Gelecek uzun sürer

Hayatımızı yalnızca kaygılanarak geçiremeyiz. Bizi bu kadar kaygılandıran koşulların bütünüyle sağlıksız olduğunu, geleceğin uzun süreceğini, ancak değişimin kaçınılmaz olduğunu hatırlamamız gerekiyor.
Gelecek uzun sürer

4 Ekim - Brand Week Istanbul - ANGST
Brand Week Istanbul ile birlikte

5 gün, 5 farklı sahne: Brand Week Istanbul

Brand Week Istanbul 7 - 11 Kasım tarihleri arasında EMEA bölgesinin en büyük marka ve iş dünyası festivali Brand Week Istanbul , yaratıcı dünyanın liderlerini ve pazarlama duayenlerini bu sene Time to Reset temasında buluşturuyor. Nedir?…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Gelecek kaygısı her dönemde kendisini farklı biçimlerde gösteren, ortaklaşa deneyimlediğimiz bir duygu durumu. Fazlasıyla insana ait olan bu duygu, hızla değişen ve dönüşen bir dünyada daha da yoğunlaşabilir. Hatta atalarının aksine içinde yaşadığı koşulları değiştirmek için daha fazla hareket kabiliyetine sahip olan modern insanın bir krizi veya trajedisi olarak değerlendirilebilir. 

Gelecek kaygısı
Gelecek kaygısının sosyal yansımaları da dikkate değer. Arkadaşlarımızla sohbetlerde işsizlik ve bir türlü düzene oturmayan hayat gibi sürekli etrafında döndüğümüz meseleler, kolektif bir mağlubiyet ve çaresizlik hissine kapılmamıza neden olabiliyor. Heyecanını kaybetmiş ve sinsi bir tükenmişliğe yakalanmış kuşağımızın neredeyse tek bir sohbet teması var: Gelecek kaygısı.

Nesil farkı
Sosyal medyada sıklıkla karşımıza çıkan meşhur “meme” bize geleceğe dair umutsuzluk hakkında çok şey söylüyor: “29 yaşında ben ve ebeveynlerim” basitliğinde bir karşılaştırmayı gösteren görselde, ailesi çoktan evlenmiş, çocuk yapmış ve ev almış yani tam anlamıyla bir “düzen” oturtmuş olan ama kendisi hâlâ güvencesizliğin ortasında uzun erimli planlar yapamayan bir genci anlatıyor. Günümüz gençliğinin içinde bulunduğu koşulların da gerçekçi bir temsilini sunuyor.

Araştırmalar da bu meme’in doğruluğunu kanıtlar nitelikte. Örneğin, Britanya merkezli sivil toplum kuruluşu Bernardo’nun yaptığı araştırmaya göre, gençlerin üçte ikisi gelecekte ailesinden daha kötü durumda olacağını düşünüyor. Evet, günümüz gençliği güvencesiz kaldı. Dünya genelinde izlenen neoliberal politikalar ve hemen her yerde hissedilen ekonomik durgunluğun altında ezilen yeni nesil bir tür çıkışsızlığın ortasında çırpınıyor. 

Borç ve barınma krizi
Bu küresel koşulların sonuçlarını hemen her yerde görmek mümkün. Örneğin, gençler için artık 1+1 bir eve çıkmak gibi son derece mütevazı bir istek bile büyük bir hayal olarak görülüyor. Ancak herhangi bir ev düzenine sahip olmak bir yana, öğrenciler devlet yurtlarında bile barınamıyor, okul sonrasında da yetişkin hayatlarını kurmakta giderek zorlanıyorlar. Gençler, şimdinin karanlığına sıkışıp geleceğe bakmaya fırsat bile bulamıyorlar.

