

Girişimcilik ekosistemi İzmirUp ’ta bir araya geldi Türkiye Girişimcilik Vakfı fellow ve challenger’larının düzenlendiği İzmirUp etkinliği 3 Mayıs’ta İzQ’da gerçekleşti. Neler oldu? İzmir’deki girişimcilik ekosistemi paydaşları ve girişimciliğe ilgi duyan gençlerle GİRVAK Gençlik Programları topluluğu üyesi fellow, challenger ve alumni’lerin bir araya geldiği bu özel etkinlik her yıl düzenlenen GİRVAK Up etkinlikleri serisinin bir parçası olarak İzmir’de gerçekleşti. 200’den fazla konuk, 15 farklı değerli konuşmacı ve sponsorların destekleriyle girişimcilik odağında güncel yaklaşımlar ve gündemler konuşulan etkinlikte konuklar ve konuşmacılar ayrıca networking seansında bir araya gelme fırsatı buldu. Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Aygül ’ün Girişimcilik Vakfı’nın güncel etki alanı ve amaçlarından söz ettiği konuşmasıyla başlayan ilk oturumda katılımcılar Inveon Kurucu Ortağı Yomi Kastro ve PwC Danışmanlık Hizmetleri Direktörü Hande Sözmen ’i dinleme şansı yakaladı. Fireside chat formatında İyzico kurucusu Barboros Özbuğutu ile başlayan ikinci oturumda sürdürülebilirlik odaklı çalışan girişimler bir araya geldi ve Swatchloop’tan Servet Gül , Werover’dan Balca Yılmaz , Esmiyor’dan Derin Altan sürdürülebilirliği tartıştılar. Oyun sektörü panelinde konukları arasında Youcan Games’ten Rasim Kurum , Masomo’dan Sertaç Pıçakçı ve Scoutli’den Yücel Arda Bayram panelist olarak yer aldı. Etkinlik girişimcilik dünyasının 6 Şubat depremleri sonrası ürettiği çözümlere odaklanan panelle devam ederken bu oturumda Endeavor Türkiye’den Melisa Fakabasmaz Özerdim , Han Spaces’ten Gizem Burteçin , İhtiyaç Haritası’ndan Ali Ercan Özgür ve Türkiye Girişimcilik Vakfı’ndan Mehru Aygül Yer aldı. Türkiye İş Bankası ’nın Dijital Bankacılık yaklaşımlarını aktardığı bir oturumla devam eden etkinlik Aslıhan Begüm Gökçınar ’ın ilham dolu kapanış konuşmasıyla sonlandı.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Dünyanın Ukrayna, Tayvan, Suriye, Kore, İran gibi birçok farklı noktasında politik gerilimlerin arttığı, ticaret savaşlarının kızıştığı ve bana göre dünyanın müstakbel ekonomik lideri olan Çin’i Batı’nın gözardı etmeye daha ne kadar devam edeceğini merak ettiğimiz bu çağda; bizler de Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına ve tarihimizin önemli kilometre taşlarından biri olan bu seçime, dünyadaki yeni kutupların belirlenmeye başlandığı bir ortamda gireceğiz.
Bu dönemde Batı’nın –rüzgar ve güneş enerjisi başta olmak üzere– yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımları ve kamu sübvansiyonları artmaya devam etse de; bu teşviklerin finansal piyasalar nezdinde dünyadaki ekonomik ve politik kaostan etkilendiklerini söylemek mümkün.
Ben de bu nedenle bu sayıda sizlere güneş panelleri için polisilikon tedarik eden Daqo New Energy firmasından bahsetmek istiyorum. Evet, Daqo panel teknolojisi üretmiyor; fakat panelin üretilmesindeki en önemli kalem olan güneş hücreleri için polisilikonun tedariğini sağlıyor.
Temelleri 1966 yılında Guangfu Xu tarafından atılan Daqo Group’un iştiraki olan Daqo New Energy, ölçekli güneş santrallerinin yeni yeni gelişmeye başladığı 2008 yılında bu santrallere polisilikon tedarik etmek için kuruldu. Ülkemizde de son 10 senede güneş santrali kurulumlarının ivmelendiğini düşünürsek, 2008 yılında henüz görece bakir olan bu alanda emtia üretmek için işe koyulmanın epey vizyon ve cesaret gerektirdiğini düşünüyorum.
Daqo’nun üretim kapasitesini incelediğimizde, 2013’teki senelik 5 bin metrik ton üretim kapasitesinden 2023 yılı ilk çeyreği itibariyle 200 bin metrik ton üretim kapasitesine çıkmayı başarırken; aynı zamanda Moğolistan’daki yeni yatırımlarının da tam kapasiteye ulaşmasıyla beraber 2023 sonu itibariyle 300 bin metrik ton üretim kapasitesine çıkmayı hedeflediğini görüyoruz.
Polisilikon, emtia piyasasında fiyatlanmakta olup yüksek volatiliteye sahip bir ürün. 2022 ortalarında kilogramı 37 dolara kadar çıkarken Nisan ayı itibariyle satış fiyatı kilogram başı yaklaşık 25-27 dolar seviyelerinde bulunuyor. Ekonomilerin yavaşlamaya başlamasıyla beraber 2024 ve sonrasında fiyatlarının daha da düşmesi beklenirken; Çin’in tekrar açılmasının ve Batı’nın güneş santrali yatırımlarının hızla artmasının buradaki talebin düşmemesine sebep olabileceğini düşünüyorum. Ancak gelişen teknolojiler sebebiyle güneş panellerinin polisilikona bağımlılığının azalacağını da göz önünde bulundurmakta fayda var.
Daqo’nun finansallarını incelediğimizde ise ticaret savaşlarının ve politik gerginliklerin içinde bulunan şirketin, piyasada nasıl yorumlandığını daha net görebiliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde 2023 1. çeyrek sonuçlarını ve 2022 senesi sonuçlarını açıklayan şirket için “para basıyor” desek, yanlış olmaz. Şirket 2023 1. çeyrekte 33 bin 848 metrik ton üretim yaparken; 25 bin 284 metrik tonluk satış hacminden elde ettiği 710 milyon dolar gelirle 490 milyon dolar FAVÖK (faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr) var ederek %69,1 FAVÖK marjına ulaşmış durumda.
5,2 milyar dolar dönen varlıklarıyla beraber toplam 8,2 milyar dolar varlığa sahip Daqo’nun 1.2 milyar dolarlık yükümlülüğünün ise sadece 140 milyon doları banka borcuyken geri kalanı ise müşteri avansı, tedarikçi ödemeleri ve yatırımlardan geliyor.
Bu banka borcunu Çin’deki iştiraki olan firmadan 700 milyon dolarlık 2022 temettü ödemesi hesabına yatana kadar hisse geri alımı için kullandığını yatırımcı toplantısında açıklayan şirket, Mayıs’ın ilk haftalarında hesabına yatacak 700 milyon dolar ile kalan 615 milyon dolarlık hisse geri alımına devam etmeyi planlıyor. 85 milyon dolarlık geri alımında ise geri alım ortalama fiyatının 50 dolar civarında olduğunu da bir kenara not edelim.
Bugün 44-45 dolar bandında seyreden hisse fiyatıyla, piyasa değeri 3,5 milyar doları bulan Daqo’nun nakit varlıklarını çıkardıktan sonraysa şirket değerinin negatifte olduğunu söyleyebiliriz. Ürünlerini kilogram başına ortalama 7-8 dolar maliyetle üretip, en kötü senaryoda 18 dolardan satacağını ve stoklarını azaltma niyetiyle yaklaşık 60 bin metrik ton satış yapma hedefi olduğu 2. çeyrek için kabaca 600 milyon dolar brüt gelir üretip fazlasıyla kârlı kalmaya devam edeceğini öngörmek çok zor değil.
Peki, piyasa bizim görmediğimiz hangi riskleri fiyatlıyor? Asıl yatırımcı iştahını belirleyen kısmın burası olduğu çok kesin. Sohbetimizin başında bahsettiğim üzere şirkete bu kadar darbeyi vuran birkaç husus bulunuyor. Bunların ilki şirketin üretim yeri. Şirket, üretim faaliyetlerini Uygur Türklerinin bulunduğu bölgede yürüttüğü için zorla işçi çalıştırma ithamıyla Amerika’nın ambargolu şirketler listesine girerken; Avrupalı diğer şirketlerin de ambargoya destek olması bekleniyor. Daqo’nun satış tarafında maruz kaldığı ambargo riskininse epey düşük olduğunu belirtmekte fayda var.
Öte yandan Çin merkezli şirketlerin bağımsız denetimler hakkında şeffaf olmaması ithamıyla 2024 yılında NYSE borsa kotasyonundan çıkarılıp tezgah üstü piyasalarda ya da iştirak hisselerini devralarak uzak doğu borsalarında işlem görmesi bekleniyor. Daqo ise ambargo riskini aşabilmek için Moğolistan yatırımlarını artırıp kapasitesini kaydırırken, zorla işçi çalıştırmaya kesinlikle karşı olduklarını senelik raporlarında belirttiler. Kotasyon riskini bertaraf edebilmek içinse Deloitte üzerinden geniş kapsamlı bir senelik rapor açıkladılar ve bunun yeterli olacağını düşünüyorlar.
Amerika ve Avrupa'nın bir yandan enflasyonu düşürmeye çalışırken bir yandan da yerli üretimlerini artırmaya çalıştıklarını hepimiz gözlemliyoruz. Sosyal refahın çok daha fazla önem arz ettiği için, Batı'nın, birçok konu başlığında Doğu'nun üretim maliyetlerine düşmesinin hemen hemen imkansız olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple birçok temel üretimin yerlileştirilmeye çalışılmasının enflasyonu beslemekten başka işe yaramayacağı kanaatindeyim. Son 25-30 senede imalat konusunu Doğu’ya bırakırken tüketimle büyüme yolunu seçen Amerika ve Avrupa için –yaşlanan nüfusu da göz önüne alırsak– “ben bu oyunu oynamıyorum” demek pek de kolay olmayacaktır.
Doğu, verdiği cari fazla ile gerek Orta Asya’da gerek Afrika’da hızla genişleyerek kaynak ve politik imtiyaz ihtiyaçlarını karşılarken Batının rezerv para birimine sahip olma konforu ve ağırlıklı olarak katma değerli sektörlerde iç tüketim ile büyümeye çalışması yeterli olacak mıdır, göreceğiz.
- Mutlaka izleyin: Döngüsel dünya düzeni hakkında paylaştığım videoyu İleri Okumalar kanalında bulabilirsiniz.
Daqo hakkında yukarıda değindiğim olumlu-olumsuz noktaları da göz önünde bulundurarak yatırım iştahı konusunu sizin takdirinize bırakıyorum.
Kıssadan Hisse
Hepimizin bildiği üzere şirketler büyümek için genelde nakde ihtiyaç duyar; gerek borçlanarak, gerek ortakların sermaye artırmasıyla, gerekse halka arz edip yeni ortakların katılımıyla.
Yıllardır “borsadaki şirketlerimizin hisseleri dolar bazında çok ucuzdan fiyatlanıyor”, “yabancı yatırımcı çok az” gibi yorumları çokça duyuyoruz. Yatırımcılar ise ağırlıklı olarak büyüme hikayesine ortak olabilecekleri şirketlere olabildiğince düşük risk üstlenerek yatırım yapmak istiyor ve yatırım yaptığı para biriminden geri dönüşlerini hesaplıyor.
Deniz aşırı bir ülkenin borsasına kote bir şirkete yapacağınız yatırım için; siz uyurken gerçekleşmesi olası ülke riskleri aklınıza gelerek uykunuzu kaçırmayı göze alacak motivasyonla yatırım yapar mısınız?
Yabancı yatırımcı neden gelmiyor sorusunu sormadan önce, benzer soruları önce kendimize sormamızda fayda olduğunu düşünüyorum. Demokrasi, adalet, güçler ayrılığı, risk primi, yurtiçi hasıla, satın alma gücü vb. kavramlar bazen dinlerken çok soyut kavramlar gibi kulağa geliyor fakat aslında bunun gibi birçok kavramın, bir ülkenin kimliğini ve karnesini oluşturan kavramlar olduğunu düşünüyorum. Yatırımcının da etnik ve dinî kimlik alokasyonundan daha çok bahsettiğim kavramlarla harmanlanıp oluşan kimliğe baktığını düşünüyorum.
Önümüzdeki hafta düzenlenecek seçimler sonrasınde gerçekleşebilecek olasılıkları düşünürsek, belki de şirketlerimiz bugün dolar bazında çok bile değerlidir, kim bilir? Kağıt üstünde Daqo’nun Sasa’dan çok daha değerli olduğuna eminim, fakat finansal piyasalar bu şekilde fiyatlamıyor.
Not: Yazarın yukarda bahsi geçen şirkette yatırımı bulunmaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Güneş panellerine güç vermek için Çin'den yola çıkan bir tedarikçi: karşınızda Daqo New Energy
06 May 2023

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



