İlham Peşinde Koşan Rüya Avcıları

Rüyalar âleminde yaşayan Thom Yorke ve Nick Cave’in yaratım sancılarına ses veren albümler.
İlham Peşinde Koşan Rüya Avcıları

Artisan Grup #n
Artisan Grup ile birlikte

Yeni dönemde iletişimin incelikleri: Artisan Grup

Deneyim kelimesi son yılların en çok konuşulan kelimelerinden biri. "Akılda kalmak", yoğun bilgi akışından, giderek çoğalan seslerden dolayı güçleşirken her şeyiyle düşünülmüş, tasarlanmış deneyimler önem kazanıyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Rüyalar âleminde bir albüm: Nick Cave & The Bad Seeds - Ghosteen

Hayatımın son beş yılında dönüp dolaşıp hep Nick Cave’in yanına vardığımı fark ettim. Siz bu yazıyı okurken ben doğum günümü, birlikte geçirdiğimiz yılları kutlayacağım. Onunla ilgili yazdığım yazının birini “Kuşkusuz bu şarkıların zihnimizde çaktığı kıvılcımlar boşuna değil… Çok yakında 29’umdan nefes almaya başlayacağım. Ne mutlu ki aynı zaman diliminde o kendini paylaşıma, ben ise keşfe açtım. İyi ki varsın!” şeklinde sonlandırmışım. Şimdi 30 oldum. Çoğu zaman kendimi hayatımın bir yerinde onu beş dakika sonra görüşecekmiş heyecanıyla zihnimden dönüp dolaşan diyalogların sessiz dinleyicisi olacak kadar yakınımda hissettim. Bunun kıymetini biliyorum. Tıpkı şu dönemde nefes alışlarına kadar zihnime dolan uzaklardaki yakın arkadaşlarım gibi… Hepinizi seviyorum. Bu maceranın içinde kimi zaman açık havada süzülen sabah gülümseyişleri de var, gergin kollar arasında eriyip giden merhametli kucaklaşmalar da. Derinde, en derinde, yerinde ve yurdunda, hep beklemede… 

Parlak ruhların peşinden: Daha önce sayısız kez Nick Cave’in kabusları arasında dolaştım. Onun kederli ruhunun gözetiminde, yarı belime kadar girdiğim suyun içinde kutsandım. Kimi zaman uzun ince parmaklarından çıkan notalara, kimi zaman konserlerinin ortasında terleyerek önüne düşmeye başlayan saçlarının okşadığı dudaklarından çıkan sözlere kapıldım. “Görüyorum ki, keder gerçekten insanı güçlendirebilir. Seni mutlaka yok etmesi gerekmiyor. Hissetmene izin verirsen seni dönüştürebilir. Sadece tüm bunların üstesinden gelmenin mümkün olduğunu söyleyebilirim. Kederin ortaya çıkardığı, daha iyi, daha çalışkan, daha empatik olmanı sağlayan ve dünyaya daha çok bağlanman için arkanda duran bir güç var.” sözleri ona ait. Uzun zamandır keder, en yakın arkadaşlarından biri. Şimdi onun “Korkunç olayların ardından parlak ruhlar ortaya çıkar. Bu ruhlar aslında fikirlerimizdir. Onlar bizi karanlıktan çıkaran rehberlerdir. Fikirlerinizi takip edin çünkü nehrin diğer kıyısında değişim, gelişim ve kurtuluş var.” şeklinde dile getirdiği sarsılmaz yaratıcılığından yükselen son albümü Ghosteen’e tekrardan konuk olma zamanı. 

Oslo’da bir rüya: Ekim 2017. Nick Cave, Skeleton Tree albümünün ardından çıktığı turne kapsamında yol arkadaşları The Bad Seeds ile birlikte Oslo’da verecekleri konser için yolda. Arabanın arka koltuğunda camdan dışarıyı izlerken Cave, kısa bir süre uykuya daldı. Rüyasında Malibu’da çıkan bir yangını, bu yangın sebebiyle şehrin tepelerinden kıyıya doğru kaçan çeşitli hayvanları, okyanustan çıkan bir deniz yılanını ve elindeki kovayı düşürerek gökyüzünde güneşe doğru kürek çeken küçük bir çocuğu gördü. Yaratıcılık sürecinin büyük bir bölümünün belirsizliğin önünde dikkatli şekilde beklemekten geçtiğini bilen birisi için bu bir fırsattı. Fikirlerin tanımsızlıkla ortaya çıkabildiğinin ve sırf bu yüzden tuhaf görünebileceğinin farkında olan Cave, gölgeler içinde yarı gizlenerek karşısına çıkan eşsiz bir ilhamla buluştuğunu anladı. Tek yapması gereken bu fikre hazır olduğunu göstermek için ona doğru bir adım atmaktı. Nitekim o da defterini açtı ve Hollywood başlığını atarak gördüklerini yazdı. Neredeyse tüm albüm ona kapılarını açmıştı. 

Hollywood tepeleri: “Şarkı yazımında bu kadar zengin ve kalıcı bir armağanın gelmesi çok nadirdir.” diyen Nick Cave, birkaç ay sonra bu sefer eşi Susie Cave’in rüyasında beliren Hollywood tepelerindeki beyaz bir puma görüntüsünün ardından zihninde beliren sözleri kaleme aldı. Böylelikle şarkının ikinci kısmı da tamamlanmıştı. Geriye bir tek tüm bu sözleri odun ateşinin aydınlattığı odada ısıtacak bir yuva kalmıştı. Defterini kapatıp bir sonraki buluşmayı beklemeden önce Cave, yıllarca yanı başında taşıdığı Kisa and the Mustard Seed isimli bir Budist hikâyesini şiir formatında yazıp sihirli sözlerin yanı başına iliştirdi.

Ruhani birleşme: 2018’in başlarında yeryüzündeki daimi evi Brighton’da, ömürlük dostu Warren Ellis ile doğaçlama bir kayıt seansı için buluşan Nick Cave, piyanonun başına geçerek uzun süredir kapalı duran defterini açtı ve Hollywood’un sözlerini mırıldanmaya başladı. “Kafamın içinde yuvarlanan farklı görüntüler vardı. Malibu tepelerinde dolaşan bir puma, kıyıda dehşete düşmüş hayvanlar, güneşe doğru ilerleyen küçük bir çocuk, Kisa ve bebeği… Bu huzursuz döngünün itiş gücü onları dışarı atmamı sağladı. O zaman ne demek istediklerini ya da birbirlerine nasıl bağlandıklarını anladım. O gün kendimizi kaybettik ve saatlerce durmadan çaldık.” sözlerinden Nick Cave’in bir fikrin peşinden giderek yaşadığı ruhani birleşmeyi görmek mümkün. İkili bir hafta sonra yeniden bir araya gelip saatler süren kaydı dinlediklerinde sadece 15 dakikalık bir bölümün gizemli ve ilgi çekici olduğuna karar verdi. Neticede albümde dinlediğimiz ve Cave’in “Zahmetsiz ve esrarengizdi. Başka bir yerden bizimle konuştu, geçmişten seslenirken gelecekten ağlıyordu.” sözleriyle tanımladığı Hollywood da bu kaydın düzenlenmiş hâli.

Kehanetin sonu: Hikâye burada bitmedi. Hâlen bir güç onu çağıyordu. Warren Ellis ile birlikte bu sefer albüm kayıtlarının çoğunu tamamlamak için Malibu’daki Woodshed Stüdyo’suna gitmeye karar verdi. Çoktandır rüyaya doğru yürüyordu. Artık bizzat o rüyanın içinde olma vakti gelmişti. Ellis ile vadinin tepesi tünemiş bir kayıt stüdyosunda kendi tanımıyla “olağanüstü yoğun ve büyülü bir zaman” geçiren Cave, nihayetinde albümü cebine koyarak geri döndü. Nick Cave, Brighton’a döndükten birkaç hafta sonra Malibu’da büyük bir yangın çıktığını duydu. Yangın, kayıt sürecinde kaldıkları ev dâhil vadideki her şeyi küle çevirdi fakat stüdyoya hiçbir şey olmadı. Ardından Nick Cave, albüme dair tüm karalamaların ve şarkı sözlerinin yazılı olduğu defterini kaybetti. Bir bakıma evren kendi yarattığı oyunu, yine kendi yöntemiyle sonlandırdı. Mühür vuruldu. Kapı kapandı.

Komünal sevginin besleyici çılgınlığı: Eşi Susie Cave’in şarkıların kehanet gibi olduğu fikrinin, kabul edemeyeceği türden büyülü düşünceler olduğunu söyleyen Nick Cave, bu sefer “Bazı şarkılar yaratıcılarının anlayışının ötesinde, rahatsız edici derecede bilgi içerdiğini kanıtlatacak kadar tesadüfe sahip.” açıklamasıyla olan biteni kabul etti. Cave şimdilerde “O ana tam teslim olmayı, benliğin kaybını, her şeyin fizikselliğini, komünal sevginin besleyici çılgınlığını, bedensel sıvıların görkemli alışverişini ve elbette The Bad Seeds’in tüm pervasızlıklarını özlüyorum.” sözleriyle ifade ettiği konserlerden uzakta, hepimiz gibi tecritte. Ancak tekrardan yaratımların peşinde. Kendisi geçtiğimiz günlerde Warren Ellis ile birlikte yeni bir albümünün kaydına başladıklarını duyurdu. Nasıl bir serüvenin içinde olduğunu bilmek imkânsız. Neyse ki bir sonraki karşılaşmamıza kadar elimizde ilk sekiz şarkısını çocuklara, kalan üç tanesini ise yetişkinlere sunduğu Ghosteen albümü var. Nick Cave’in eşlik ettiği başka bir lanetli gecenin aydınlık sabahında görüşünceye dek hoşça kalın.

Taner Turna


Rüyalarınızı hatırlamakta zorluk çekiyor musunuz?

En uzunu 20 saniyeyi geçmeyen bir zaman diliminde vuku bulan ama bazen tüm günümüzü etkileyen hatta kimilerinin Açıklamalı Tabirler kitaplarını kurcaladığı rüyalar, Freud ve Jung ile bir yüzyıl önce daha bilimsel bir anlam kazandı. Uykumuz süresince gördüğümüz bu rüyaların büyük bir bölümünü uyandığımızda ne yazık ki hatırlamıyoruz. 

İnsanların aldığı kararlara dahi etki etme gücü bulunan rüyalar, sanatçılara da tarih boyunca ilham oldu. Dali'nin tabloları, Bunuel'in filmleri hep bu rüyaların birer yansımasıydı. Türkiye'de konser vermesi en çok arzu edilen isimlerden biri olan Thom Yorke'un geçtiğimiz yıl yayımladığı üçüncü solo albümü Anima'nın da böyle bir hikâyesi var.

"Rüyalarınız hatırlamakta zorluk çekiyor musunuz?" başlığıyla Londra'daki tüm metroların billboard'larını süsleyen afişler başlangıçta yeni bir Black Mirror sezon tanıtım reklamı sanılsa da kısa sürede bunun Anima'nın habercisi olduğu anlaşılmıştı. Thom Yorke'un, Radiohead üyelerinden apayrı ve tarz olarak daha da farklılaşan bir albüm olarak karşımıza çıkan Anima, müzisyenin rüyalardan hareketle ilhamını oluşturduğu bir bütün. Dokuz şarkılık ve güçlü elektronik altyapılara sahip Anima, Carl Gustav Jung'un rüya takıntılarıyla da şekillenmiş. 

47 dakikalık albüm, Radiohead üyeleriyle daha önce de pek çok kez çalışmış olan Paul Thomas Anderson'ın yönetmenliğinde bir Netflix yapımına da dönüşmüş durumda. Müzikal bir kısa film olarak tanımlanan yapımda Anima albümünden üç şarkı yer alırken Thom Yorke sevgilisi Dajana Roncione ile birlikte başrolde. Çekimleri Paris metrosu ve Prag sokaklarında gerçekleştirilen bu müzikal kısa filmde, Thom Yorke kendisini gerçeküstü bir dünyada etrafındaki onlarca dansçıyla bir arada buluyor. Bir rüya kurgusuyla şekillenen yapımda makineleşmişçesine senkronize hareket eden topluluğun arasından sıyrılmaya çalışan Thom Yorke, çoğumuzun sabaha karşı uyanmasına neden olan türden bir rüyanın içinde aydınlığa ulaşmaya çalışıyor. 

İhsan Dindar

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Uyku muhafızları: Neyin peşindeyiz?

Uyku muhafızları, satılık rüyalar sergisi, bir albümün arkasındaki rüyalar âlemi, filmlerin ve şarkıların satır aralarına gizlenmiş rüya ve kâbuslar.

05 Şub 2021

Artisan Grup ile birlikte
Ece Tugay

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar