FEMİNİZM HERKES İÇİNDİR

Benden istedikleri bir şeyleri olmak istemedim. Fakat hayat benim deneyimimden ibaret değil. Nedir bu kesişimsel feminizm?
FEMİNİZM HERKES İÇİNDİR

Lindos Naturals - 7 Eylül
Lindos Naturals ile birlikte

Vegan, cruelty-free, doğal temizlik ürünleri: Lindos Naturals Yüzey temizleyiciler, deterjanlar, sabunlar; içerdikleri kimyasallarla su kirliliğinin sebepleri arasında yer alıyor. Bu kimyasallar uzun vadede insan sağlığını da olumsuz etkiliyor. Öte yandan ürünlerin insan etkilerinin gözlemlenmesi için çoğunlukla hayvan deneyleri kullanılıyor. Tüm bunlar, temizlik ürünü endüstrisinde bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor. Bu yanlışların farkında olan Lindos Naturals; ekolojik, doğada çözünebilir, yeniden doldurulabilir ve PETA'dan cruelty-free, Vegan Society'den vegan sertifikalı temizlik ürünleriyle daha yeşil bir gelecek için çalışıyor. Nedir? Akdeniz ve Ege sahillerinin mirasını korumak için zararlı kimyasallardan arınmış sağlıklı nesiller ve daha az plastikle daha yaşanır bir dünya hayalleriyle çalışan Lindos Naturals, doğadan aldığını doğaya geri vermek için kurulmuş, temizlik malzemeleri üreten bir sosyal girişim olarak öne çıkıyor. Neden önemli? Tamamen doğal ve bitkisel içeriklerle hazırlanan ve hayvanlar üzerinde test edilmeyen ev temizliği ürünleri, vegan bir temizlik çözümü sunuyor. Akdeniz'in tamamen doğal ve saf aromaterapik bitki yağlarıyla zenginleştirilen yüzey temizleyiciler, sabunlar, rahatlatıcı kolonyalar; içeriklerinde hiçbir kimyasal barındırmıyor ve yeryüzü sularını kirletmiyor. Ayrıca her Lindos ürünü, DEKAMER iş birliğiyle Akdeniz'deki yaralı deniz kaplumbağalarının bakım ve tedavisine katkıda bulunuyor. Refill Refeel: Lindos, atıklarımızı sıfıra indirmek için "REFILL (yeniden doldur)” ve "REUSE (yeniden kullan)” alışkanlıklarımızı yeniden harekete geçirmek istiyor. Tüm ürünlerini yeniden doldurulabilir formatta sunarak #SıfırAtık yolculuğunuzda size eşlik ediyor. REFILL ve konsantre ürünleri ile en az %70 plastik, su ve enerji tasarrufu sağlıyor. Mesela Lindos’un konsantre formüllü yüzey temizleyicisinin 1 refill şişesi, 10 şişeye bedel bir kullanım sağlıyor. Ayrıca tamamen Türkiye’de üretilen REFILL paketleri biriktirip onlara geri gönderdiğinizde temizleyip yeniden dolduruyorlar. Ürünleri keşfetmek, ilk alışverişinize özel %10 indirim ve 150 lira üzeri ücretsiz kargo fırsatından yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Atanmış cinsiyetinizle ne zaman tanıştınız? Beauvoir, kadın doğmadığımızı, olduğumuzu ifade eder — benim için de durum bu şekilde ilerledi. Zaman geçti, “bir kadın” olmayı öğrendim. Toplumun cinsiyeti kadın atanmış bir kişiden neler beklediğini zamanla ayrıntılarıyla içselleştirdim. Kurada her kafadan ayrı bir madde çıktı şansıma. Genç yetişkinliğime kadar bu rolleri bilinçli şekilde reddedemedim, bir şeyler “yanlış” hissettiriyor, o şeyleri kestiremiyordum. Eril tahakkümle ilk gençliğimde tanıştığımı iddia ediyorum, muhakkak daha önce olmalı, fakat feminizm hayatıma girene kadar “Ben illa kadınlara uygun görülen şeylerle ilgilenmek zorunda mıyım?” soruları kafamda dönüp duruyordu.

İlkokuldayken çok yememem, saçlarımı uzun kullanmam öğütlendi. Çok sesim çıkıyordu, her konuda bir fikrim vardı. Neden daha az konuşacaktım ki? Neden pembe giymek istemiyordum? Neden “erkek kıyafetleri” giydiğimde bedenimle daha rahat hissediyordum? Belki de kıyafetlere cinsiyet atamamız toptan saçmaydı — olamaz mı? Yakından bir yerlerden bir ses sorup duruyordu: “Lezbiyen misin?” Sorunun cevabı önemli değil ama değildim, spektrum geniş. Fark etmez, olsaydım nasıl karşılayacaklarını çok iyi öğrendim.

14 yaşımdan sonra “Suratını biraz renklendirsen mi?” sorularıyla allıkla tanıştım. Bunların hiçbirinin kafama sopa vurularak öğütlenmedim — daha sakin, gizli isteklerdi bunlar. “Yapsan daha iyi olur,” der gibi, “kanun değil de toplumda böyle yapıyoruz, rahatımızı bozmasan mı?” vurgularıydı sanki. Belki bir çırpınış. Baskının türü fark etmiyor, yapmadığım için “Bir şeyler mi eksik?” hissi gitmiyordu. 15 yaşında tutmaya başladığım blog’umda “Erkeklerin pigmentleri daha mı fazla? Neden makyaj yapmamış kadın öğretmenlerimize ‘Hasta mısınız?’ sorusu yöneltiliyor?” gibi sorular yönelttiğimi hatırlıyorum. Benden istedikleri bir şeyleri olmak istemiyordum sadece.

