İlham Peşinde Koşan Rüya Avcıları


Yeni dönemde iletişimin incelikleri: Artisan Grup Deneyim kelimesi son yılların en çok konuşulan kelimelerinden biri. "Akılda kalmak", yoğun bilgi akışından, giderek çoğalan seslerden dolayı güçleşirken her şeyiyle düşünülmüş, tasarlanmış deneyimler önem kazanıyor. İyi hatırladığınız bir festivali düşünün, hayatınızda iz bırakan bir kitabı, ya da bir cümlesi aklınızdan çıkmayan o konferans konuşmasını. Her birinin sizi daha uzun süre mutlu eden, kendinize dair daha iyi sorular sormanıza yardımcı olan, ardında daha iyi hatıralar bırakan, benzer değerleri paylaşan bir toplulukla bağ kurmanızı kolaylaştıran, üzerinde ince ince düşünülmüş birer içerik deneyimi olduğunu fark edeceksiniz. 2009'dan bu yana düzenlediği TEDxIstanbul etkinliklerinin yanı sıra çok sayıda konferansın ve festivalin içerik süreçlerini yürüten Artisan Grup; doğru iletişimde ihtiyaç duyulan konuşmacı kürasyonu, etkinlik deneyim tasarımı, sosyal medya iletişimi, kitap yayıncılığı gibi faaliyetleriyle en iyi içerik deneyimlerini tasarlamak için çalışıyor. Artisan Grup: Bir grup şirketi olan Artisan Grup; iletişim, yayıncılık ve deneyim tasarımı içeren organizasyon hizmetleri gibi başlıklarda faaliyet gösteriyor. Konferans, müşteri/sektör buluşmaları, kurum içi atölyeler, kişisel eğitimler, konserler/marka etkinlikleri düzenleyen Artisan İletişim; fikir önderlerini, C level yöneticileri, kişisel gelişim uzmanlarını, sanatçıları, ekonomistleri, girişimcileri içeren portföyüyle konuşmacı kürasyonu yapıyor. Seçilen temaya ve verilmek istenen mesaja göre özel sunumlar, konuşma metinleri, görsel/işitsel öğeler de hazırlayan Artisan İletişim; marka ihtiyaçlarına yönelik projeler geliştirip uygulama süreçlerini hayata geçiriyor. Artisan İletişim'in organizasyon içerik ve tasarım süreçlerini yürüttüğü ödüllü etkinlikler arasında Kristal Elma Festivali, Orkid Kuralları Baştan Yaz ve Liderler Buluşması gibi etkinlikler yer alıyor. Konuş Konuştur: Artisan Grup'un konuşmacı kürasyonu başlığına odaklanan platformu Konuş Konuştur; marka ile fikir önderlerinin aynı hedefte buluşmasını sağlıyor. Bu hedef kurumsal bir etkinlikte markanın mesajını verecek en doğru konuşmacı da olabilir, bir sosyal medya iletişiminde video, podcast, post üretimi de olabilir, doğru bir kalemden çıkmış bir kitap bir yazı da olabilir. Markaların talep ve ihtiyaçlarına göre özel konsept çözümler geliştiren ve doğru iş birliği yapılacak isimleri öneren Konuş Konuştur’un konuşmacı portföyünde Selçuk Şirin, Nevşin Mengü, Emrah Safa Gürkan, Cem Say, Tolga Özuygur, Levent Kurnaz, Renay Onur gibi girişimcilik, akademi, medya alanlarının öne çıkan isimleri yer alıyor. 2009 yılından bu yana düzenlediği TEDxIstanbul etkinlikleriyle 10 binlerce kişiyi ağırlayan, YouTube videolarıyla milyonlara ulaşan Artisan Grup; Konuş Konuştur hizmetiyle markaların doğru mesajları ileteceği yazılı ve görsel içeriklerde tüm deneyimi tasarlıyor. Ennfluencer.com: Sosyal medyanın gücünün artmasıyla, influencer’ların hayatımızdaki yerleri artık tartışılmaz. Diğer pazarlama metotlarına göre organik etkisi yüksek olan “influencer marketing” alanında markalar ile mikro influencerları bir araya getiren Ennfluencer , sosyal medyada içerik üretimine dayalı yeni bir platform. Takipçileriyle olan iletişimlerinde daha samimi olan mikro influencer içerikleri, markaların tüketiciye ulaşımının daha verimli ve direk olmasını sağlıyor. Markalar, kampanya kurgularını sisteme tanımlamalarının ardından 24 saat içerisinde yüzlerce mikro influencer’ın oluşturduğu yaratıcı içerik arasından “İşte bu!” dediği içeriklere kısa sürede onay vererek tüketiciye daha hızlı ve uygun fiyatla ulaşabiliyor. Platform