik ve profesyonel yaşamını editörlük, danışmanlık, kolaylaştırıcılık ve yayıncılık ekseninde sürdürmektedir.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

OKUMAYA DEVAM EDİN

AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?