Zaman geçti, makyaj yapmaktan keyif aldım. Şansa, herhâlde, bir süre sonra elbise giymek de içimden gelmeye başladı. Benim seçimimdi sanki, hissim buydu. Olması gereken oldukları için performansa dönüşmüyorlardı — öyle mi? Sürdüm o allığı sürmesine de hakikaten istedim mi? Yoksa benden bekleneni iyi öğrenip toplumsal karşılıklarından mı memnun kaldım? Beni “rahat” bırakmalarından mı hoşlandım? Emin olamıyorum. Neyse ki çok konuşmaya ve düşünmeye devam ettim. 

“İyi” okullarda okudum; çekirdek ailemin maddi ve manevi desteğini hayatımın çeşitli dallarında hissettim. Mesela etek giymem birkaç kere önerildikten sonra geçirebildim o basket şortunu, doğru. Yalnız cinsiyet belası bitmedi. Sonrasında başladı flört şiddeti, akabinde cinsel kimlik meseleleri. İçselleştirdiklerimiz baki. Sorguladıklarımız ortak, deneyimlerimiz katman katman elbet. Fakat hayat benim deneyimimden ibaret değil. Üstteki paragraflarda bahsettiklerimin ayrıcalıklı taraflarının farkında olmalıyım, bu deneyimimi geçersiz kılmayacak — kabul etmek beni özgürleştirir. İşte böylece geliyoruz kesişimsel feminizme.

Nedir bu kesişimsel feminizm?

İsminin baş harflerini büyük kullanmayarak kuralcı dil bilgisi uzmanlarının yargılayıcılığını vurgulamayı amaçlayan bell hooks, böylelikle ırkçı, cinsiyetçi ve genel olarak statükoyu korumaya odaklanan sistemlerin bütününe eleştiri getiriyor. Bence oldukça da paralel olarak kadın dayanışmasına iktidar ilişkilerini irdeleyen bir noktadan yaklaşıyor — feminizmi ırk ve sınıf gibi bağlamlardan da ele almayı öneriyor.

“Feminizme yaklaşın,” diyor bell hooks, “elimde kısa ve açık, okuyup anlaması gayet kolay bir kitap olsun istiyorum; zorlayıcı terimler veya akademik dille yazılmış kalın bir kitap değil, açık ve anlaşılır bir kitap” diyerek gayesini özetlediği Feminizm Herkes İçindir’de. “Yaklaşın, şunu göreceksiniz: Feminizm herkes içindir.” Çünkü yetmiyor. En basit anlamıyla cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan hareketin tek başına tümüyle eşitlikçi bir dünya yaratmayacağını, ırkçılığı, sınıf elitizmini ve emperyalizmi de sona erdirmemiz gerektiğini anlatıyor. 

“Kız kardeşlik” vurgusunu değersizleştirmeden kadınların diğer kadınları “cinsiyet, sınıf ve, ırk farklılıkları dolayımıyla” baskı altına alıp sömürdüğüyle yüzleşmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Paralel şekilde akademik çevrede devrimci feminist teorinin geliştirildiğini fakat neredeyse hiçbir zaman halka açılmadığına dikkat çekiyor: “Zamanla etrafımızdaki okuryazar, iyi eğitimli ve genellikle de maddi anlamda imtiyazlı olan kişilere mahsus bir söylem hâline geldi,” diyerek benzer güç ilişkilerini nasıl yeniden inşa ettiğimizi fark etmemize yardımcı oluyor aslında. 

İktidar feminizmi diye bir şeyin söz konusu olmaması gerektiğini, bu ikiliklerin farkına varmamızı öğütlüyor, tarihsel gelişimi ele alıyor ve ekliyor: Feminist doğulmaz, feminist olunur.” Nasıl mı? Sanırım ayrıcalıklarımızın farkına vararak ve nüfuz eden sömürü sistemlerini irdeleyerek. Buradan başlayabiliriz. “Feminizmin cinsiyetçi baskıyı bitirmeye yönelik bir hareket olduğunu söyleyen basit ama güçlü mesajını paylaşabiliriz.  [...] Feminist hareketi yaşatan güç, feminist düşünce ve pratiğin paylaşımıdır. Feminist bilgi herkes içindir.”


Kaynak:

hooks, bell. "Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika." bgst Yayınları, 2012.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 01: ŞİMDİ NEDEN TOPLUMSAL CİNSİYET ÜZERİNE KONUŞMAMIZ LAZIM?

Toplumsal cinsiyet nedir? Nasıl daha kapsayıcı olabiliriz? AĞ-DA'dan Ülkü Doğanay yanıtlıyor: Toplumsal cinsiyet eşitliği mümkün mü? Nasıl?

07 Eyl 2021

Lindos Naturals ile birlikte
ANGST 01: ŞİMDİ NEDEN TOPLUMSAL CİNSİYET ÜZERİNE KONUŞMAMIZ LAZIM?

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Ayça Örer

·

25 Tem 2026

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?
AngstAngst

HİKAYE

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Nis Tuğba Çelik

·

25 Tem 2026

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?
AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?
AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?