kampanya sonunda etkileşim oranları markaya raporlama imkânı da sağlıyor. Ennfluencer’ın portföyünde olan tüm Türkiye’ye dağılmış onbinlerce influencer ile gerçek tüketicinize doğal bir içerikle direk ulaşabilirsiniz. Artisan Yayınlar: İlham veren fikirlerde satış beklentisi olmadığı için kenarda köşede kalmış, basılmamış yayınların izinde koşan bir yayınevi Artisan Yayınlar. Son yayınlanan kitabı, İçe Dönüklerin Gücü TED konuşmasıyla bilinen Susan Cain’in “İşyerinde duygulara yer olmadığı fikrini alt üst eden, her beyaz yakalının okuması gereken bir kitap” demesiyle Wall Street Journal best seller’ı oldu. Liz Fosslien ve Mollie West Duffy tarafından kaleme alınan Duygulara Yer Yok: İş Yerinde Başarı ve Mutluluk İçin El Kitabı kurumsal hayatta bir pusula niteliğinde. Emin Çapa, Selçuk Şirin, Karsu, İlker Canikligil gibi çok izlenen 10 TEDxIstanbul konuşmasının yer aldığı arşiv niteliğindeki bir kitap Paylaşmaya Değer Fikirler . Haberciliğin yanı sıra dayanıklılık sporlarına ilgisiyle bilinen Nevşin Mengü'nün hazırladığı, aktiviteler ve beslenme modelleriyle spor yapma ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmayı hedefleyen 21 Gün Sonra ya da Sabancı Vakfı'nın Fark Yaratanlar listesine seçilen, Van Gölü'nde nesli tükenen balıkların koruyucusu olarak tanınan Prof. Dr. Mustafa Sarı'nın hazırladığı Vazgeçme: İnci Kefalı Peşinde Bir Değişim Yolculuğu gibi kitaplar da Artisan Yayınları’nın dikkat çeken kitapları arasında yer alıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rüyalar âleminde bir albüm: Nick Cave & The Bad Seeds - Ghosteen
Hayatımın son beş yılında dönüp dolaşıp hep Nick Cave’in yanına vardığımı fark ettim. Siz bu yazıyı okurken ben doğum günümü, birlikte geçirdiğimiz yılları kutlayacağım. Onunla ilgili yazdığım yazının birini “Kuşkusuz bu şarkıların zihnimizde çaktığı kıvılcımlar boşuna değil… Çok yakında 29’umdan nefes almaya başlayacağım. Ne mutlu ki aynı zaman diliminde o kendini paylaşıma, ben ise keşfe açtım. İyi ki varsın!” şeklinde sonlandırmışım. Şimdi 30 oldum. Çoğu zaman kendimi hayatımın bir yerinde onu beş dakika sonra görüşecekmiş heyecanıyla zihnimden dönüp dolaşan diyalogların sessiz dinleyicisi olacak kadar yakınımda hissettim. Bunun kıymetini biliyorum. Tıpkı şu dönemde nefes alışlarına kadar zihnime dolan uzaklardaki yakın arkadaşlarım gibi… Hepinizi seviyorum. Bu maceranın içinde kimi zaman açık havada süzülen sabah gülümseyişleri de var, gergin kollar arasında eriyip giden merhametli kucaklaşmalar da. Derinde, en derinde, yerinde ve yurdunda, hep beklemede…
Parlak ruhların peşinden: Daha önce sayısız kez Nick Cave’in kabusları arasında dolaştım. Onun kederli ruhunun gözetiminde, yarı belime kadar girdiğim suyun içinde kutsandım. Kimi zaman uzun ince parmaklarından çıkan notalara, kimi zaman konserlerinin ortasında terleyerek önüne düşmeye başlayan saçlarının okşadığı dudaklarından çıkan sözlere kapıldım. “Görüyorum ki, keder gerçekten insanı güçlendirebilir. Seni mutlaka yok etmesi gerekmiyor. Hissetmene izin verirsen seni dönüştürebilir. Sadece tüm bunların üstesinden gelmenin mümkün olduğunu söyleyebilirim. Kederin ortaya çıkardığı, daha iyi, daha çalışkan, daha empatik olmanı sağlayan ve dünyaya daha çok bağlanman için arkanda duran bir güç var.” sözleri ona ait. Uzun zamandır keder, en yakın arkadaşlarından biri. Şimdi onun “Korkunç olayların ardından parlak ruhlar ortaya çıkar. Bu ruhlar aslında fikirlerimizdir. Onlar bizi karanlıktan çıkaran rehberlerdir. Fikirlerinizi takip edin çünkü nehrin diğer kıyısında değişim, gelişim ve kurtuluş var.” şeklinde dile getirdiği sarsılmaz yaratıcılığından yükselen son albümü Ghosteen’e tekrardan konuk olma zamanı.
