İnsan gözüyle çiftlik hayvanları: Zihinsel kapasitelerin keşfi


Dünyamız için önemli adımlar: Koton Sürdürülebilir moda alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan Koton , 2020 yılında sürdürülebilirlik alanındaki temel yaklaşımını ve yol haritasını Yaşama Saygı manifestosuyla kamuoyuyla paylaştı. Koton, 2022 Sürdürülebilirlik Raporu ’nu ve hedeflerini 26 Aralık'taki basın toplantısında açıkladı. Raporun öne çıkanları: 2040 yılına kadar karbon nötr şirket olma yolunda tüm hızıyla devam eden, yeşil modanın önde gelen markalarından Koton 2022 yılında: Cirosunun %25’ini sürdürülebilir ürünlerden elde etti. Kullandığı enerjinin %33’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağladı. Plastik atıklarını %22 oranında azalttı. Türkiye’nin Better Coton imzacısı ilk perakende markası olarak Better Cotton ile yaptığı üretimi genişletti. Suya Saygı projesinde kullanılan sürdürülebilir malzemelerle dört sezonda 62 milyon litre su tasarrufu sağladı ve yaklaşık bir ton daha az karbon salınımı gerçekleşti. Küreselde kadın çalışan oranını %64’ten %72’ye, kadın yönetici oranını %52’den %54'e taşıdı. El Emeği projesiyle 2016’dan bu yana Güneydoğu Anadolu’da 6 bin kadını üretim zincirine dahil etti. Sürdürülebilirliği iş hedeflerinin merkezine yerleştiren ve COP28 ’e Türkiye’den katılan ilk ve tek moda markası olan Koton , suyun her damlasını korumak ve dünyamıza dost ürünler tasarlamak amacıyla her sezon büyük bir titizlikle hazırladığı Suya Saygı Koleksiyonu ’nun yeni sezonunu tanıttı. Öncü faaliyetlere imza atan Koton’un 2022 Sürdürülebilirlik Raporu ’na buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Genellikle insanlar çiftlik hayvanlarının basit ve monoton bir hayat sürdürdüğünü düşünse de, aslında elbette ki çok zengin duygusal ve zihinsel kapasitelere sahipler. Almanya’nın kuzeyinde bir çiftlikte bir gün geçirmek, insanların hayvanlara bakış açısını da değiştirebiliyor: David Grimm’in Science için deneyimini kaleme aldığı makalesi, bunu kanıtlıyor. Örneğin keçiler, insanlara özgü bir merak ve iletişim arayışı içinde olabiliyorlar; insanlarla göz teması kurarak duygusal bir bağ kurma yeteneğine sahipler.
Üretim aracı değil: Bu, sadece tek bir gözlemci tarafından belirtilen bir durum değil—çiftlik hayvanları, binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşamalarına rağmen, kognitif açıdan pek çok özellikleri hâlâ bilinmiyor. Dolayısıyla konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Örneğin John Hopkins Üniversitesi’nden psikolog Christopher Krupenye, çiftlik hayvanları üzerinde yapılan çalışmaların, zihinsel dünyalarının insanlar, evcil hayvanlar ve diğer primatlarla benzerlikler taşıyor olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor. Bu bilgiler, çiftlik hayvanlarının sadece üretim aracı olarak görülmemesi gereken varlıklar olduğunu ortaya koyuyor.
Çiftlik hayvanlarının zihinsel yetenekleri üzerine yapılan güncel araştırmalar, bu konudaki bilgilerimizi derinleştirmemiz gerektiğini de gösteriyor. Almanya’daki araştırma enstitüsünde yürütülen çalışmalar, özellikle keçi ve domuz gibi hayvanların sosyal zeka ve öz-farkındalık seviyelerini anlamayı hedefliyor. Örneğin, domuzlar empati göstererek bazı sosyal zeka testlerinde köpeklerle benzer sonuçlar alabiliyor.

İllüstrasyon: Canva Pro
Araştırma çıktıları: Çiftlik hayvanlarının zihinsel kapasiteleri
Çiftlik Hayvanları Biyolojisi Araştırma Enstitüsü (FBN) tarafından yapılan araştırmalarda, ineklerin tuvalet eğitimi alabildiği gibi bulgularla hayvanların zihinsel yeteneklerinin altını çiziyor. Çalışmalar, çiftlik hayvanlarının sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı olmayan, daha karmaşık zihinsel süreçlere sahip olduğunu da vurguluyor.
Bunlar, hayvanların iç dünyalarının daha iyi anlaşılmasına ve onlara karşı daha duyarlı yaklaşımlar geliştirilmesine olanak tanıyor:
🐐 Keçiler ve sosyal zeka: Keçiler, bazı sosyal zeka testlerinde köpeklerle rekabet edebiliyor. Ayrıca insan jestlerini—işaret etmeyi—anlama eğilimleri var.
🐖 Domuzların duygusal ve bilişsel yetenekleri: Domuzlar, empati belirtileri ve duygusal hassasiyet gösteriyor. FBN’deki araştırmalar, domuzların egzersize olan tepkilerini, karmaşık görevleri çözme yeteneklerini (domuzlar için uyarlanmış "marshmallow testi") ve iyimser veya kötümser senaryolara tepkilerini ölçüyor.
🐄 İneklerin farkındalığı ve duygusal yaşamları: İnekler, tuvalet eğitimi alabiliyor. Çalışmalar, ineklerin zengin duygusal yaşamlara sahip olabileceğini ve arkadaşlarından ayrıldıklarında gösterdikleri tepkilere dayanarak güçlü sosyal bağlar kurabildiklerini öne sürüyor.

