COP29 organizasyon komitesine 12 kadın eklendi


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Aralık ayında ülkesinin ev sahipliği yapacağı COP29 için daha önce tamamen erkeklerden oluşan düzenleme komitesine 12 kadın ekledi.
Süreç: Değişiklik, The Guardian gazetesinin 28 erkek üyeli komiteyi haberleştirmesinin ve SHE Changes Climate isimli kampanya grubunun bu durumu "gerileme" olarak nitelendirmesinin ardından geldi. Grup, "İklim değişikliği dünyanın sadece yarısını değil, tamamını etkiliyor" açıklamasında bulunmuştu.
Ek olarak: Birleşmiş Milletler’in iklim lideri Christiana Figueres, tamamen erkeklerden oluşan paneli "şok edici ve kabul edilemez" olarak yorumlamıştı.
Yeni komite: Yeni isimler arasında Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakan Yardımcısı Umayra Taghiyeva, İnsan Hakları Komiseri Sabina Aliyeva ve Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova yer alıyor.
Editörün notu: SHE Changes Climate’ın kurucu ortağı Elise Buckle, "Bu olumlu bir ilerleme ancak hâlâ 50:50 cinsiyet dengesinden uzaktayız" yorumunu yaptı. Komite üyelerinin çoğunun hükümet bakanları veya görevlileri olduğu belirtiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sektördeki yeşil dönüşüm, çevresel sürdürülebilirlik için yeni yollar açıyor: Bu süreçte dijital ve yeşil geçişin dengelenmesi mümkün mü?
20 Oca 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Hakikat ölmedi, insan var oldukça da öl(e)mez. Sorun, hatta sorunsal, daha tekinsiz: Hakikate benzeyen şeyler hızla çoğalıp yayılıyor; hakiki olanla olmayan arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Peki kurumlara güvenin her geçen gün aşındığı bir dünyada hakikatimsilik salgınının çözümünü tek tek insanların omzuna yüklemek ne kadar gerçekçi?

Nepal'de 26 Ağustos sabahı yaşanan felaket, ilk bakışta şiddetli yağış kaynaklı bir sel gibi göründü. Bilimsel bulgular ise buz, kaya, su ve iklim sistemlerinin birbirini tetiklediği zincirleme bir afete işaret ediyor. Nepal ve Tibet tarafında 600'ü aşkın kişi hayatını kaybetti, binlerce kişiden haber alınamıyor. Üstelik bu yalnızca Himalayalar'a özgü istisnai bir durum da olmayabilir.

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.



