

Dijital Türkiye Platformu ve KPMG ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporunda dijitalleşme trendlerini inceliyor. Dijital Türkiye Platformu KPMG Türkiye tarafından yeni gerekliliklere odaklanarak topluma fayda sağlama misyonuyla yayımlanan ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporu, ‘Risk ve Uyum’ başlığı altında dijital dünyada etik ve siber güvenlik konusunu ele alıyor. Dijitalleşmenin getirdiği risklerin farkında olmayı ve tüm bunları yaparken teknoloji ile iç içe kalmayı sağlayacak bütüncül yaklaşımlara değiniyor: İnsan ve makine odaklı etik: Geleneksel etik, bireyler arasındaki ilişkilerle ilgiliyken, dijital etik bunları çevrim içi etkileşimde bulunan herhangi iki veya daha fazla taraf için geçerli olacak şekilde harmanlıyor. Dijitalleşmenin belki de son durağı, insanların yapay zekâ kullanırken hangi etik kuralları izleyeceğini değil, robotların nasıl etik kurallar çerçevesinde hareket edeceğine odaklanmayı gerektiriyor. Makine etiğini de Efesli düşünür Herakleitos’un dediği gibi “değişmeyen tek şeyin değişim olduğu” ilkesinden şaşmayarak günümüze ve geleceğe uyum sağlayabilecek şekilde oluşturmak gerekiyor. Siber güvenlik : Dijital teknolojilerin kullanım trendinin artmasıyla kimlik avı saldırıları, virüsler, casus yazılımlar, kötü amaçlı yazılımlar ve fidye saldırılarında da günden güne yükseliş var. Türkiye’nin siber güvenlik stratejisinin özel sektör ve kamu kuruluşlarına da yansıması için şu 8 maddeye odaklanılması gerekiyor: Güvenlik açığının ele alınması İş hedeflerini güvenlik ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmek Dijital güven ve tüketici kimlik doğrulaması Gelişen siber güvenlik ekibi Yeni yasal düzenlemeler Bulut dönüşümü Güvenlik işlevini otomatikleştirme Siber dayanıklılık ile ilgili varsayımlara meydan okuma Rapora ulaşmak ve detaylı bir şekilde incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Son yıllarda sizin de çevrenizde kendi işini kurmak isteyen kişi sayısı eminim gözle görülür bir şekilde artmıştır. Kimi bu hayalini Türkiye sınırları içinde kurarken kimi ise tercihini ABD veya Birleşik Krallık’tan yana kullanmak istiyor. Peki, bu ülkelerde şirket nasıl kuruluyor?
Türkiye’de ve yurt dışında şirket kuruluş aşamasında girişimcilere destek veren özel danışmanlık şirketleri mevcut. 2019’da kurulan Mükellef bunlardan biri. Şirket, Türkiye’nin yanı sıra ABD ve Birleşik Krallık’ta da şirketlerin kuruluş ve sonraki dönemlerinde finansal süreçlerinin yönetimine destek veriyor. Bugüne kadar 7 binden fazla şirketin kuruluşuna aracılık eden Mükellef’in kurucu ortağı Okan Şafak, Birleşik Krallık’ın şirket kurmak için ABD’ye oranla daha uygun olduğunu söylüyor.
ABD’de şirket kurmak için öncelikle şirketin kurulacağı eyalete ve şirket türüne karar vermek gerekiyor. ABD vatandaşı olmayanlar; limitet ortaklık (LP), anonim şirket benzeri olan C-Corp, kâr amacı gütmeyen kuruluş (NGO) gibi farklı türlerde şirketler kurabiliyor. Kuruluş başvuruları tercih edilen eyaletin internet sitesi üzerinden yasal temsilciler aracılığı ile gerçekleştiriliyor.
Birleşik Krallık’ta ise şirket kurmak için ülke içinde bir adresinin olması yeterli oluyor. Şirket türleri; sınırlı sorumluluk ortaklığı, kamu limited şirketi, garantili özel limited şirket, hisse bazında özel limited şirket ve özel sınırsız şirketten oluşuyor. Ayrıca Birleşik Krallık’ta tüm sistemlerin çevrimiçi olmasından ötürü süreçler çok daha kolay ilerliyor.
Yurt dışında şirket kurarken karşılaşılan en büyük zorluk, banka hesabı açmak. Girişimci, ABD’de fiziki bir bankada hesap açmayı yüz yüze yapmak zorundayken Birleşik Krallık’ta yüz yüze dahi olsa hesabı açamıyor. Zira ülkedeki bankalar, sadece mevcut cirosu 250 bin sterlinin üzerinde olan şirketlere ticari banka hesabı açılışı imkânı tanıyor. Okan Şafak, bu noktada Wise, Mercury, Transferwise gibi online bankacılık alternatiflerinden yararlandıklarını belirtiyor. Önümüzdeki senelerde, iş modeli farklı ülkelerde uygulanabilecek şirketlerin yurt dışı açılımlarının artması ve ABD ile Birleşik Krallık’ın öncelikli rotaların başında gelmeye devam etmesi bekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Taliban'ın yönetimi ele geçirmesiyle Afganistan para birimi, tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı. Çin hükümeti, TikTok'un yönetim kuruluna girdi. Mükellef kurucusu Okan Şafak, yurt dışında şirket kurmanın inceliklerini anlattı.
23 Ağu 2021

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