Oslo’da bir rüya: Ekim 2017. Nick Cave, Skeleton Tree albümünün ardından çıktığı turne kapsamında yol arkadaşları The Bad Seeds ile birlikte Oslo’da verecekleri konser için yolda. Arabanın arka koltuğunda camdan dışarıyı izlerken Cave, kısa bir süre uykuya daldı. Rüyasında Malibu’da çıkan bir yangını, bu yangın sebebiyle şehrin tepelerinden kıyıya doğru kaçan çeşitli hayvanları, okyanustan çıkan bir deniz yılanını ve elindeki kovayı düşürerek gökyüzünde güneşe doğru kürek çeken küçük bir çocuğu gördü. Yaratıcılık sürecinin büyük bir bölümünün belirsizliğin önünde dikkatli şekilde beklemekten geçtiğini bilen birisi için bu bir fırsattı. Fikirlerin tanımsızlıkla ortaya çıkabildiğinin ve sırf bu yüzden tuhaf görünebileceğinin farkında olan Cave, gölgeler içinde yarı gizlenerek karşısına çıkan eşsiz bir ilhamla buluştuğunu anladı. Tek yapması gereken bu fikre hazır olduğunu göstermek için ona doğru bir adım atmaktı. Nitekim o da defterini açtı ve Hollywood başlığını atarak gördüklerini yazdı. Neredeyse tüm albüm ona kapılarını açmıştı.
Hollywood tepeleri: “Şarkı yazımında bu kadar zengin ve kalıcı bir armağanın gelmesi çok nadirdir.” diyen Nick Cave, birkaç ay sonra bu sefer eşi Susie Cave’in rüyasında beliren Hollywood tepelerindeki beyaz bir puma görüntüsünün ardından zihninde beliren sözleri kaleme aldı. Böylelikle şarkının ikinci kısmı da tamamlanmıştı. Geriye bir tek tüm bu sözleri odun ateşinin aydınlattığı odada ısıtacak bir yuva kalmıştı. Defterini kapatıp bir sonraki buluşmayı beklemeden önce Cave, yıllarca yanı başında taşıdığı Kisa and the Mustard Seed isimli bir Budist hikâyesini şiir formatında yazıp sihirli sözlerin yanı başına iliştirdi.
Ruhani birleşme: 2018’in başlarında yeryüzündeki daimi evi Brighton’da, ömürlük dostu Warren Ellis ile doğaçlama bir kayıt seansı için buluşan Nick Cave, piyanonun başına geçerek uzun süredir kapalı duran defterini açtı ve Hollywood’un sözlerini mırıldanmaya başladı. “Kafamın içinde yuvarlanan farklı görüntüler vardı. Malibu tepelerinde dolaşan bir puma, kıyıda dehşete düşmüş hayvanlar, güneşe doğru ilerleyen küçük bir çocuk, Kisa ve bebeği… Bu huzursuz döngünün itiş gücü onları dışarı atmamı sağladı. O zaman ne demek istediklerini ya da birbirlerine nasıl bağlandıklarını anladım. O gün kendimizi kaybettik ve saatlerce durmadan çaldık.” sözlerinden Nick Cave’in bir fikrin peşinden giderek yaşadığı ruhani birleşmeyi görmek mümkün. İkili bir hafta sonra yeniden bir araya gelip saatler süren kaydı dinlediklerinde sadece 15 dakikalık bir bölümün gizemli ve ilgi çekici olduğuna karar verdi. Neticede albümde dinlediğimiz ve Cave’in “Zahmetsiz ve esrarengizdi. Başka bir yerden bizimle konuştu, geçmişten seslenirken gelecekten ağlıyordu.” sözleriyle tanımladığı Hollywood da bu kaydın düzenlenmiş hâli.
Kehanetin sonu: Hikâye burada bitmedi. Hâlen bir güç onu çağıyordu. Warren Ellis ile birlikte bu sefer albüm kayıtlarının çoğunu tamamlamak için Malibu’daki Woodshed Stüdyo’suna gitmeye karar verdi. Çoktandır rüyaya doğru yürüyordu. Artık bizzat o rüyanın içinde olma vakti gelmişti. Ellis ile vadinin tepesi tünemiş bir kayıt stüdyosunda kendi tanımıyla “olağanüstü yoğun ve büyülü bir zaman” geçiren Cave, nihayetinde albümü cebine koyarak geri döndü. Nick Cave, Brighton’a döndükten birkaç hafta sonra Malibu’da büyük bir yangın çıktığını duydu. Yangın, kayıt sürecinde kaldıkları ev dâhil vadideki her şeyi küle çevirdi fakat stüdyoya hiçbir şey olmadı. Ardından Nick Cave, albüme dair tüm karalamaların ve şarkı sözlerinin yazılı olduğu defterini kaybetti. Bir bakıma evren kendi yarattığı oyunu, yine kendi yöntemiyle sonlandırdı. Mühür vuruldu. Kapı kapandı.
