Deniz Ağan: “Müzik, birlikte yapılan bir şey.”

The Beatles ve The Who’nun açtığı kapıların ötesi.
Deniz Ağan: “Müzik, birlikte yapılan bir şey.”

28 Kasım - Royal Canin - Duende
Royal Canin ile birlikte

Royal Canin’den kedi sahiplerine çağrı: K edinizin sağlık kontrolünü önemseyin

International Cat Care’in yapmış olduğu araştırmaya göre kedi sahiplerinin yüzde 40’ından fazlası kedilerini sağlık kontrolüne götürmüyor. Kedi sahiplerinin farkındalığını artırabilmek ve kedilerin daha sık sağlık kontrolünden…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Bozuk pikaplar, torpido gözündeki kasetler: Aile arabasında çalan Sezen Aksu albümleri kaç kişinin çocukluğuna izini bırakmıştır? Çok. MFÖ, Cem Karaca? Çok. Queen, Rod Stewart? Biraz daha az. Deniz’in dikkatini müziğe çeken, onu müziğe “maruz kalan” olmaktan çıkarıp müziği “dinleyen” kılan, babasının bir gün arabanın teybine taktığı The Beatles albümü. 

Anthology serisinin 1996’da çıkan 3. albümünde, grubun albüm kayıtlarından daha önce yayımlanmamış şarkılar, bilinen şarkılarının demo ve konser versiyonları yer alıyor. The Beatles diskografisiyle böyle tanışmak, büyük bir partiye arka kapıdan sızmak gibi. Deniz, bu kasetle o kadar uzun zaman geçirmiş ki “Radyo Eksen’de Helter Skelter’ın orijinalini duyduğumda okul servisinin camlarını yumruklayacaktım,” diyor.

Deniz'le, No:5 Stüdyo'nun salonunda, "Burada neler neler olur!" dediğimiz alanda


“Duyduğumda inanamadım”: The Beatles’ın araladığı kapıyı kırarak 60’lara giriş yapan Deniz’in sonraki durağı, duyduğunda inanamadığını söylediği The Who. Müzik dinlerken kurulan hayallerin odağı, sahnede olmaya evrilmiş. 

Güzel sanatlar lisesindeki resim atölyelerinden gürültülü müzikler yükseliyor — okul kırılıp stüdyoya kaçılıyor, prova yapmaya. Enstrümanlar el yordamıyla öğreniliyor, hep birlikte. Çünkü müzik birlikte yapılan bir şey.

Eskiz'in yedi yıldan fazladır konserden konsere taşıdığı bayrakları


Eskiz, Kraker ve The Ringo Jets: Üniversite yılları, müziğin Deniz’in hayatını tam anlamıyla ele geçirdiği yıllar. MSGSÜ’nün Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümünde okurken liseden arkadaşı Sedat Girgin'le Eskiz’i kuruyorlar. Resimde sevdikleri eskiz tadını, incelikten çok tavrın ve yüksek enerjinin öne çıktığı gruplarına taşıyorlar. Eskiz, 2010’da 15. Roxy Müzik Günleri’nde birinci oluyor.

Ardından davulcu Lale Kardeş’in davetiyle Kraker’e katılıyor Deniz. Kraker, zaman içinde The Ringo Jets’e dönüşüyor ve hikâyenin bir kısmı artık gözlerimizin önünde yaşanmaya başlıyor. Deniz Ağan için verilmiş bir karar var şimdi: Yola müzikle devam edilecek.

No: 5 Stüdyo'da sergilenen ve kayda gelen her grubun kullanabildiği Abi Guitars'ın el yapımı gitarları


Tantana Stüdyo’dan No:5’e: Grup dinamiği içinde çalışan her müzisyenin bildiği gibi, grupların kondisyonlarını korumak için provaya ihtiyacı var ve bu ciddi bir maliyet. İmkansızlıklar dayanışmayı besliyor ve Kabataş’ta 7-8 grubun paylaştığı bir stüdyo kiralanıyor. Sonra Kadıköy Kadife Sokak’taki Tantana Records ofisine geçiliyor ve burada bir stüdyo alanı oluşturuluyor: "Merhaba, Tantana Stüdyo."

Zamanla gruplar azalıyor, araya pandemi giriyor, binada yapılan güçlendirme çalışması nedeniyle stüdyo yıkılıyor ve tekrar yer değiştirmenin zamanı geliyor. Hummalı bir çalışmanın ardından, No: 5, Kadıköy’deki yeni yerinde geçtiğimiz günlerde açılıyor. Bu sefer sadece müzisyenleri değil, etkinlik programıyla bizi de ağırlamaya hazırlanıyor.

Deniz'le her şeyini kendi elleriyle yaptıkları No:5'in salonunda


Anahtar: Deniz’in bize açtığı keşif kapısı, Türkiye bağımsız müzik sahnesine çıkıyor. Hatespeech, Mojave ve Yangın'la tanışıyoruz. Birkaç gün önce dört underground rock grubunun çaldığı ve biletleri tükenen konserden bahsedip birlikte umutlanıyoruz — The Ringo Jets ve Eskiz’den yeni kayıtların haberini alıp konser hayallerine dalıyoruz. Müzik hem hayallerden hem gerçeklerden besleniyor. Yeni hayaller kurdurup yeni bir gerçekliği biçimlendiriyor. 

On yıldan uzun süredir grup arkadaşlarıyla müzik yapmanın üzerine pandemi eklenince sadece üretebiliyor olmanın yeterli olduğu bir an geliyor. Seçilen yolun kolay olmadığını biliyoruz, ama “sevdiğin insanlarla sevdiğin şeyi yapıyorsun. Daha güzel ne olabilir?” 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🎧 Keşif Sahnesi #13: Deniz Ağan

Artemis ve Deniz'in Asmalımescit'te başlayan ve Kadıköy'de yeni açılan No:5 Stüdyosu'na uzanan hikâyesine davetlisin.

28 Kas 2021

Royal Canin ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı

Duende müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar