Hamburg derbisi: Almanya’nın en sıradışı rekabeti

Bundesliga umutlarını yine zora sokan HSV, 13 sezonluk hasretini dindirmeye hazırlanan St. Pauli'yi ağırlıyor. İki Hamburg ekibinin son 40 yılda saha içinden çok saha dışında alevlenen rekabetine yakından bakıyoruz.
Hamburg derbisi: Almanya’nın en sıradışı rekabeti

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Almanya’nın kuzeybatısındaki Hamburg, liman kenti özelliğiyle yüzlerce yıl boyunca bölgenin “dünyaya açılan kapısı” oldu. Almanya’yı Kuzey Denizi üzerinden İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa’nın en önemli merkezlerine bağlayan şehir, bu yönüyle dış etkilere de daha açık hâle geldi. 

19. yüzyılın ikinci yarısında bu “dış etki”lerin başında futbol geliyordu. İngilizlerin, “Güneş batmayan imparatorluğu” aracılığıyla tüm dünyaya limanlardan taşıdığı futbol, Almanya’ya da Hamburg’dan girdi. 

“Yabancı” etkilere kapılmanın hoş görülmediği bu dönemde bu yeni uğraşı benimsemeyi ilk göze alanlar özel okul öğrencileriydi. Sonra Bremen, Berlin, Hannover gibi kuzey kentlerinin İngilizlerle daha yakın münasebeti olan tüccar sınıfı, en sonunda da işçiler… 

Hâlâ yaşayan ilk kulüplerden biri resmî kayıtlara göre 29 Nisan 1887’de Sport-Club Germania Hamburg adıyla kurulan, 1919’da ise 1. Dünya Savaşı’nın etkisiyle zayıflayan FC Falke ve Hamburger FC kulüpleriyle yapılan birleşme sonucu Hamburger SV (HSV) adını alan kulüptü. Bir de resmî kuruluş tarihi 15 Mayıs 1910 olan semt takımı St. Pauli vardı elbette. Ne o dönemde ne de sonraki on yıllar boyunca var olmayan bir şehir içi rekabet, Almanya’nın ciddi bir dönüşümün içine girdiği 1980’lerle birlikte açığa çıktı ve hem ulusal hem uluslararası şöhret kazandı. 

  • Perspektif: Az sayıda dev metropolle değil çok sayıda orta-büyük ölçekte şehirle bezenmiş dengeli Almanya coğrafyasında şehir derbilerinden çok bölge derbileri öne çıkar. “Kuzey derbisi” HSV-Werder Bremen, “Ruhr derbisi” Borussia Dortmund-Schalke 04, “Ren derbileri” Köln-Borussia Mönchengladbach, Köln-Bayer Leverkusen, Bayer Leverkusen-Borussia Mönchengladbach gibi… Ya da uzun süreli saha içi rekabetle tanımlanan, eskiden Bayern Münih-Borussia Mönchengladbach, yakın dönemde Bayern Münih-Borussia Dortmund’la anılan “Der Klassiker”den bahsedebiliriz.

Almanya’da her kentte çoğunlukla tek takımın öne çıkmasına izin veren koşullar uzun süre belirleyici oldu. HSV, 1963’te Bundesliga kurulana kadar Kuzey Almanya Futbol Şampiyonası, Nazi dönemindeki Gauliga ve sonrasında Oberliga adıyla oynanan bölge liglerini domine eden taraftı. St. Pauli pek de ortalarda yoktu. Bundesliga’nın kuruluşunda her şehirden tek takıma izin verilmişti ve doğal olarak Hamburg’un temsilcisi de HSV olmuştu. 

St. Pauli, 1974’te 2. Bundesliga’nın kurulmasıyla kendine ulusal futbol haritasında bir yer edinmeye başladı.1977’de ilk kez Bundesliga’ya yükseldiklerinde HSV sezona Avrupa Kupa Galipleri Kupası şampiyonu apoletiyle başlıyordu. O sezon hemen küme düştüler, buna rağmen ilk Bundesliga randevularında güçlü rakiplerini 2-0 mağlup etmeyi başardılar. 1988’de St. Pauli yeniden Bundesliga’ya yükselene kadar rekabete yeniden ara verildi.

80’lerin ideolojik saflaşması 
dönüm noktası oldu

Aynı şehirden gelmenin dışında çok az münasebeti olan bu iki kulüp arasında esas rekabet, 1980’lerin sonuyla birlikte başladı. Bu dönemde HSV tribünleri, Almanya’da yükselişte olan aşırı sağın gövde gösterisi yaptığı alanlardan biri hâline geldi. Popüler ve ana akım HSV’ye hâkimmiş gibi görünen bu sahnelere karşı Hamburg’un zengin sosyal yaşamında ciddi taraftara sahip antifaşist damar da kendisine alternatif bir mecra aradı. 

Millerntor Stadyumu, 2022. Kaynak: Wikipedia

Kentin alternatif kültürlerden ve sosyal gruplardan beslenen emekçi mahallesinde doğan St. Paulive onun Millerntor Stadyumu kısa sürede bu adreslerden biri oldu. “Doc Mabuse” olarak anılan bir punk şarkıcısının getirdiği “kurukafa” bayrağı St. Pauli’nin doğal bir sürecin sonunda oluşan bu alternatif imajını kusursuz şekilde tamamladı. 

Zengin liman kenti Hamburg’da, "zenginlerin kulübüne, düzenine başkaldıran korsanlar" anlatısı St. Pauli’ye cuk oturdu. 1980’lerin başında maçlarını ortalama 1.500 seyirciye oynayan kulüp, 1990’lara gelindiğinde 2. Bundesliga’ya düşse de müdavimlerinin sayısını ortalama 15.000’lere çıkarmıştı. Kulüp, 2001 ve 2010’da sadece 1 seneliğine Bundesliga’da bulunabilse de, HSV ile birebir rekabette çok az maça çıksa da sadece Hamburg’un değil tüm Almanya’nın en popüler alternatif kulüplerinden biri olmayı başarmıştı.

St. Pauli derbiye lider çıkıyor

HSV’nin Bundesliga’nın kuruluşundan itibaren ligde kalmayı başaran tek takım olma unvanını 2018’de yitirmesiyle Hamburg derbisi gerçek anlamda ilk kez, düzenli şekilde sahnelenmeye başladı. 

HSV tüm maddi gücüne ve taraftar desteğine rağmen 6 yıldır Bundesliga’ya dönemedi. Bu süreçte iki takım 11 kez karşılaştı ve bu maçların 5’ini St. Pauli, 3’ünü HSV kazandı. HSV, sürekli zirve yarışı verse de bir türlü Bundesliga biletini doğrudan kazanmasını sağlayacak ilk iki sıraya adını yazdıramadı. 

St. Pauli ise çoğunlukla orta sıralarda geçen sezonların ardından bu yıl bu akşam oynanacak derbiye 63 puanla lider çıkacak. Bitime 3 hafta kala HSV’nin ev sahipliğinde 57.000 kişilik Volksparkstadion’da oynanacak maç, 52 puanla 4. sırada bulunan HSV için de kritik öneme sahip. Son 8 maçında sadece 3 galibiyet alan ve müthiş bir çıkış içindeki Holstein Kiel ve Fortuna Düsseldorf’un gerisine düşen HSV, St. Pauli’yi yenmesi hâlinde üçüncülük yarışına yeniden tutunabilir. 

13 yıl sonra Bundesliga’ya çıkmayı hemen hemen garantileyen St. Pauli ise deplasmanda elde edeceği zaferle rakip taraftarların önünde tur atmak ve rekabette yeni bir sayfa açmak istiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🏴‍☠️ Korsanlar limanda, NBA Play-Off'ları

Almanya'da St. Pauli, Hamburg derbisine "limanın tek hâkimi" olduğunu kanıtlamak için çıkıyor. NBA Play-Off'larında ise gözler son şampiyon Denver Nuggets'la "son MJ" Anthony Edwards'ın eşleşmesinin üzerinde.

03 May 2024

Son Ikon/Wikimedia Commons(CC BY-SA 2.0)

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen

Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?