Elimizde satılık köprüler ve otoyollar var, alır mısınız?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye’nin gelecek üç yılına ilişkin yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Program (2026-2028) 7 Eylül 2025 Pazar günü, 33010 Sayılı (Mükerrer) Resmî Gazete ilanı ile açıklandı.
Hükümet hafta sonu karar açıklamayı, görevden almaları hafta sonuna denk getirmeyi, eyleme geçmeyi hafta sonuna bırakmayı çok seviyor. Defalarca buna şahit olduk.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan Orta Vadeli Program aslında bir “iyi niyet manzumesi.”
OVP’de gelecek yıllarda yapılacaklara ilişkin lafzi kısımlar var ki burada sıralananların çoğunlukla nasıl yapılacağına, ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceğine, yapılacak bu eylemle elde edilecek faydanın ne olduğuna ilişkin bir bilgi yer almaz. O nedenle buraya gönlünüzden gelen her şeyi yazabilirsiniz. Nasıl olur hale getirileceğini pek kimse sorgulamaz.
Zaten Orta Vadeli Planlarda öngörülenler tutmadığında ya da sıralanan hususlara hiç girişilmediğinde herhangi bir hesap verme ve hesap sorma da yoktur bizde. Hep şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten bahsedilir ama kimse şeffaf olmayı sevmez. Hele hesap sormak terbiyesizlik olarak algılandığı için hesap da verilmez.
Yeni Orta Vadeli Programda son dönemlerin en moda tabiri “Yapay Zekâ” çokça geçiyor. Tam 19 kere kullanılmış. İşin ilginç kısmı, “Ar-Ge ve Yenilik Ekosisteminin Geliştirilmesi” kısmında sadece 1 kez kullanılmışken; “Dijital Dönüşüme Geçişin Desteklenmesi” kısmında 5 kez, “İşgücünün Beceri Uyumunun Geliştirilmesi” kısmında 3 kez, “İthalata Bağımlılığın Azaltılması ve Arz Güvenliğinin Desteklenmesi” kısmında 1 kez, “Sermaye Piyasalarının Etkinliğinin Artırılması” kısmında 1 kez, “Harcamalarda Etkinliğin Artırılması” kısmında 1 kez, “Kayıt Dışılıkla Mücadele” kısmında 3 kez, “Düzenleyici Çevrenin İyileştirilmesi” kısmında 1 kez, “İş ve Yatırım Süreçlerinin İyileştirilmesi” kısmında 1 kez, “Dijital Dönüşüme Geçişin Desteklenmesi” takvim kısmında 1 kez, “Kayıt Dışılıkla Mücadele ve Denetimlerde Etkinliğin Artırılması” takvim kısmında 1 kez “Yapay Zekâ” kelimesi kullanılmış.
Ülkece yapay zekâ konusunda nerede olduğumuz, neler yaptığımız, hele hele kamuda yapay zekâdan ne derece yararlandığımız konusunda hiçbir fikrim yok. Ancak yapay zekâ kavramının bu kadar konuya yayılması yine de memnuniyet verici. Nasıl yapılacağını sormadığımız sürece –ki bunların cevabı yok– keyfini sürmek gerekiyor.
“Cevabı yok” derken şunu kastediyorum:
Örneğin sermaye piyasalarının etkinliğinin artırılması hepimizin ortak isteği. Türkiye’de Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre (10.09.2026 tarihli veri) yatırımcı sayısı 6 milyon 410 bin 592 kişi. Bu sayı 31.08.2024 tarihinde 7 milyon 430 bin kişi idi. 1 yılda hızlı bir düşüş var. Bakiyeli yatırımcı sayısı da düşmüş gözüküyor. 2025 yılında bugüne kadar 12 halka arz yapılmış.
O halde sermaye piyasalarının etkinliğinin artırılması doğru bir karar.
OVP (2026-2028)’de benim en önemli gördüğüm hususlara ilişkin:
Nitelikli halka arzların artırılması (ki bu en büyük sorun; geçmiş yönetimler neredeyse sokaktan bulduklarını Borsa İstanbul’a taşıdılar),
Sermaye piyasalarının derinleşmesi ve yatırımcı tabanının genişlemesi için yeni ürün, hizmet ve piyasaların geliştirilmesi,
Yapay zekâ ve diğer teknolojilerin sermaye piyasalarının denetiminde daha yaygın kullanılarak sermaye piyasalarının etkin işleyişinin güçlendirilmesi,
Sermaye piyasalarında daha sağlıklı fiyat oluşumlarını teminen piyasa bozucu eylemlere yönelik adli ve idari cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi öngörülmüş.
Bunlar güzel sözler. Yine eksik olan: Nasıl yapılacak? Hangi ürünler olacak? Altyapısı nasıl sağlanacak? vb. soruların cevaplarının olmaması.
Örneğin benim “takvim” olarak adlandırmadığım ama OVP içeriğinde yer alan takvim bölümünde:
“Sermaye piyasalarında daha sağlıklı fiyat oluşumlarını teminen piyasa bozucu eylemlere yönelik adli ve idari cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi”ne ilişkin bir takvim öngörülmemiş. Buna ilişkin başlamış bir çalışma var mı? Adalet Komisyonu’nda örneğin bu yönde caydırıcı etkisi olan bir kanun tasarısı halen mevcut mu, görüşülüyor mu, bilemiyoruz. Ama cümleye bakınca oldukça güzel.
Orta Vadeli Programlarda ikinci kısım ise “Göstergeler Tablosu”dur. Genellikle kısa yorumlarda bakılan hep burasıdır. Excel ekonomistleri de bu kısmı çok severler. Teknolojinin bize tanıdığı imkânlarla oturulan yerden Excel uygulaması ile bu tablodaki verileri oluşturmak çok kolaydır.
Bazen bu veriler oluşturulurken yine nasıl ve neden sorularının cevap bulamadığı, birbiriyle örtüşmeyen veriler de bu tabloların içeriğinde yer alır.
Benim kendi adıma en dikkatimi çeken husus; Genel Devlet Dengesi tablosunda “Gelirler” kısmında yer alan “Özelleştirme Gelirleri.” Burada 2026 yılı için 185 milyar TL, 2027 yılı için 70 milyar TL ve 2028 yılı için 30 milyar TL gelir öngörülmüş.
Özelleştirme gelirleri tek seferlik gelirler, bunu bir yere not edelim önce.
Özelleştirmenin temel amaçları; ekonomik verimliliği ve rekabet gücünü artırmak, özel yatırım çekmek, devletin üzerindeki mali yükü azaltmak ve bir zamanlar devlet tarafından kontrol edilen sektörlerde piyasa rekabetini ve inovasyonu teşvik ederek hizmet kalitesini artırmaktır.
Bloomberg Int haberine göre özelleştirilecek olanlar; 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile en az dokuz otoyolun işletme haklarının satışı. Daha önce de denenmiş ancak yapılamamıştı. Turgut Özal döneminde ise Gelir Ortaklığı Senedi çıkarılmıştı.
O dönemin nasıl yapıldığını, nereye harcandığını rahmetli Güngör Uras Hoca’nın 21 Ekim 2010 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinden yeniden okuyalım:
“Gelir ortaklığı senetleri ile toplanan paralar ‘kamu yatırımlarının finansmanı amacıyla’ bir fonda biriktiriliyor, fonda toplanan paranın en az yüzde 15’i Doğu kalkınması için kullanılıyordu. Köprü senetlerinden sonra Keban, Oymapınar barajlarının ve paket olarak Köprü-Keban gelirleri karşılık gösterilerek daha başka gelir ortaklığı senetleri de çıkarıldı.
Bunların hepsinin vadesi 3 yıl idi. Bunların gelirlerinin tamamı bütçe açığına değil, yatırımlara tahsis edildi. Tamamı zamanında ödendi.”
Durup dururken bu köprü ve otoyol satışı, uzun zamandır dillendirilen “kasanın boş olduğu” söylemini doğruluyor gibi.
Elde satılacak pek bir varlık kalmadı. Eski Türkiye’nin tüm mal varlıkları sermayeye satıldığı gibi, Yeni Türkiye yenilerini ekleyemedi. Yapılan otoyolların, havalimanlarının, köprülerin, hastanelerin neredeyse tamamı sermayenin; üstelik onlarda da zaten geçiş garantisi, hasta garantisi gibi akıl almaz garantilerle gelir transferine bağlanmış durumda. Ücretleri de dolara ve ABD enflasyonuna endeksli.
Şimdi mevcut köprü ve otoyolları satmak; hayatın daha da pahalılaşması, stratejik öneme sahip köprülerin devlet elinden çıkması anlamına geliyor. Peki ne için yapılıyor bu satış? Bence bu soruyu sormak her Türk vatandaşının hakkı.
Oysa pekâlâ tıpkı Özal döneminde olduğu gibi gelir ortaklığı senedi ihraç edilebilirdi. Neden bu yol tercih edilmedi?
Bu soruların cevaplarını yakın gelecekte belki öğrenemeyeceğiz ama satış yapılınca satışın kime ya da kimlere yapıldığı netleşince belki kafalardaki sorular cevabını bulur. Ancak yine giden gitmiş olur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




