📍Interpol'un yolu yeniden İstanbul'a düşüyor

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2000'li yılların başıyla New York City'de The Strokes, Yeah Yeah Yeahs, The Walkmen, TV on the Radio ve nicesi etrafında serpilen ve rock 'n' roll'un yeniden doğuşu olarak etiketlenen sahnenin melankolik, romantik ve karanlık temsilcisi Interpol, rotasını uzun bir aranın ardından yeniden İstanbul'a kırıyor.
2002 yılında yayımladığı Turn on the Bright Lights albümüyle post-punk revival'in ses manzarasını somutlaştıran Interpol; takip eden Antics ve Our Love to Admire albümleriyle birçok klasik şarkıya imza atarak evrensel bir üne kavuşmuştu.

Interpol. | Fotoğraf: Ebru Yıldız
2010 yılında yayımlanan Interpol albümleriyle kariyerlerinin Carlos Dengler'siz (basçı ve kurucu üye) ve çok da parlak geçmeyen ikinci yarısına adım atan grup, İstanbul'a ilk kez Interpol albümü turnesi kapsamında 2011 yılında gelmiş, KüçükÇiftlik Park'ta bir konser vermişti.
İstanbul'u ilk ziyaretinden sonra Matador plak şirketiyle üç albüme daha imza atan; özellikle Marauder ve The Other Side of Make-Believe uzunçalarlarıyla erken 2000'li yıllarının tekdüze bir nostaljisine sıkışan Interpol, son albümlerinin turnesine İstanbul'un Maximum Uniq Açıkhava sahnesini de ekledi. 24 Temmuz akşamı gerçekleşecek konserin detayları ve biletleri de burada.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.