Komünal sevginin besleyici çılgınlığı: Eşi Susie Cave’in şarkıların kehanet gibi olduğu fikrinin, kabul edemeyeceği türden büyülü düşünceler olduğunu söyleyen Nick Cave, bu sefer “Bazı şarkılar yaratıcılarının anlayışının ötesinde, rahatsız edici derecede bilgi içerdiğini kanıtlatacak kadar tesadüfe sahip.” açıklamasıyla olan biteni kabul etti. Cave şimdilerde “O ana tam teslim olmayı, benliğin kaybını, her şeyin fizikselliğini, komünal sevginin besleyici çılgınlığını, bedensel sıvıların görkemli alışverişini ve elbette The Bad Seeds’in tüm pervasızlıklarını özlüyorum.” sözleriyle ifade ettiği konserlerden uzakta, hepimiz gibi tecritte. Ancak tekrardan yaratımların peşinde. Kendisi geçtiğimiz günlerde Warren Ellis ile birlikte yeni bir albümünün kaydına başladıklarını duyurdu. Nasıl bir serüvenin içinde olduğunu bilmek imkânsız. Neyse ki bir sonraki karşılaşmamıza kadar elimizde ilk sekiz şarkısını çocuklara, kalan üç tanesini ise yetişkinlere sunduğu Ghosteen albümü var. Nick Cave’in eşlik ettiği başka bir lanetli gecenin aydınlık sabahında görüşünceye dek hoşça kalın.
Rüyalarınızı hatırlamakta zorluk çekiyor musunuz?
En uzunu 20 saniyeyi geçmeyen bir zaman diliminde vuku bulan ama bazen tüm günümüzü etkileyen hatta kimilerinin Açıklamalı Tabirler kitaplarını kurcaladığı rüyalar, Freud ve Jung ile bir yüzyıl önce daha bilimsel bir anlam kazandı. Uykumuz süresince gördüğümüz bu rüyaların büyük bir bölümünü uyandığımızda ne yazık ki hatırlamıyoruz.
İnsanların aldığı kararlara dahi etki etme gücü bulunan rüyalar, sanatçılara da tarih boyunca ilham oldu. Dali'nin tabloları, Bunuel'in filmleri hep bu rüyaların birer yansımasıydı. Türkiye'de konser vermesi en çok arzu edilen isimlerden biri olan Thom Yorke'un geçtiğimiz yıl yayımladığı üçüncü solo albümü Anima'nın da böyle bir hikâyesi var.
"Rüyalarınız hatırlamakta zorluk çekiyor musunuz?" başlığıyla Londra'daki tüm metroların billboard'larını süsleyen afişler başlangıçta yeni bir Black Mirror sezon tanıtım reklamı sanılsa da kısa sürede bunun Anima'nın habercisi olduğu anlaşılmıştı. Thom Yorke'un, Radiohead üyelerinden apayrı ve tarz olarak daha da farklılaşan bir albüm olarak karşımıza çıkan Anima, müzisyenin rüyalardan hareketle ilhamını oluşturduğu bir bütün. Dokuz şarkılık ve güçlü elektronik altyapılara sahip Anima, Carl Gustav Jung'un rüya takıntılarıyla da şekillenmiş.
47 dakikalık albüm, Radiohead üyeleriyle daha önce de pek çok kez çalışmış olan Paul Thomas Anderson'ın yönetmenliğinde bir Netflix yapımına da dönüşmüş durumda. Müzikal bir kısa film olarak tanımlanan yapımda Anima albümünden üç şarkı yer alırken Thom Yorke sevgilisi Dajana Roncione ile birlikte başrolde. Çekimleri Paris metrosu ve Prag sokaklarında gerçekleştirilen bu müzikal kısa filmde, Thom Yorke kendisini gerçeküstü bir dünyada etrafındaki onlarca dansçıyla bir arada buluyor. Bir rüya kurgusuyla şekillenen yapımda makineleşmişçesine senkronize hareket eden topluluğun arasından sıyrılmaya çalışan Thom Yorke, çoğumuzun sabaha karşı uyanmasına neden olan türden bir rüyanın içinde aydınlığa ulaşmaya çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Uyku muhafızları, satılık rüyalar sergisi, bir albümün arkasındaki rüyalar âlemi, filmlerin ve şarkıların satır aralarına gizlenmiş rüya ve kâbuslar.
05 Şub 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.



