

Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Hayattaki meselen ne?
Benim hayattaki ilk meselem kendi ve etrafımdaki varoluşlar üzerinden sınırlıydı. Hayattaki ilk kolektifimi 5 yaşında, kardeşimin bana kuir feminist yazarların makalelerini masalmış gibi okuduğu odada oluşturdum. İyi ki var, canım kardeşim. Aynı düşmanlara farklı dertler üzerinden de baş kaldırmayı bana ilk o öğretti.
Büyüdükçe varoluşum genişledi; yeni insanlarla tanıştım, doğaya geri döndüm. Hayattaki meselem artık kendim ve sevdiklerim üzerinden olan haksızlıklar değil, şu an bildiğim ve bilmediğim herkesin uğradığı eşitsizlikler ve baskılanmaları fark etmeye odaklanmak. Her mesele için baş kaldırılacak kabın şeklini su gibi alabilirim.
Her dert, benim de derdim. Bugün dünyada başına gelen eşitsizlik üzerinden canı acıyan ve öfkeli birini kalbimde hissedebiliyorum. Dünyanın başka bir yerinde de benim için kalbi titreyen bir kişi olduğunu biliyorum.

Eylül, Riko'yla doğada
Bugünün işini yarına neden bırakmıyorsun?
Maalesef bugünün meselesi zaten dünden geldiği için bu dertleri yarına bırakma lüksünü kendimde bulamıyorum. Özellikle farkındalık üzerinden olan dertlerin kelebek etkisi gibi birbirini tetiklediğine inanıyorum. "Entelektüel sohbetlerden uzak dursun," reçetesi yazılan ve "histerik" olarak etiketlenen kadınlarla bugün pankartlarının üzerinde yazanlar üzerinden bir gazetede "çürümüş feminist" olarak etiketlenen bizim geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimiz iç içe geçmiş durumda. Tarihte hep vardık ve olacağız. Bu yüzden de bugün aynı yolu bizimle paylaşmış ve paylaşacak olanlarla zaman ve mekânın ötesinde dayanışmaktan güç alıyorum.
Çözüm nerede?
Çözüm, umursadığımız konular üzerinden giydiğimiz veya giydirildiğimiz yargıları bir bir çıkarmakta. "Bu benim, şu dünyanın, o da senin aciliyetin," dememekte. Çözüm, bir derdin hepimizin aciliyeti olduğunu kabul etmekte. Hiçbir derdin, haklı bir dava konusunun zamanı, mekânı ya da birbirleri üzerinden kurdukları “daha önemli bir aciliyet” gibi bir güç yarışı olmaması gerektiğini öğrendim.
Dilerim ki özne deneyimine en yoğun önceliği verir, tartışmalarımızı her etmeni dahil edecek şekilde kapsayıcı ve kesişimsel tutarız. Çözüm de mesele de karmaşık ve uzun bir yol. Bu sırada birbirimizden öğrenmeli ve birbirimizden güç almalıyız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF-Türkiye'yle Dünya Saati 2022; iklim aktivistleriyle Küresel İklim Grevi; Change.org'la Z kuşağının talepleri.
22 Mar 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