İllüstrasyon: Canva Pro
Bir eleştiri: Bir yandan insanların çiftlik hayvanlarına değer vermek için onlarda kendilerine benzer özellikler araması, türcü bir yaklaşımın tezahürü olarak görülerek ciddi eleştirilere konu olabilir. Bu yaklaşım, hayvanların değerinin yalnızca insan benzeri özelliklere sahip olmalarına bağlı olduğu yanılgısına dayanarak tüm canlıların kendi haklarına ve değerlerine sahip olduğunu görmezden gelir.
İnsan merkezli bakış açısı: Ek olarak bu tür bir düşünce tarzı, hayvanların kendi içsel değerini ve zengin yaşam deneyimlerini görmezden gelirken insan merkezli bir dünya görüşünü de destekliyor. Oysa her canlının, insan benzeri özelliklere sahip olup olmadığına bakılmaksızın, kendi başına bir değeri ve saygınlığı olduğu düşüncesini değerlendirmek gerekiyor.
Çiftlik hayvanlarının zihinsel kapasitelerini ve duygusal yaşamlarını anlamak, insan benzerliğine dayalı bir değerlendirme yerine, bu canlıların kendi özgün niteliklerini ve haklarını tanımak için bir fırsat olabilir. Bu, etik bir yaklaşımın ve gerçek bir hayvan refahı anlayışının temelini oluşturuyor. Bu şekilde insanlar hayvanların değerini kendi varoluşsal bağlamlarında anlayabilir ve onlara karşı daha adil, saygılı bir tutum benimseyebilir.

İllüstrasyon: Canva Pro
Sürdürülebilir ve sorumlu bir topluma doğru: Çiftlik yönetimi ve refahı politikaları
Araştırmaların hayvan refahı üzerindeki etkileri, etik açıdan büyük önem taşıyor. Çiftlik hayvanlarının zihinsel ve duygusal ihtiyaçlarının anlaşılması, onlara daha uygun koşullarda bakılmasını gerektiriyor. Bu, geleneksel çiftlik yönetim anlayışlarının değişmesine ve hayvan refahı standartlarının yükseltilmesine yol açabilir. Yani çiftlik hayvanlarının zihinsel kapasitelerinin anlaşılması, sadece bilimsel bir merak konusu değil, aynı zamanda etik ve pratik öneme de sahip.
Bu hayvanların duygusal ihtiyaçları ve sosyal zekaları, insanların onlarla nasıl etkileşimde bulunması gerektiğini etkiliyor. Bu durum, hayvan refahı politikalarının ve çiftlik yönetim uygulamalarının şekillendirilmesinde de kritik bir faktör. Örneğin eğer çiftlik hayvanlarının duygusal ve zihinsel ihtiyaçları anlaşılırsa onlara daha uygun yaşam koşulları sağlanabilir ve hayvan refahı standartları yükseltilebilir. Ayrıca, bu bilgiler insanların hayvanlarla olan ilişkilerini derinleştirerek daha duyarlı ve sorumlu tüketiciler olmalarına yardımcı olabilir.
Bu bulgular, çiftlik yönetimi ve hayvan refahı politikaları üzerinde de etkili olabilir. Çiftlik hayvanlarının zihinsel ve duygusal ihtiyaçlarını anlamak, onlara daha iyi bakım sağlamamıza ve hayvan refahı standartlarını geliştirmemize yardımcı olabilir. Ayrıca, bu tür araştırmalar, hayvan refahı konusunda kamuoyu bilincinin artmasına ve daha sorumlu tüketim alışkanlıklarının gelişmesine katkıda bulunabilir. Bu, sadece hayvan refahı için değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve sorumlu bir toplum için de önemli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Çiftlik hayvanları, binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşamasına rağmen, kognitif açıdan pek çok özellikleri hâlâ bilinmiyor. Yeni araştırmalar, zihinlerindeki "şaşırtıcı" karmaşıklığı ortaya çıkarıyor.
30 Ara 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?




