

Okuluna giden yol Zingat ’ta Okul zillerinin çalmasına bir ay kala okula yakın ev arayışında olan ailelerin imdadına yetişen gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu Zingat, Zingat Okullar özelliğiyle farklı bir deneyim sunuyor. Nedir? 70 bine yakın okul hakkında bilgi sunan ve bu okulların çevresindeki satılık ve kiralık emlak ilanlarına ulaşmayı mümkün kılan Zingat Okullar, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim olmak üzere beş kategoriden okulları il ve ilçelerine göre listeliyor. Neden önemli? Okula yakın evde oturmanın sağladığı avantajların başında, öğrencilerin okul-ev arasındaki ulaşım süresinin kısalığı sayesinde dinlenmeye, farklı hobilere ve zamanı daha verimli kullanmaya daha çok vakit ayırması geliyor. Popüler okullara yakın konutlar yalnız ebeveynler için değil, emlak yatırımcıları için de avantajlı. Kiracı bulma şansları daha yüksek olduğundan kira geliri elde etmek amacıyla konut alacaklara iyi bir seçenek sunan okul çevresindeki evler, kiraya verilmeseler bile değer olarak her zaman artış trendine sahip oluyor. Çocuğunuzun okuluna en yakın evi bu bağlantı üzerinden aramaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Anketimize katılan, profesyonel hayatın kendine has yaşam döngüsünde "orta sınıf" olarak tabir edilebilen "orta direk" çalışanlar için, iş hayatına girdikten sonra atmak istedikleri ilk adımlardan birinin de araba sahibi olmak olduğunu gördük. Ancak görüşmeler yaptığımız pek çok katılımcımız, bu adımın artık bir hayale dönüştüğünü dile getiriyor.
Araç sahibi olmak mümkün mü?
Örneğin Ayşe, araba sahibi olmamanın yaşadığı yeri ve hâliyle ödediği kirayı etkilediğini aktarıyor. Arabası olmadığı için daha uygun koşullardaki evlerin bulunduğu semtlere taşınamadığını belirten katılımcımız, bu durumun hayatındaki etiklerini şu cümlelerle anlatıyor:
"'Biraz uzaklaşayım, 2 vesaitle gidip geleyim' desem yol masrafı çok yüksek. Otobüsler öğrenciye 3,5 lira ama dolmuş 7 lira ve bazı semtlere sadece dolmuşla ulaşabiliyorsunuz. Ailemin desteğini almamak, mezun olup kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek hatta birikim de yapabilmek isterdim. Ama kenara para ayırmam, araba gibi bir yatırım yapmam çok zor. Maaşlarımız belli. Herhalde 100 yaşında ancak araba alacak kadar para biriktiririm. Piyangodan para çıkmazsa burada bir arabam olmayacak."
Örnek vermek gerekirse, Volkswagen'in Polo model sıfır aracının fiyatı, geçtiğimiz yılın ağustos ayında 216 bin 200 TL iken bugünkü fiyatı 490 bin TL olarak karşımıza çıkıyor. Bu da resmi verilere göre, %79,6 olarak gerçekleşen enflasyona rağmen araç fiyatlarında %125'in üzerinde artış meydana geldiğini anlamına geliyor.
Naz "İki yıl öncesinde çok normal gelen şeyler artık lüks geliyor," diyor ve araba sahibi olmak hakkındaki düşüncelerini şöyle ifade ediyor:
"Beyaz yakalıyım, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezunum, 3 yıldır da çalışıyorum ama istediğim gibi yaşayamıyorum. Türkiye dışında yaşamadığım sürece araba alabileceğime ihtimal vermiyorum."
Kredi kullanarak araç sahibi olmak mümkün mü?
Araç fiyatları artış gösterirken taşıt kredisi şartlarının da ağırlaştığı gözleniyor. Özel bankalarda taşıt kredisi faiz oranlarının artması; kamu bankalarında ise krediye erişim ve kredi sürecinin uzaması gibi sorunlar yaşanmaya başladı. Tüm bunların yanı sıra taşıt kredilerinde, astronomik şekilde yükselen fiyatların etkisiyle vade ile ilgili zorlukların da meydana geldiğini gözlemliyoruz.
Kredi çekmek isteyenleriyse vade sınırları nedeniyle daha yüksek peşinatlar bekliyor. Örneğin 800 bin lira değerinde bir araç alacak kişi, bu meblağın yalnızca 400 bin lirasını 48 ay vadeyle çekebildiği kredi ile karşılayabiliyor. Bu da araç bedelinin yarısını peşin olarak ödedikten sonra dört yıl boyunca aylık 14 bin 500 liranın üzerinde bir ödeme yapması gerektiği anlamına geliyor. ODD Genel Sekreteri Hayri Erce, konuyla ilgili olarak, "İnsanlar sıfır araca krediyle ulaşamıyor. Değer ve yüzdeler çok düşük kaldı. Kurun seyri göze alınarak limitlerin en az %60 artırılması gerekiyor" ifadelerini kullanırken gazeteci Emre Özpeynirci'nin aşağıdaki paylaşımı da dikkat çekiyor:
Anketimize katılan Çağrı, son dönemlerde genelde bir şeyi almaktan çekindiğini, hatta iki defa düşünüp vazgeçtiğini dile getiriyor. Bununla birlikte almayı planlamadığı, ancak "fırsatı kaçırıyormuş" hissiyle bazı alışverişleri için bütçesini zorladığını aktarıyor. "Enflasyonist ortamda paramızın değeri azalıyor ve bu para cinsinden borçlanmam, aslında ucuza borçlanmam demek oluyor" düşüncesiyle yola çıkarak şu anda kendine bir araba almaya çalıştığını anlatıyor:
"Normalde araba, ev gibi pahalı şeylere merakım da ihtiyacım da yoktu ama şu an sabahlara kadar ikinci el araç sitelerinde araba bakıyorum. Eskiden sıfır almak, satış ofislerinden bakmak isterdim. Ancak ‘Şimdi almazsam hiçbir zaman alamayabilirim; borca girip alsam bile en azından birikimim kenarda durur,’ diyorum. Bu parayı aslında gezmek veya yüksek lisans eğitimi almak için kullanmak isterdim. Ancak yurt dışı gezilerim azaldı ve birkaç yıl önce 45 bin lira civarında olan yüksek lisans programı 110 bin liraya yükseldi. Ben de kendimi zorlayıp kredi çekerek araba almaya yöneldim. Artık karar verirken yatırımımın karşılığını ne zaman alacağıma odaklanıyorum. Bu süre çok uzunsa, vazgeçiyorum. Yüksek lisansta bu 5 ila 6 yıl sürebilir, bence anlamsız. 'Eğitim mi, araba mı?' diye sordum kendime ve 'Araba' dedim, çünkü yatırımın karşılığını birkaç ay sonra alıyorsun."
Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) tarafından derlenen verilere göre, ocak ve haziran aylarını kapsayan dönemde otomotiv satışları, 2021'in aynı dönemine kıyasla %10,3 düştü. Bu düşüşe yol açan en büyük etmenin ise yükselen fiyatlar olduğu düşünülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Orta direk yıkılıyor mu?" serimizde, içinde bulunduğumuz makro ekonomik durumun hayatlarımızın farklı yönlerine etkilerini irdeliyoruz. Bugünkü bültende iş hayatına henüz başlayan, 23 ila 27 yaşındaki "genç profesyonellere" yer veriyoruz.
12 Ağu 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




