Çin'in Bitcoin tavrı


Yapı Kredi fon dünyasına hoş geldiniz Yapı Kredi’de yatırım fonlarıyla birikimleriniz risk tercihinize ve getiri beklentinize göre farklı sermaye piyasası araçları, ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören menkul kıymetlerde değerlendiriliyor; her zaman güvenebileceğiniz profesyoneller tarafından fonun stratejisiyle doğru orantılı olarak aktif olarak yönetiliyor. Birikimlerinizi doğru değerlendirip, yatırımlarınıza değer katmak ister misiniz? Eğer öyleyse bugün Pareto okuyucularını Yapı Kredi’nin öne çıkan fonları arasından Yapı Kredi Portföy Temiz Enerji Değişken Fonu ve geleceğin sektörlerine yatırım yapan Yapı Kredi Portföy Dördüncü Fon Sepeti Fonunu incelemeye davet ediyoruz Yapı Kredi; müşterileri, hissedarları, çalışanları ve tüm diğer paydaşları için sürdürülebilir değer yaratma bilinciyle hareket ederek bunu tüm iş yapış biçimlerine entegre ediyor. Bu bakış açısıyla kurulan Yapı Kredi Portföy Temiz Enerji Değişken Fonu ile bireysel müşterilerin yatırımlarının sürdürülebilir bir dünya için değerlendirilmesine aracılık ediyor. Fon; temiz, yenilenebilir, sürdürülebilir ve/veya alternatif enerji teknolojilerinde üretici, geliştirici, dağıtıcı ve/veya kurucu sıfatıyla faaliyet gösteren şirketlerin yurt içi ve yurt dışında ihraç edilen sermaye piyasası araçlarına yatırım yapıyor. Bu tema kapsamında, fonun amacı önümüzdeki dönemde küresel enerji sektöründe gerçekleşebilecek dönüşüm sürecine iştirak edebilecek şirketlere yatırım yapmak ve katılım payı sahiplerine getiri sağlamak. Değişen ve gelişen dünyamızda geleceğin sektörlerine tek bir fon çatısı altında yatırım için Dördüncü Fon Sepeti Fonu , ağırlıklı olarak global piyasalarda farklı temalardan oluşan yerli/yabancı yatırım fonları ve borsa yatırım fonlarına yatırım yapar. Fonun yatırım stratejisi; geleceğe yön veren ve uzun vadede yüksek potansiyel barındıran otomasyon ve robot teknolojileri, genomik, bulut bilişim, uzay teknolojileri, yarı iletken teknolojisi, elektromobilite ve pil teknolojileri gibi yeni teknolojik gelişmelerin lokomotifi olan sektörlerin yanı sıra tarım, seyahat, eğlence ve altyapı sektörlerini de içine alacak şekilde geniş bir yatırım evrenine sahip. Detaylı şekilde incelemek için Yapı Kredi’nin tüm fonlarına buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Son dönemde kripto para piyasası, 3 trilyon dolar hacmi buldu. Fakat Çin hükümetinin kripto varlıklarla ilgili duruşu, küresel yaklaşıma bir hayli zıt. Beş yıl önce dünyadaki Bitcoin ticaretinin %90'ını oluşturan Çin, şu an sanal paraların gerçek para birimi olmadığını ve piyasada kullanılamayacağını savunuyor. Gelecekte kendi toprakları içerisinde kripto varlıklara tek başına hakimiyet kurmak isteyen Çin hükümetinin önümüzdeki dönemde atacağı adımlar diğer ülke merkez bankalarının regülasyon süreçlerinde de etkili olabilir.
Dönüşüm: Çin'in kripto varlıklar üzerindeki baskısı, 2017'de yerli kripto para borsalarını detaylı inceleme altına almasıyla başladı ve borsaların kapatılmasıyla devam etti. 24 Eylül 2021'de ise Çin Merkez Bankası (PBoC), kripto paralar ve türevleriyle ilgili yapılan tüm işlemlerin yasaklandığını ve aktivitelerin cezalandırılacağını duyurdu. Kripto para üretimini (mining) yasa dışı ilan eden ve ülke dışından sunulan hizmetlerin de üzerine gidileceğini belirten PBoC'in kararı sonrası, 24 saat içinde Bitcoin %14, Ethereum ve Dogecoin %20'den fazla değer kaybetti. Yatırımcıların dijital para alıp sattığı küresel kripto borsaları, Çin'deki kullanıcılarıyla bağlarını kesmeye başladı.
Neden? Pekin'in bakış açısına göre Bitcoin, Çin vatandaşlarının yurtdışı ile olan transferlerinin yılda 50 bin dolar ile sınırlandırılması gibi ülkedeki katı sermaye kontrollerinin aşılmasına izin veriyor. Bir para biriminin en temel işlevinin ödeme yapmak olduğu söyleyen Çin Halk Bankası eski başkanı Zhou Xiaochuan, modern kripto para birimlerinin; ücretler, ağ tıkanıklığı ve işlem hızını içeren ölçeklendirmeyle ilgili sorunlarını vurgulayarak blokzincir tabanlı dijital para birimlerinin geleneksel ekonomiler için uygun bir ödeme yöntemi olmadığını iddia ediyor. Uluslararası hukuk firması Pinsent Masons'tan Paul Haswell ise Çin'deki eğilimi üç sebebe bağlıyor:
"Birinci neden, kendi dijital para birimlerine sahip olmaları. İkincisi nakit çıkışlarının kontrol edilemiyor olması, üçüncü neden ise insanların dolandırılmasının önüne geçmek."
Amaç: Geçtiğimiz yıl Çin Halk Bankası (PBoC), ülkenin resmî dijital parasının Pekin’de test edilmeye başlandığını duyurmuştu. Bu deneme döneminde farklı ödeme senaryoları için çeşitli çalışmalar ve pilot programlar yürüten ülkede, yaklaşık 140 milyon kullanıcının dijital yuan cüzdanlarını açtığı ve yaptıkları işlemlerle harcama yapılan hacmin 9,7 milyar dolara yükseldiği açıklandı. Dijital yuanın resmî olarak 2022'de Pekin Kış Olimpiyatları'nda piyasaya sürülmesi amaçlanıyor. Çin hükümeti, dijital yuanı uluslararası kullanım için konumlandırarak ABD dolarının hakim olduğu küresel finans sistemine bağlı olmayacak şekilde tasarlıyor.
Yeni dönem: Cambridge Alternatif Finans Merkezi'nin verilere göre ABD, Çin’deki yasakların ardından madencilikteki payını artırarak dünyada en çok Bitcoin üretilen ülke oldu. Çin'de Bitcoin üretiminde veri olarak alınan “hash oranı”, mayıs ayında %44 iken temmuz ayında sıfıra düştü. Ağustos sonu itibarıyla küresel hash oranının yaklaşık %35,4’ünü oluşturan ABD’yi Kazakistan ve Rusya izliyor. Ayrıca dünyanın önde gelen kripto para borsalarından Binance, Çin'deki sıkı uygulamaların ardından kendi platformundaki alım satım işlemlerinde yuan kullanımını 31 Aralık'ta durduracağını ve Çin'deki müşterileri için "yalnızca para çekme" moduna geçeceğini duyurdu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bitcoin ve Ethereum fiyatlarındaki yükselişlerle kripto para piyasasının büyüklüğü 3 trilyon doları geçti. Paribu CEO'su Yasin Oral, Türkiye'de kripto para sektörünün son durumunu değerlendirdi.
12 Kas 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

