Karbonu yakala, depola veya temizle


Bitpanda 6 yatırım efsanesini anlatıyor Kripto dünyasında piyasaların ne kadar hızlı değişebileceğini hepimiz biliyoruz ve geçtiğimiz haftalar bizlere bunu açıkça gösterdi fakat kripto piyasası hâla çok genç olduğu için büyük fiyat dalgalanmalarına maruz kalabiliyor. Ancak değişen piyasalar yatırım yapmak konusunda endişe uyandırmamalı çünkü yatırım yapmak alım-satım yapmaktan farklıdır. Bu hafta Bitpanda ; yatırım yapmak konusundaki 6 efsaneye eğiliyor ve para kaybetmekten korkan veya yatırıma başlamak için geç kaldığını düşünenler için yatırım yapmanın aslında herkes için olduğunu anlatıyor. Yatırım yapmak bahis oynamak gibidir diyenler olacaktır ancak bunun ne yazık ki hiçbir doğruluk payı yok. Bahis oynamak, istenilen bir sonuç umuduyla riskli eylemler yapmaktır; yatırım yapmak ise, her zaman çok düşükten çok yükseğe değişen bir risk taşıyacaktır. Yatırım yaparsam, ya milyoner olurum ya da meteliksiz kalırım da çok yanlış bilinen bir efsanedir. Yatırımlarınızın zamanla artacağı gerçeğini kabul ederseniz, her şey sizin için çok daha iyi olacaktır. En önemlisi kendinizi kişisel finans konusunda yeterince bilgilendirmektir. Yatırım yapmaya başlamak için artık çok geç sözü ise en klişe cümlelerden biridir. Neden yatırıma başlamak için geç kalasınız? Unutmayın ki zararın neresinden dönerseniz kârdır. Yatırım yapmak için bu konuda deneyim ve bilgiye sahip olmanız gerekir fikri de yanıltıcıdır.Yatırım yapmak için akademik bir dereceye veya resmi bir finansal geçmişe sahip olmanıza gerek yok. Yatırım yapmak için ihtiyacınız olan şey yalnızca bir telefon, bilgisayar ve de internet bağlantısı. Yatırım platformlarında gezinmek karmaşıktır diyenlerin henüz Bitpanda’yı denemedikleri ise aşikar. Bitpanda, kullanıcılarının platformda gezinmelerini kolaylaştıran basit ve kullanıcı dostu bir arayüze sahip. Yatırım yapmak sadece zenginler içindir gibi ifadelerin, 10 TL gibi düşük bir fiyattan yatırım yapmaya başlayabileceğiniz bir dünyada hiçbir doğruluk payı yoktur. Bitpanda : Bitcoin, Dogecoin ve diğer popüler kripto paralara yatırım yapmak için güvenilir olan ve Avrupa’nın önde gelen yatırım platformu olan Bitpanda’da ; hesabınıza minimum 100 TL yatırdıktan sonra, kripto paralar dünyasına giriş yapabilir veya dünyanın ilk gerçek Kripto Sepetine yatırım yapmaya başlayabilirsiniz. Artık vakit kaybetmedan hemen yatırım yapmaya başlamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Doğa, her gün farklı şekillerde bize uyarı veriyor. İklim değişiyor, küresel karbon emisyonları artıyor, çevre krizi büyüyor. Bu konuda büyük şirketler, enerji kaynaklarını yenilenebilir enerjilerle değiştirmek için adımlar atarken ve çevreyle ilgili yatırımlarını artırırken bazı girişimler de olayın farklı bir boyutunu ele alarak karbondioksiti atmosferden temizlemek için çalışıyor.
Neden mi? İklim değişikliğinin kötü etkilerini önlemek için atmosfere verdiğimizden daha fazla karbondioksiti yakalayıp depolayarak dünyanın net sıfır emisyona ulaştırılması gerekiyor. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi stratejiler önemli olsa da net sıfıra ulaşmak için karbondioksiti atmosferden aktif olarak uzaklaştıran stratejiler gerekiyor.
Neler yapılıyor?
2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, dünyanın 2˚C ısınmasını önlemek için 2050 yılına kadar her yıl atmosferden 10 milyar ton (10 gigaton) karbondioksit çekilmesi gerekeceği tahmin ediliyor ancak yalnızca erken aşamadaki bir avuç girişim bu konu üzerine çalışıyor. Bu girişimler, karbondioksit moleküllerini doğrudan havadan çeken makineler geliştiriyor, biyoatıkları yeraltına enjekte ederek yağa dönüştürüyor ya da yeniden ağaçlandırma veya toprakta daha fazla karbon tutabilecek tarımsal uygulamalar gibi doğal yaklaşımları teşvik etmek için sistemler geliştiriyor. Bazı bilim insanları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar; özellikle silikat, kalsiyum ve magnezyum açısından zengin olan minerallerin karbondioksiti havadan veya yağmur suyundan çekme sürecini hızlandırma olasılığını araştırıyor.
