Ekonomik tecrit sonrası dönüşüm: Suriye ekonomisini neler bekliyor?

ABD yönetimi, iç savaşın sona ermesi ve yeni hükümetin kurulmasının ardından Suriye’ye 10 yıldan uzun süredir uyguladıkları yaptırımların bir kısmını askıya alma kararı aldı. Avrupa Birliği de Şubat ayında askıya almış olduğu yaptırımları resmî olarak kaldırdı. Peki yaptırımların kaldırılması, Suriye ekonomisine nasıl etki edebilir?
Ekonomik tecrit sonrası dönüşüm: Suriye ekonomisini neler bekliyor?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

ABD yönetimi, iç savaşın sona ermesi ve yeni hükümetin kurulmasının ardından Suriye’ye 10 yıldan uzun süredir uygulanan yaptırımların bir kısmını askıya alma kararı aldı. Avrupa Birliği de Şubat ayında askıya aldığı yaptırımları resmen kaldırdı. 

Bir adım geriden: 2011’de başlayan iç savaşla birlikte Suriye’ye uygulanan kapsamlı yaptırımlar, ülkeyi uluslararası finansal sistemden büyük ölçüde tecrit etmiş; dış ticaretini ve yatırım olanaklarını neredeyse tamamen ortadan kaldırarak hem rejim hem de ülke üzerinde derin ve kalıcı bir ekonomik tahribat yaratmıştı.

Özellikle ABD’nin Sezar Yasası kapsamında getirdiği ekonomik yaptırımlar, Suriye ekonomisini adeta felç etmişti. ABD yönetimi, yaptırımlar kapsamında ABD menşeli her türlü ürünün Suriye’ye ihracatını yasaklamış; Suriye hükümeti, Suriye Merkez Bankası ve devlet şirketleriyle yapılan finansal işlemler askıya alınmış; Suriye'de inşaat, mühendislik, enerji ve havacılık gibi sektörlerde faaliyet gösteren veya bu sektörlere yatırım yapan şirketler ise ikincil yaptırım kapsamına alınmıştı. Şimdi bu yaptırımların askıya alınması, "Suriye'ye verilen ikinci bir şans" olarak yorumlanıyor. 

Peki yaptırımların kaldırılması, Suriye ekonomisine nasıl etki edebilir?

Suriye ekonomisi ne durumda?

Suriye ekonomisi, 13 yıldır devam eden iç savaşın sona ermiş olmasına rağmen hâlâ içler acısı bir durumda. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (UNECSWA) tahminlerine göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası 2023 yılında 23,6 milyar dolar ile savaş öncesine kıyasla %65 daha düşük seviyedeydi. 2024 yılına ilişkin elde sağlıklı bir veri olmasa da Dünya Bankası ülke ekonomisinin geçen yıl da %1,5 daralmış olduğunu tahmin ediyor.

Toplumsal göstergeler de ekonomik çöküş kadar endişe verici. UNECSWA’ya göre Suriye’de halkın yaklaşık %90’ı yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verirken aşırı yoksulluk oranı ise %50’ye yaklaşmış durumda. İşsizlik oranı resmî verilere göre %13 düzeyinde olsa da UNCSWA bu oranın %25’e yaklaşmış olduğunu tahmin ediyor. Yıllardır süren iç savaş sonucunda halkın %70’inin insani yardıma muhtaç hâle geldiği ülkede, insani yardım kuruluşları bile finansman sıkıntıları nedeniyle ihtiyaçlara yetişemiyor. Çocukların %31,3’ünün yetersiz beslenme nedeniyle yetersiz gelişme tehdidi altında olduğu Suriye, Global Açlık Endeksi sıralamasında ise 129 ülke arasından 113. sırada yer alıyor.

Bütün bunların yanında ülkede altyapı da büyük ölçüde hasar görmüş durumda veya olağanüstü derecede yetersiz. İç savaş nedeniyle konut stokunun üçte birinin hasar gördüğü ülkede 5,7 milyon insan evsizlik tehdidi altında yaşıyor. Hastanelerin veya sağlık merkezlerinin üçte biri ya hasar görmüş ya da yıkılmış olduğu için sağlık hizmetlerine erişim oldukça sınırlı. Ülkedeki elektrik üretimi, son 14 yılda %80 azaldığı ve elektrik şebekesinin %75’i yok olduğu için Suriye’de elektriğe erişim de büyük bir mesele. Ayrıca su ve kanalizasyon şebekesi de savaş sırasında ağır hasar almış olduğu için 14 milyon Suriyeli temiz suya erişim sıkıntısı yaşıyor. 

