Euro 2004

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Portekiz’de yapılan 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda kimselerin favori olarak görmediği Yunanistan kupayı kaldırırken, bu oyuna gönül veren milyonlar şaşkınlıktan küçük dilini yutmuştu.
Turnuvayı yine ekrandan izlemek Türkiye’de soğuk duş etkisi yaratıyordu. Euro 2000’de çeyrek final gören, 2002 Dünya Kupası ve 2003 Konfederasyon Kupası’nda da üçüncü olan Türkiye, bu sefer derede boğulmuştu.
Elemelerdeki son maçta İngiltere karşısında alınacak bir galibiyet, Euro 2004’e doğrudan götürecekti. Daha önce gol bile atamadığımız futbolun beşiği karşısında yine şeytanın bacağını kıramamıştık. David Beckham kazandıkları penaltıyı uzaya yolladığında, tüm memleket acaba diyordu. Ancak doksan dakika sonunda tabela değişmeyince Adalılar şampiyona için otel rezervasyonu yaptırıyor, Şenol Güneş ve öğrencilerine play-off görünüyordu.
“Çek bir Letonya” manşetleri gerçek oluyor, maçlar kâbusa dönüşüyordu. Millîler adeta tek başına Māris Verpakovskis'e teslim oluyor, Türk futbolunda bir devir kapanıyordu…

EURO 2004’ün galasında Yunanistan, ev sahibini 2-1 yenerek herkesi şaşırtıyordu. Bu yenilgiye rağmen 1989 ve 1991’in dünya gençler şampiyonu olan altın jenerasyona sahip Portekiz çabuk toparlanmış, grubunu lider bitirmişti. Averajla Yunanistan çeyrek final bileti alırken, İber Yarımadası'nın bir diğer sakini olan İspanya evine erken dönüyordu.
B Grubu'nda Fransa liderdi, İngiltere ikinci. Son Avrupa şampiyonu, yıldızı Zinédine Zidane’ın golleriyle futbolun beşiğini devirmişti. D Grubu'nda Çek Cumhuriyeti fırtınası esiyor, Letonya'ya diş geçiremeyen Almanya elenirken, Hollanda ikinci olarak yoluna devam ediyordu.

Eurovision misali
Asıl kıyamet Bulgaristan’ın averaj takımına döndüğü C Grubu’nda kopuyordu. Son karşılaşmalar öncesi şöyle bir tablo ortaya çıkmıştı, İskandinavlar arasındaki mücadele 2-2 biterse, gök-mavililer eleniyordu. Maç da o sonuçla bitiyor, yıllarca Eurovision takip edenler, birbirlerine bol keseden puan dağıtan Kuzeylilere hiç ama hiç şaşırmıyordu. Çizme boşuna itiraz ediyordu...
Işık Stadı'ndaki ilk çeyrek final gözleri kamaştırıyordu. Michael Owen ile öne geçen İngiltere, Hélder Postiga'nın son dakikalardaki golüne mani olamayınca galip 90 dakikada belli olmuyordu. Uzatmalarda Rui Costa ile ilk kurşunu sıkan Portekiz bir adım öne geçerken, Frank Lampard takımını ipten almıştı. Penaltılarda gülen ev sahibi, yoluna devam ediyordu. Sunderland'deki grup maçında Türkiye'yi yıkan Beckham ile Vassell, Lizbon'da beyaz noktada kararmıştı.

Peri masalı
Son şampiyon Fransa, mutlak favori olarak gösterildiği maçta Yunanistan'a boyun eğmişti. Teknik direktör Otto Rehhagel’in mucizeleri devam ederken Angeolos Charisteas’ın kafa golü Komşu’yu yarı finale taşımıştı.
Hollanda ile İsveç'in randevusundan gol sesi çıkmamış, penaltı vuruşları yarı finalisti belirlemişti. İnanması zor olsa da Portakallar ilk defa 11 metrede gülmüştü. EURO 1996'da Fransa'ya, bir önceki turnuvada da İtalya'ya beyaz noktada teslim olan turuncular, böylece şeytanın bacağını kırarak yarı finalde Portekiz'le eşleşmişti. Danimarka'yı sahadan silen Çekler de Yunanistan ile buluşmuştu.

Lizbon'daki ilk karşılaşmada ev sahibi döktürüyordu. Harika çocuk Cristiano Ronaldo'nun kafasıyla öne geçen Luiz Felipe Scolari'nin öğrencileri, ikinci devrede farkı açıyordu. Ufaklık, korneri kısa kullanıp adı her transfer döneminde Galatasaray ile anılan Maniche'yi buluyor, orta saha oyuncusu da muhteşem bir vuruşla köşede dinlenen örümceği uyandırıyordu. Andrade kendi ağlarını bulsa da ev sahibi adını yazdıran ilk takım olmayı başarmıştı.
Letonya'dan sonra birçoklarının çantada keklik gördüğü Yunanistan, turnuvada adeta atmaca kesilmişti. Porto'daki ikinci randevunun uzatmalarında Çek filelerini sarsan Traianos Dellas rüyanın devamını sağlamıştı. Her şey bir tarafa, alan paylaşmaları, takım savunmaları üzerine kitap yazılsa yeriydi.
Turnuva başladığı gibi bitiyor, galada buluşanlar bu sefer kozlarını finalde paylaşıyordu. Öyle bir randevuydu ki taraflardan biri ilk kez büyük bir organizasyonda kupa kaldıracaktı. Luís Figo ve şürekâsı mı yoksa maestro Theodoros Zagorakis ve arkadaşları mı zafere ulaşacaktı?
Henüz televizyon yıldızı olmayan Markus Merk'in yönettiği final, çimde oynanan satranç müsabakası gibiydi. İkinci yarıda kullanılan bir korner işi bitirmişti. Rehhagel'in fendi, Scolari'yi yeniyor, yine Angelos Charisteas'ın kafası Komşu'yu havaya uçuruyordu.

Kaynak: Shaun Botterill/Getty Images
Son altı Avrupa futbol şampiyonasını ele alan yazı dizimizin ilk iki bölümünde ise Euro 96 ve Euro 2000 vardı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rafael Nadal, Steven Gerrard, Ömer Faruk Yurtseven, Şahika Ercümen, Jack Miller, Egan Bernal ve Fenerbahçe Öznur Kablo. Pazartesi spor gündeminiz hazır.
17 May 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?