Bu konuda yakın zamanda büyük yatırımlar alan Heirloom Carbon Technologies isimli girişim ise karbondioksiti havadan çekmek ve iklim değişikliğini yavaşlatmak için mineralleri kullanıyor.
Heirloom, karbondioksitle bağlı kalsiyumdan oluşan öğütülmüş kireç taşı gibi malzemeleri elektrikli fırınlarla 400-900˚C ısıtarak sera gazlarının ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu işlemin ardından elde edilen karbondioksit kolay bir şekilde yakalanıp sıkıştırılabiliyor, yeraltına enjekte edilebiliyor veya sonsuza kadar saklanabiliyor. Şirket, geriye kalan mineralleri kalsiyum karbonata dönüştürerek en az 10 kez yeniden karbondioksiti yakalama işlemi yapmayı hedefliyor. Tüm aşamalarıyla çevre dostu bir süreç tasarlanıyor.
Bu sürecin maliyeti de diğer teknolojilere göre daha uygun. Ticari ölçeğe ulaştığında ton başına 50 dolara karbondioksit temizleme işlemini yapabileceğini söyleyen Heirloom, 2035 yılına kadar 1 milyar ton temizlemeyi hedefliyor.
Karbonun havadan temizlenerek yeniden kullanılabileceğini savunan araştırma şirketi Carbon180'in başkanı Noah Deich, Climeworks ve Carbon Engineering gibi şirketlerin doğrudan havadan çekme (DAC) gibi teknik yaklaşımlarla kalıcı sonuçlar vadettiğini söylüyor ancak bu işlemler çok maliyetli oluyor. Heirloom ise toprak ürünleri gibi daha doğal ve ucuz çözümler sunuyor.
Neler olacak?
Karbon emisyonunu azaltmak çözüm değil. Stripe'ın iklim bölümünün başkanı Nan Ransohoff, 2050'deki karbon temizleme hedeflerine ulaşmak için "herhangi bir şansımız" olmasını istiyorsak atmosferdeki karbon temizlemeyle ilgili proje sayısını artırmamız gerektiğini söylüyor.
Gezegenle ilgili büyük sorunlardan bahsedince Elon Musk’tan bahsetmemek tabii ki olmazdı. Musk, nisan ayında XPrize şirketiyle dünyanın karbon dengesini eski hâline getirmek için karbondioksit emisyonlarını "dayanıklı ve sürdürülebilir" bir ölçekte azaltmak amacıyla uygulanabilir çözümler arayan bir yarışma başlattı.
Yakın zamanda ABD Başkanı Joe Biden, 2022 mali yıl bütçesinde, birçok kurumun düşük karbonlu malzeme satın alması için ayrılan bütçenin yanında, karbon temizleme yöntemlerini desteklemek ve ölçeklendirmek için de bir finansman ayrıldığını açıkladı.
Direkt hava yakalama teknolojisinin başarılarına dair hâlâ zaman ve maliyet soruları bulunuyor. Öte yandan, doğal çözümlerle maliyeti önemli ölçüde azaltabileceğini düşünen Heirloom, işlemi hızlandırmak için de robotlar, yazılımlar ve diğer otomasyon biçimlerinden destek almayı planlıyor ancak sistemin sağlamlığı konusunda şüpheler mevcut.
2050 yılında net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için bu konuyla ilgili şirketlerin ve projelerin daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Bireysel olarak ise araç kullanımını azaltmak, geri dönüşüme, yeşil alanların korunmasına ve çevre temizliğine dikkat etmek, enerji ve su kullanımını kontrol etmek gibi çok basit aksiyonlarla geleceğimizin daha temiz olmasına katkı sağlayabiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Karanlık tarafımızın nedeni olmasalar da sorumlusu olan sosyal platformlar ve karbon temizliği
03 Haz 2021

YAZARLAR

Elif Özçakmak
Bir çocuğun merakı ve heyecanıyla bir yetişkinin olgunluğunu içinde barındıran bir ruha sahip, araştırmayı ve paylaşmayı seven bir İşletme Mühendisi.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