BYD, bu yıl Manisa’da kurmayı planladığı fabrikayı askıya aldı. Çin merkezli otomobil şirketinin hükümetle hangi şartlarda sözleşme imzaladığını bilmeyen hemen herkes, BYD Türkiye’yi linç yağmuruna tuttu. Hem hükümet yetkilileri hem BYD bu konuda sessiz kalınca “Arka planda ne oldu?” sorusunun yanıtının peşine düştük.

AB'nin Temu, Shein, Alibaba gibi Çin merkezli ucuz alışveriş sitelerinden sipariş edilen ürünlere gümrük vergisi uygulama kararıyla birlikte 150 euro altı ürünlere yönelik gümrük muafiyeti tarihe karışıyor. Türkiye ise bu tabloda hem kendi pazarını koruyan hem de AB pazarındaki ihracatçısını savunan nadir görülen bir çift taraflı konumda yer alıyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Kalkınma Programı Direktörü Ekrem Cunedioğlu yeni kararı ve Türkiye'ye olası etkilerini değerlendirdi.

Bu yaz kep atan milyonlarca öğrenci, belirsiz bir işgücü piyasasına ilk adımını attı. Silikon Vadisi şirketleri ve Wall Street devleri, son yılların en gözde ilk basamaklarından biriyken artık gayrimenkul sektörü de Z kuşağının yeni gözdesi hâline geldi. Pandemi, savaş ve ekonomik gerilemenin getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen sektör, iş hayatında daha fazla esneklik arayan genç profesyoneller için bir cazibe merkezine dönüştü.

Elon Musk’ın SpaceX’in halka arzı sonrası kısa süreliğine de olsa dünyanın ilk dolar trilyoneri unvanını alması, ekonomist Ingrid Robeyns tarafından ortaya atılan “limitaryanizm” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Tıpkı “yoksulluk sınırının” temel yaşam için gerekenleri belirlemesi gibi, aşırı zenginliğin ne zaman zararlı hale geldiğini gösteren bir “zenginlik sınırına” ihtiyaç olduğunu düşünen Robeyns’e göre, aşırı servet yoğunlaşması adaleti zedeliyor, demokrasiyi baltalıyor, ekolojik aciliyetlerle bağdaşmıyor.



