

Gecikme maliyetleri önlemekten daha yüksek 30 yıl önce, Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık, Türkiye'nin çağdaş medeniyet seviyesini yakalaması, laik ve demokratik Cumhuriyetin ilerlemesi, ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi ve insan haklarının layıkıyla uygulanabilmesi ancak eğitimle mümkün olabilir inancıyla Borusan Kocabıyık Vakfı’nı kurmuştu. O günden bugüne, varlığımızın temelindeki ‘Bu memlekete gönül borcum var, hayatım boyunca bunu ödemek için çalıştım’ anlayışıyla daha aydınlık ve çağdaş bir Türkiye için odağımıza eğitim, kültür ve sanat meselelerini aldık. Kuruluşumuzda öngörmediğimiz, ancak yıllar içinde hem Türkiye'ye, hem de en az o kadar dünyamıza ve gelecek nesillere borç olarak gündemimize giren bir başka önemli başlık ise ‘iklim değişikliği ile mücadele’ oldu. Bu süreçte, ‘sürdürülebilirlik’ Borusan Grubu’nun stratejik inisiyatiflerinden birisi hâline geldi. Birleşmiş Milletler’in 17 ana başlık altında ve 194 alt hedefle birlikte açıkladığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) çerçeveyi netleştirirken, ortak bir dil, öncelik tespiti ve hedefler bütünlüğü ortaya koyarak bize yön gösterdi. Amaçların yalnızca, ülkelere ve onların sürdürülebilirlik politikalarına bağlı kalmadan, tüm kurumları, yerel yönetimleri, bireyleri, sivil toplumu ve özel sektörü birlikte harekete geçirme yaklaşımı önemli bir adımdı. Birleşmiş Milletler’in, SKA’ların oluşturulma evresinden itibaren, küresel boyuttaki uzmanları, sivil toplumu ve bireyleri sürece dâhil etmesi ise hiç şüphesiz ki insanlığın ortak gücünü ve eylem olasılıklarını arttırdı. Vakıf olarak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının gerektirdiği katkıların ve bu alanda alınacak olan sorumluluğun yalnızca devletlere bırakılamayacağının farkındayız. Amaçlara ulaşmak için yürüttüğümüz çalışmalarda, SKA’ları yol göstericilerimizden biri olarak benimsiyor ve bu alandaki paydaş faaliyetlerini de destekliyoruz. Dolaylı olarak katkı sağladığımız pek çok SKA’nın yanında, Nitelikli Eğitim (#4), Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (#5), İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme(#8), Eşitsizliklerin Azaltılması (#10), İklim Eylemi(#13),Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar (#16) ve Amaçlar için Ortaklıklar’a (#17) yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Biliyoruz ki, hemen her konuda alınan ya da alınmayan kararların etkileri kısa vadede ortaya çıkmıyor, uzun dönemli bir perspektifle yaklaşmak gerekiyor. Tıpkı, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan raporlar başta olmak üzere yayınlanan önemli iklim raporlarındaki veri ve olaylar gibi, uzun vadeli fayda maliyet analizlerine ihtiyaç var. Bu raporlar da gösteriyor ki geçmişte insanlık olarak yaptığımız bilinçsiz ya da bilinçli ama çıkar odaklı eylemlerimizin faturası, günümüzde küresel ısınmaya bağlı oluşan doğal felaketlerle beraberinde gelişen gıda, su ve göç krizleri gibi sorunlar olarak hayata geçiyor. Küresel ısınmayı nispeten güvenli sınırlarda tutabilmek üzere, hayata geçmesi gereken salımları azaltım eylemlerinin gecikme maliyeti, küresel ısınmayı önleme maliyetlerinden daha yüksek olarak hesaplanıyor. Bu denklem, gelişimi için gayret gösterdiğimiz hemen her alan için de geçerli. Kısa vadeli hesapların, maddi çıkarlara dayanan politikaların zararları görünenden çok daha yüksek ve gecikmenin bedeli, önleyici faaliyetlerden daha maliyetli. Tüm bu gerçeklerin farkında olarak ilerliyor, Yuvam Dünya Derneği ile olan iş birliğimizi de çok kritik bir eşik olarak görüyoruz. Bu yol ve yolculuğa katılım için, Türkiye'ye, dünyamıza ve gelecek nesillere olan borcumuzu ödemek adına tüm paydaşlara açık bir çağrıda bulunuyor, sorumluluk almaya davet ediyoruz. Gelin maliyetleri faydaya çevirelim ve kalıcı olmalarını sağlayalım. Sevgiyle ve saygıyla… Canan Ercan Çelik Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Sekreteri
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği Müfredata Eklendi
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul ve ortaokullarda uygulanan Çevre Eğitimi dersinin adı “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” olarak değiştirildi..
- Ders, 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren ortaokul 6, 7 veya 8. sınıflarda, haftada 2 ders saati olmak üzere toplam 72 saat süreyle seçmeli ders olarak okutulacak.
Çevre eğitimi ve iklim değişikliği dersinde; "insan ve doğa", "döngüsel doğa", "çevre sorunları", "küresel iklim değişikliği", "iklim değişikliği ve Türkiye", "sürdürülebilir kalkınma ve çevre dostu teknolojiler" olmak üzere 6 ünite yer alacak.
Bakanlığın sayfasında ders ile ilgili aktarılana göre;
- Türkiye'de iklim değişikliği, ulusal ve uluslararası çalışmalar, toplumsal farkındalık konularına da yer verilecek.
- İklim değişikliğinin Türkiye'deki tarım ve hayvancılık faaliyetleri, biyoçeşitlilik, turizm ve ekonomi gibi alanlar üzerindeki etkileri tartışılacak.
- Ders sadece sınıf ortamında işlenmeyecek. Gezi ve gözlemlerle öğrencinin hem yaşadığı çevrenin farkına varması hem de çevre sorunlarını yakından görmesi sağlanacak.

İtalya klimaların sıcaklık ayarına 25 derece sınır koyuyor
Küresel ısınmayla beraber, sıcak hava dalgalarının artmasının ve şiddetlenmesinin etkilerini şimdiden hissetmeye başlayan ülkelerden birisi İtalya. Yaz ayları yaklaşırken, enerji krizine karşı önlem olarak İtalya’da, ısıtma sistemlerinin termostatlarının ayarlanmasına yönelik yeni bir düzenleme yapıldı. Alınan yeni kararla;
- Gelecek aydan itibaren İtalya'daki okulların ve diğer kamu binalarının klimalarını yaz aylarında 25 derecenin altına ayarlamaları yasaklanacak.
- Kış aylarında ise 19 dereceden daha sıcak ayarlamalar engellenecek.
- Yeni kurallar 1 Mayıs’tan itibaren geçerli olacak.
- Yapılacak denetimlerde kurallara uymadığı tespit edilen yerlere 500 ile 3 bin euro arasında değişen cezalar kesilebilecek.
2021 İklim Durum Raporu
Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından 2021 Avrupa İklim Durumu Raporu yayımlandı. Raporda ele alınan bölge, Türkiye’nin önemli bir kısmını kapsıyor. Yeni rapora göre:
- Avrupa'daki sıcaklıklar, hem yıllık hem de mevsimsel ortalamalar olarak artış eğilimleri gösteriyor.
- Bir önceki yıla göre soğuk geçen 2021’de sıcaklıklar, 1990-2020 ortalamasının üstünde kaydedildi.
- Ortalamanın 1 derece üzerinde sıcak geçen 2021 yaz ayı kayıtlara geçen en sıcak mevsim oldu.
- Yıl boyunca, ortalamalara kıyasla en yüksek sıcaklıklar Karadeniz çevresinde, Güneydoğu Avrupa'da ve Batı Rusya'da gerçekleşti.
- Deniz sıcaklıkları ise en sıcak ilk sekiz yılın içinde kaydedildi. Baltık Denizi ve Akdeniz'in bazı kısımları olağanüstü sıcak geçti.
- Avrupa genelinde yaz aylarında yüksek düzeyde sıcaklık stresi olan gün sayısı artış gösteriyor. 2021 yazında, Güney Avrupa'da aşırı sıcak gün sayısı rekor seviyeye ulaştı.
- 2021 yaz ayında ortalamanın üzerinde yangın tehlikesi koşulları gerçekleşti. Özellikle Ağustos ayında yoğun şekilde oluşan yangınlar sonucu yanan alanlarla 2021 sezonu son 30 yılın en şiddetli yangın sezonlarından birisi oldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çiftlikten Çatala, Borusan Sanat Etkinlikleri, Bütüncül Yönetim
29 Nis 2022

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026








