Facebook - Giphy birleşmesi
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
90’ların sonu, 2000’lerin başındaki web’e tanıklık ettiyseniz hareketli GIF görselleriyle dolu sitelerin altın çağına da tanıklık ettiniz demektir. Web 2.0’ın getirdiği merkezî sosyal platformlar ve değişen web modası ile unutulmaya yüz tutan GIF'ler son on yılda GIF paylaşım araçları ve bu araçların sosyal medya entegrasyonu sayesinde küllerinden yeniden doğdu diyebiliriz. Bu platformlardan en büyüğü diyebileceğimiz Giphy’nin geçtiğimiz hafta beklenmedik şekilde Facebook tarafından satın alınması, gizlilik kaygılarını tekrar gündeme getirirken ABD’deki antitröst etrafında dönen politik tartışmaları tekrar alevlendirebilir.
- Birleşme: Axios tarafından 400 milyon dolara gerçekleştiği iddia edilen satın alma ile Facebook günlük 700 milyondan fazla sayıda kullanıcıya ulaşan platformu bünyesine katmış oldu. Bu kullanıcıların %50’si, çoğunluğu Instagram olmak üzere, Facebook bünyesindeki uygulamalardan gelirken asıl dikkat çekici olan kalan yüzdenin geldiği yerler. TikTok, Twitter, Apple iMessage, Giphy’i uygulamalarına entegre eden büyük oyunculardan bazıları ve gelişmeye nasıl tepki gösterecekleri merak konusu. Instagram bünyesinde faaliyetine devam edecek olan Giphy, Instagram ile olan entegrasyonunu genişletecek iken açıklamaya göre diğer uygulamalar geçişten hiçbir şekilde etkilenmeyecek.
- Gizlilik: Şirket, GIF'lerde takip edici pikseller, çerezler ve benzeri takip yöntemlerinin kullanılmadığını belirtiyor. Mesajlaşma uygulamaları Telegram ve Signal’ın yaptığı açıklamalar da bu bilgileri doğrular nitelikte. Yine de konu Facebook olunca soru işaretleri kaçınılmaz oluyor. Satın alma ile beraber her koşulda büyük bir kullanıcı verisine erişim sağlayacak olan internet devinin bu verileri ne doğrultuda kullanacağı merak konusu. Zira şirketin geçmiş karneleri bu konularda zayıf.
- Antitröst: Şirketin 2014’te gerçekleştirdiği 19 milyar dolarlık WhatsApp satın alması sırasında mevzu bahis, Facebook’un bünyesine kattığı platform ile ne yapacağı değil, neden bu kadar büyük bir meblağ ödediği idi. Bugün, ödenen rakamın nedeni daha iyi anlaşılırken artık benzeri birleşmelere müsait bir siyasi atmosfer olmadığı görülüyor. Senatör Elizabeth Warren’ın seçim kampanyasının ana başlıkları arasında olan teknoloji devlerinin küçültülmesi, Warren yarıştan çekilmiş olsa da siyasi güncelliğini korumakta. Pandemi sırasında “küçük işletmeler finansal baskının altından kalkana kadar” büyük şirket satın almalarının önüne geçmek isteyen bir yasa teklifinin arefesinde ve Uber’in rakibi GrubHub’u satın almasının hemen ardından gelen Facebook’un bu hamlesi, görece küçük bir meblağ da olsa ve resmî olarak bir inceleme gerektirmese de dikkatleri çekmişe benziyor. Mevcut ekonomik ve politik ortamda teknoloji devlerinin gerçekleştireceği ufak hamleler bile Vaşington’da her an bardağı taşırabilir.
- Telifler: Facebook’un başını ağrıtabilecek bir diğer konu ise Giphy’nin telif uyuşmazlıkları. Kasım ayında “Bebek Yoda” GIF’lerinin kaldırılması ile gündeme gelen telif sorunları, şirketin Facebook bünyesine katılması ile eskisi kadar anlayış görmeyebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aynı fabrikada çoklu üretim yapmak mümkün mü? Apple’ın yeni AR gözlüğü nasıl olabilir? Facebook Giphy’yi satın alarak neleri hedefliyor? Spor mekanlarında yeniden bir araya gelmek için ne gibi teknolojik altyapılar kullanılabilir? Aposto! Teknoloji’nin bu haftaki sayısında bu konuları ve çok daha fazlasını ele aldık.
21 May 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