  • Bölgedeki altyapının tamamen onarılmasının 400-600 milyar dolarlık dev bir bütçe gerektireceği tahmin ediliyor.

Yaptırımların kaldırılması ve yatırımların dönüşü

ABD ve Avrupa’nın Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırmasının halihazırda bozuk olan Suriye ekonomisi için bir can suyu olacağı düşünülüyor. Öncelikle, finansal ve ticari kısıtların kaldırılmasıyla dış ticaret kanalının hızla açılarak ülkedeki kıtlık hâlinin sona erdirilmesi hedefleniyor. Nitekim yaptırımların kaldırılacağı haberinin ilanı bile Suriye lirasını dolar karşısında %8 civarında değerlendirerek enflasyon baskısını hafifletmeye yardımcı olmuş gibi görünüyor. 

Yatırım cephesinde, yeniden dünyaya açılan Suriye ekonomisinin özellikle altyapı ve enerji sektörlerinde önemli yatırımlar alması bekleniyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerde yaşayan Suriyeli iş insanları da diasporanın büyük yatırımlarla ülkeye dönmeyi hedeflediğini ifade ediyor. Aynı şekilde ABD yaptırımlarından çekinen bazı Batılı şirketler de Suriye’de büyük çaplı projeler yapmaya istekli hâle gelmiş durumda.

Nitekim yaptırımların kaldırılmasının üzerinden uzun bir süre geçmemiş olmasına rağmen açıklanmış büyük yatırım projeleri mevcut. Örneğin Fransız denizcilik ve lojistik şirketi CMA CGM, Suriye’nin ana limanlarından Lazkiye Limanı'nın genişletilmesi için 30 yıllık bir imtiyaz sözleşmesi imzaladı. Şirket bu iş için ilk yıl 30 milyon avro olmak üzere toplam 230 milyon avroluk yatırım taahhüdünde bulundu. 

Dubai merkezli küresel liman işletmecisi DP World, Tartus Limanı'nın geliştirilmesi için 800 milyon dolarlık bir mutabakat zaptı imzalarken ABD merkezli Tiger Group'un Yönetim Kurulu Başkanı Walid Mohammad al-Zoubi, Suriye'nin başkenti Şam’da 100-200 milyon dolarlık bir inşaat projesi planladığını açıkladı. Bu sırada Şam'da düzenlenen Suriye Özel Fuarı’na, 500'den fazla yerli ve uluslararası şirket katılım sağladı. 

Suudi Arabistan ve Katar da yeni Suriye hükümetine destek amacıyla ülkenin Dünya Bankası’na 15,5 milyon dolarlık borcunu ödeyerek Suriye’nin Dünya Bankası fonlarına yeniden erişmesinin önünü açtı. Bu süreçte Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Suriye’nin yalnız bırakılmayacağını vurgularken Katar Emirliği ise ülkeye memur maaşlarının ödenebilmesi için 29 milyon dolarlık ek hibe programı açıkladı. Birleşik Arap Emirlikleri de yayımladığı resmî açıklama ile Suriye’nin karşılaştığı zorlukların aşılmasına yardımcı olma ve ülkeyi yeniden imar etme konusunda istekli olduğunu vurguladı. 

  • Körfez ülkeleri, Suriye’nin tekrar Arap Birliği’ne dönmesini desteklerken diğer yandan ülkenin İran’dan uzaklaştırılması stratejisine de yatırım yapmış oluyor. Özellikle Körfez kalkınma fonlarının önümüzdeki günlerde Suriye’deki altyapı, enerji ve konut projelerine daha güçlü yatırımlar yaparak ülkeyi ekonomik açıdan kendilerine daha fazla bağlaması bekleniyor. 

Ya Türkiye?

