Haftalık takvim: PPK haftası


Gümüşe tek işlemle yatırım yapın GTZ - Garanti Portföy Gümüş Fon Sepeti Fonu gümüşe dayalı ürünlerden oluşan portföyüyle birikimlerinizi gümüş ile değerlendirme imkanı sunuyor. Dahası: Garanti Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu fonu Garanti BBVA Şubeleri, Mobil ve İnternet Bankacılığından alabilirsiniz. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bu hafta ise yurt içi piyasalarda dolu dolu bir veri akışı bizleri beklerken, yurt dışında akış biraz daha yavaşlıyor. Yurt içinde özellikle TCMB kararı büyük dikkatle takip edilecek. Yurt dışı tarafında ise BLS’in hükümet kapanmasına rağmen açıklayacağını ifade ettiği ABD TÜFE verileri ön planda olacak.
Yurt içi piyasalar
Yurt içi piyasalarda bu hafta pek çok kritik gelişmeyi takip ediyor olacağız. Haftanın en çok öne çıkan gelişmesi ise 23 Ekim Perşembe günü düzenlenecek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı olacak. Piyasa katılımcılarının beklentisi çoğunlukla, TCMB’nin toplantıda politika faizini 150 baz puan düşürerek %39,0 düzeyine indirmesi yönünde.
Bloomberg HT tarafından düzenlenen ankette katılımcıların ortalama beklentisi 150 baz puan indirim olurken, TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nde de 150 baz puan indirim beklentisi paylaşıldı. Ancak AA Finans anketine katılan ekonomistler, ortalama 100 baz puanlık indirim tahmininde bulundu.
TCMB’nin toplantıda atacağı adımın büyüklüğü, özellikle son enflasyon verileri nedeniyle piyasalar açısından ciddi önem taşıyor. Ayrıca toplantı sonrasında yayımlanan metinde verilecek mesajlar da yine çok kritik.
Bunun dışında yurt içi piyasalarda bu hafta;
- 20 Ekim Pazartesi günü TCMB tarafından açıklanacak uluslararası yatırım pozisyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanacak merkezi yönetim brüt borç stoku ile TÜİK tarafından açıklanacak tarımsal girdi fiyat endeksi ve yurt dışı üretici fiyat endeksi,
- 22 Ekim Çarşamba günü TÜİK tarafından açıklanacak hanehalkı seyahat istatistikleri,
- 23 Ekim Perşembe günü TÜİK tarafından açıklanacak tüketici güven endeksi ile TCMB/BDDK tarafından açıklanacak haftalık para-banka/bankacılık sektörü/menkul kıymet istatistikleri,
- 24 Ekim Cuma günü ise TCMB tarafından açıklanacak finansal hizmetler güven endeksi, Scope Ratings kredi notu değerlendirmesi ile TÜİK tarafından açıklanacak tarımsal üretim istatistikleri takip ediliyor olacak.
Yurt dışı piyasalar
Yurt dışı piyasalarda veri akışı, biraz da ABD hükümetinin kapalı olmasının nedeniyle sakin ilerlemeye devam ediyor.
Bu haftanın en çok öne çıkan verisi, ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (BLS), hükümet kapanmasına rağmen 24 Ekim Cuma günü açıklayacağını ilan ettiği ABD TÜFE verisi olacak. Piyasa beklentisi TÜFE’nin Eylül ayında aylık bazda %0,4, yıllık bazda %3,1 artması yönünde. Fed’in istihdam verilerini sağlıklı alamadığı böylesine bir ortamda, TÜFE verisinin seyri, faiz indirim patikasının devamlılığına ilişkin önemli bir gösterge olacak.
Bunun dışında yurt dışı piyasalarda bu hafta;
- 20 Ekim Pazartesi günü Çin’de GSYH, Almanya’da ÜFE ve ABD’de sanayi üretimi,
- 21 Ekim Salı günü Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın konuşması,
- 22 Ekim Çarşamba günü İngiltere’de TÜFE ve Japonya’da mal ticaret dengesi,
- 23 Ekim Perşembe günü Avro Bölgesi’nde tüketici güven endeksi,
- 24 Ekim Cuma günü ise global PMI verileri takip ediliyor olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta ise yurt içi piyasalarda dolu dolu bir veri akışı bizleri beklerken, yurt dışında akış yavaşlıyor. Yurt içinde özellikle TCMB kararı büyük dikkatle takip edilecek. Yurt dışı tarafında ise ABD TÜFE verileri ön planda olacak.
20 Eki 2025

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak ikinci çeyrek büyüme ve Temmuz ayı işgücü verileri ile Perşembe günü açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ön plana çıkarken, yurt dışında Salı günü Avro Bölgesi'nde açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı istihdam verileri takip edilecek.
31 Ağu 2026

Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.