Daha iyi koşullar için aile evinden ayrılıp üniversiteye giden gençler belki de ömürleri boyunca ödeyecekleri bir borç yükünü sırtlanıyorlar. Üstelik dünyanın her yanında durum aynı. Örneğin, Charlotte Howles’ın The New York Times’taki yazısında konuştuğu bir kişi “Bu dünyadan ayrılmadan öğrencilik borcumu vermek isterim,” diyor. İnsanlar kendi öncelikleri üzerine bir hayat inşa etmek yerine geçmişin yüklerini sırtlanıp bugünün ve geleceğin zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Hem dünyada hem de Türkiye’de gençlere yönelik umut vaat eden ancak pek de gerçekçi olmayan siyasi söylemler bitmek bilmese de yeni nesil kendi hayatında somut değişimler göremediği için yalnızca öfkesine tutunmaya mahkum ediliyor.

Umut yoksunluğu
İnternet dünyasının gözde içeriklerinden sokak röportajlarında henüz ilkokul çağındaki çocukların bile sıklıkla hayat pahalılığı, geleceksizlik ve umutsuzluk gibi temaları dile getirdiklerini görüyoruz. Bir taraftan gösterdikleri bilinç bazı şeylerin değiştiğine dair göstergeler sunsa da, aslında bu yaştaki çocukların başka şeylere odaklanması gerektiği gerçeğini de hatırlamak zorundayız. 

Bir gelecek inşa etmek için yardıma ihtiyaç duyan çocuklar kendilerini motive edecek umuttan maalesef yoksunlar.

"Lanetlenmiş nesil"
Günümüz nesli geleceksizlik  duygusunu uç noktalarda yaşıyor. Yazar Phil Neel bu “lanetlenmiş nesil” için “geleceği olmayanların büyük geçit törenindeki ilk nesil” diyor. Çünkü bu nesil çaresizliğe mahkum edilmesinin yanı sıra dünyaya dair herhangi bir alternatif fikrinden de yoksun bırakıldı. 

Son zamanların gözde teması olan kıyamet, dizilerde ve filmlerde de çokça işleniyor. Kültür endüstrisi, umut vadeden alternatif gelecekler yerine bizi görkemli felaketlerle karşılıyor. Artık değişim ve dönüşüm yerine yıkımı düşünmek daha olası geliyor. Sadece gelecek fikrinden değil hayal gücünden de yoksun bırakılıyoruz.

Psikolojik etkiler
Bu çıkışsızlık ve dinmek bilmeyen kriz hâlinin derin psikolojik etkilere sahip olduğu su götürmez bir gerçek. Geleceği olmadığını düşünen kişi, şimdinin bulanık dünyasına sıkışıp kalıyor. Kendisiyle ilgili gerçeklikten uzak ama keskin yargılara varabiliyor. Devamlı rekabette olmanın ve güçlü kalmanın vaaz edildiği bir kültürel ortamda başarısızlık hissiyle yalnız bırakılan yeni nesil, sorunu (doğal olarak) yalnızca kendisiyle ilgili görmeye eğilimli oluyor. 

J.M. Coetzee’nin Barbarları Beklerken romanındaki gibi çölde konuşlanmış hayali düşmanı beklerken ne kendi toprağında geleceği kurabilmiş ne de ömrünü yenmeye adadığı düşmanla karşılaşabilmiş karakterlere benzer biçimde bize ait olmayan bir geleceğe doğru sürükleniyoruz. 

Böyle devam edemez
Ancak her şey böyle devam edemez, hayatımızı yalnızca kaygılanarak geçiremeyiz. Bizi bu kadar kaygılandıran koşulların bütünüyle sağlıksız olduğunu, geleceğin uzun süreceğini, ancak değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. 

Mağlubiyet ve başarısızlık hissine kapılmadan geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak koşulları yaratmak bizim elimizde. Henüz geç kalmadığımızı kabul etmek ilk adımımız olabilir. Kolektif biçimde yeniden hayal kurabileceğimiz, geleceğimizi ellerimize alacağımız bir dünyayı birlikte inşa edebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

Gelecek uzun sürer

Yeniden hayal kurabilmek bizim elimizde.

04 Eki 2022

Fotoğraf: Joel Lee.

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Vartan Estukyan

·

29 Eki 2026

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

Pelin Cengiz

·

28 Eki 2026

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat
AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?