13 yıllık sürecin kilit aktörlerinden Türkiye de Suriye’nin yeniden inşasında aktif rol alma niyetini açıkça ortaya koymuş durumda. ABD’nin Suriye hükümetiyle iş yapan şirketlere yönelik yaptırım tehdidini kaldırmış olması, Türk şirketleri için de yeni ticari olanaklar sağlıyor. İş insanları özellikle enerji, ulaşım ve inşaat alanında büyük iş fırsatlarının açılmasını bekliyor. Bunlara örnek olarak şu açıklamalar verilebilir:

  • DW Türkçe’ye konuşan Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, “Suriye'de demir çelik ihtiyacının yanı sıra öncelikle inşaat malzemelerine hızla ihtiyaç olacak. Bu tesislerden tırlarla çok uygun taşıma maliyetleri ile Suriye'ye ürün gönderebiliriz” ifadelerini kullandı. 

  • TAV İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sani Şener, Suriye’yi “adeta deli gibi” takip ettiklerini ve Suriye’de inşaat müteahhitlerine çok büyük bir iş sahası açılmasını beklediklerini söyledi. 

  • AA’ya konuşan Safi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Safi, “Önümüzdeki dönemlerde biz hem Ukrayna'da hem de Suriye'de lojistik olarak, hizmet olarak, çimento olarak ve liman işletmeci olarak olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

  • İleriki 5 yılda 2 milyar dolarlık yatırım planladıklarını söyleyen Aydem Enerji Genel Müdürü Serdar Marangoz, Suriye’de de enerji altyapısı ve dağıtım tarafında önemli iş fırsatları gördüklerini söyleyerek, “Üretim tarafında da fırsatlar olacaktır. Bu konuda kamu ile sürekli irtibattayız. Gelişmeleri dikkatle izliyoruz” açıklamasında bulundu.

Nitekim Kalyon Holding, Cengiz Holding, Katar merkezli UCC ve ABD merkezli Power International, yaptırımların kaldırılmasının hemen ardından Suriye'nin Treyfi, Zeyzun, Deyrizor ve Mıharde bölgelerinde toplam 4 bin megavat kurulu güce sahip doğalgaz çevrim santralleri, ayrıca Vidyan el-Rabii bölgesinde 1000 megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali inşa etmek üzere 7 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. 

İhracat verilerinde de güçlü bir değişim var. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2025’in ilk dört ayında Suriye’ye yapılan ihracat, yıllık bazda %36,7 artışla 669,7 milyon dolara yükseldi. Söz konusu dönemde Suriye’ye yapılan makine ve aksam ihracatı, yıllık bazda %117,1 artarken, demir ve demir dışı metal ihracatı %100,8, çimento ihracatı %72,6, otomotiv ihracatı %48,0, elektrik/elektronik ihracatı ise %47,1 artış gösterdi. Suriye’de istikrar sağlanmasının dış ticareti daha da güçlendireceğini söyleyen TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “Huzur ortamının sağlandığı bir Suriye'nin hemen her sektörümüzün ihracatına olumlu katkıları olacak. Müteahhitlik sektörümüz önemli roller üstlenebilecek” açıklamasında da bulunmuştu. 

Sonuç olarak

Avrupa Birliği ve ABD yaptırımların kalkmasının Suriye’ye sağladığı kısa vadeli sermaye akışı, yatırım ve ticaret imkanları, Suriye’nin uzun süredir maruz kaldığı ekonomik yıkım ve dışa kapalılık hâlini kırma potansiyeline sahip. 

  • Ancak savaş sonrası hedeflenen toparlanma ve sürdürülebilir kalkınma açısından uzun vadede yapısal reformların, kurumsallaşmanın ve hukukun üstünlüğünün tesisi elzem. 

Yalnızca bununla da bitmiyor. Türkiye, Körfez ülkeleri, ABD ve AB gibi aktörlerin Suriye’nin yeniden inşasındaki pozisyonları da bölgesel düzenin geleceği açısından belirleyici olacak. Körfez sermayesinin siyasi beklentilerle bağlantılı girişi, Batı’nın bekle-gör tutumuyla birleştiğinde, Suriye’nin bir yatırım destinasyonuna dönüşmesi uzun zaman alabilir. Ayrıca bir yandan önemli bir anlaşmazlık sonucu ABD yaptırımlarının geri dönme riski de ülkenin üzerinde Damokles’in Kılıcı misali sallanıyor.

En nihayetinde, Suriye’nin uluslararası düzene yeniden entegrasyonu, bölgesel güçlerin ekonomik ve siyasi çıkarlarını uzlaştırabilmesine ve yeni yönetimin hedeflenen dönüşümü başarıp başaramayacağına bağlı olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR