Ekoller savaşı: sadakat ve sığınmak

İtalya – İspanya maçı ekollerin kapışması oldu. İspanya’dan beklenen buydu ama İtalya en zor zamanında geleneğine başvurdu ve finale çıktı.
Ekoller savaşı: sadakat ve sığınmak

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Kutay Ersöz

Taş-kağıt-makas ilginç bir oyundur. Çok basittir ama bir o kadar da zordur. Üç seçeneğiniz vardır ama hiçbiri diğerlerinden daha iyi değildir. Bir seçenek bazen kazandırırken, başka bir eşleşmede kaybettirebilir. Zira kazananı seçeneklerin gücü değil, oyuncuların zamanlaması belirler.

Futbol ise tam olarak böyle değil. Takımların hangi oyunu seçecekleri az çok bellidir. Ayrıca savunmada ve hücumda seçenekleriniz üçle sınırlı kalmaz. Pas oyunu, önde baskı, derinde bekleme, kontra, uzun oyunlar…

Taş-kağıt-makasla benzerliği ise şudur; burada da hiçbir hamle diğerlerinden daha iyi değildir. Ve değerli olan, hangi oyunu ne zaman oynayacağınızdır.

Euro 2020’de İtalya’nın futboluna hayran kalmamak elde değildi. Rakiplerine nefes aldırmadılar. İspanya eşleşmesine kadar her maçta sahanın hâkimi oldular. Sadece Avusturya karşısında işi uzatmaya bıraktılar, diğer maçları 90 dakikada kazandılar.

UEFA

İspanya ise tam tersi. Ne futbolseverleri, ne taraftarlarını ne de medyasını tatmin edebildi. 90 dakika içinde sadece Slovakya’yı yenebildi. Diğer maçlarda kilidi çözemedi.

Buradan bakınca Wembley’deki taş-kağıt-makas oyununda avantaj İtalya’da gözüküyordu. Meşhur ön alan baskısı rakibe zor anlar yaşatabilirdi. İspanya, pas oyununun merkezini üçüncü bölgeden birinci bölgeye çekerse baskıyı kıramayabilirdi.

Sahada her şey tahmin edildiği gibi başladı ama aynı şekilde devam etmedi.

İtalya yine sert baskıyla girdi. İspanya yine pas oyununu oynadı. Ve bu eşleşme 32 maçtır yenilmeyen İtalya’nın aşil topuğu oldu. O kusursuz baskı, temiz ayaklı 11 oyuncuyla çaresiz kaldı.

Maçın kaderini orta sahalar belirleyecekti. Kâğıt üzerinde Jorginho, Veratti, Barella üçlüsü; Busquets, Koke ve Pedri üçlüsünden daha formda gözüküyordu. Fakat özellikle Busquets ve Pedri kusursuz pas yüzdeleriyle formda İtalyanları adeta hayalete çevirdi.

Roberto Mancini’nin kötü giden işleri düzeltmesi için hamle yapması gerekiyordu. Erken bir oyuncu değişikliğini bile düşündü. Fakat onun yerine stratejiyi değiştirdi. Turnuvaya klasiğinin dışında bir tarzla gelen İtalya, İspanyollar karşısında çaresiz kalınca geleneğine sarıldı. Wembley’de yaklaşık 100 dakika boyunca derinde bekleyen bir İtalya gördük.

Bunun sonucunda gol geldi. İtalya hızlı çıktı, İspanya az kişiyle yakalandı ve Federico Chiesa golünü attı. Bu golün ardından Luis Enrique oyuna santrforları Alvaro Morata ve Gerard Moreno’yu soktu. Morata kendi başlattığı atakla golü atınca iş uzatmalara kaldı.

UEFA

İki ekolün kapışmasında denge bozulmadı. Uzatmalar kontrollü geçti, kazananı penaltılar belirledi. Acımasız ve stresli anlarda baskıyı yöneten İtalyanlar finale çıktı. Onlardan finalde bir daha bahsedeceğiz. O zaman şimdi İspanya… 

Kaybederken kazanmak

İspanya uzun zamandır sancılar yaşıyordu. Son üç turnuva hayal kırıklığıyla geçti. Bu yaz yarı final yolunda gruplardan zor çıkıldı, eleme turları 90 dakikaların sonrasına bırakıldı. Taraftarlar ıslıkladı, Luis Enrique eleştirildi. Fakat hiçbir zaman akıllara kazınmış ekollerinden taviz vermediler. Pas yapmaktan, topa sahip olmaktan, topu gezdirmekten vazgeçmediler.

İtalya karşısında da bunu uyguladılar. Bir an olsun geri adım atmadılar. Rakiple başa baş oynadılar, hatta daha üstün gözüktüler. Gecenin sonunda bir penaltı farkıyla elendiler. 

UEFA

İspanya bir döneme damga vuran ve tüm dünyayı etkileyen oyununun işe yaradığına bir kez daha ikna oldu. Daha da önemlisi, kadroya giren her oyuncunun bu genlere bağlı kaldığını gördü. 

2018’de Rusya’ya elenen, bu yaz İsveç, Polonya ve İsviçre gibi takımlara karşı zorlanan İspanya’nın öz güveni için sıkı bir rakip gerekiyormuş.

Türlü badirelerle geçen senelerin ardından geleceğe umutlu bakmak için, İtalya ile oynanan dramatik bir 120 dakika yeterli oldu.

Turnuvanın en iyi takımına karşı daha iyi oynamak… Bir veda akşamında bundan daha umut verici bir şey olamaz.

Bazen kaybederken de kazanılır. İtalya final biletini kazandı. İspanya ise 2022 için hayallerini… 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🔮 Kadere bırakmalı mı?

Konuklar: Federico Chiesa, Gareth Southgate, Türkiye Basketbol Erkek A Millî Takımı, Sha’Carri Richardson ve Lando Norris

09 Tem 2021

Getty Images

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR