İstanbul semalarında 'konser tutulması': Slowdive mı Fontaines D.C. mi?

Uzun zamandır beklenen iki grubun konseri, aynı gün ve saatte çakıştı. Slowdive ile Fontaines D.C. 29 Haziran'da şehrin iki farklı yerinde, aynı saatte sahnede olacak. Daha çok yurt dışından aşina olduğumuz ve ilk kez İstanbul'da yaşadığımız "konser tutulması"nda hangi konserin neden tercih edildiğini bugüne not düşmeden olmazdı.
İstanbul semalarında 'konser tutulması': Slowdive mı Fontaines D.C. mi?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Glastonbury, bu yıl da birçok tartışmayla başladı ve bu yıl da şüphesiz bu tartışmalardan biri festival programındaki sahne çakışmaları. Kimine göre festival tarihindeki en bahtsız program, Wet Leg - LolaYpung - English Teacher, Charli XCX - Doechii, Black Country New Road - Turnstile ve The Prodigy -Overmono konserlerinin aynı gün ve aynı saatlere denk gelmesiyle bu yıla ait. 

  • 1997’deki Massive Attack - The Prodigy, 2022’deki Paul McCartney - Mitski çakışmaları da can sıkıcıydı ancak yıllar içinde sahne sayısının artmasıyla festival, izleyicilerini karanlık kararsızlık çukurlarına daha sık atar oldu.

Biz ise ilk kez konser çakışmasına maruz kalma “lüksüne” ulaşacak kadar iyi isimlerin aynı yıla sığdırıldığı bir takvime sahibiz ve belki biraz Glastonbury kitlesiyle empati kurabiliyoruz. 29 Haziran’da Fontaines D.C. KüçükÇiftlik Park’ta, Slowdive ise +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin kapanışını yapmak için Bonus Parkorman’da olacak. Yolunu dört gözle beklediği grupların aynı saatlerde şehrin başka yerlerinde konser vereceğini öğrenen müzikseverler ise araftalar.

İrlandalı post-punk grubu Fontaines D.C., geçen yıl 20 Ağustos’ta Zorlu’da vereceği konseri Filistin halkıyla dayanışma çerçevesinde iptal ederken doğru koşullar altında en kısa zamanda İstanbul’a geleceklerinin sözünü vermişti. Nitekim sözler tutuldu, Kasım ayında 29 Haziran konserinin duyurusu yapıldı. Gezgin Salon Festivali’nin aynı tarihte düzenlenecek ikinci gün programına Slowdive’ı eklemesiyle de ortalık karıştı. Fontaines D.C. konserine önceden bilet alanların bir kısmı pişman, bir kısmı ise kararsızlık yaşamak zorunda kalmayışının keyfini sürüyor. Festivalin ilk gününde kendini AIR konseriyle ödüllendirip, ikinci gününü Fontaines D.C. konserine ayıracaklar da var. 

Bilet almayanların hâli ise daha acıklı. Salon İKSV’nin Slowdive duyurusunu yaptığı Instagram gönderisinin altı, gün ve saat değişikliği için ricacı olan yorumlarla dolu. Elbette iş sadece organizatörlerde bitmiyor; festival tarihleri çok önceden belirleniyor, festival mekanıyla sözleşme erkenden yapılıp mekan o hafta sonu için kapatılıyor ve grubun konser takvimi ve müsaitliği de işin içine giriyor. Dolayısıyla arada kalmış müzikseverlere, hangi konsere gitsem daha az pişman olurum, birini diğerine tercih etmenin en iyi gerekçesi nedir gibi dertlere gark olmak düşüyor. Bu sorular hâlâ zihinlerde dönedursun, bu heyecan verici konser çakışmasının yarattığı hâli biraz deşelim.

Hassas terazide tarz meselesi

Konser çakışmalarının can sıkıcı olması için sanatçı ya da grupların aynı tarzda müzik yapması şart değil, hele Türkiye özelinde... Zira böyle isimleri sık sık ülkemizde görmeye alışkın değiliz; ileride bu yılları anarken "Hey gidi" dememek için biraz sürekliliğe ve zamana ihtiyacımız olduğu kesin. 2000'ler bize tedbirli olmayı öğretti. Fakat iki konser aynı gün ve saate denk gelince işin içine her türlü hesap da giriyor; buna tür farklılığı ve sahne performansı da dahil.

"Tarzı bana daha uygun. Slowdive’a göre daha yüksekler; sahne enerjileri ve performansları çok daha çılgın, öncelikli izlenmeye değer."

Kendi işlerinden vakit bulabilirse Ankara’dan Fontaines D.C. konseri için İstanbul’a gelmeyi planlayan Ahmet böyle söylüyor. “Çakışmasaydı ikisine de gideceğini” de ekliyor. Benzer bir cevabı bir başkasından da alıyorum:

"Fontaines D.C.'yi tercih etmemin başlıca sebeplerinden biri, yaptıkları müziğin bana daha fazla hitap etmesi, günlük hayatta albümlerini Slowdive'a göre daha fazla dinlemem, sahne performanslarını daha fazla merak etmem."

Kendi deneyini yapanlar da var:

"Aslında ilk haberler çıktığında Slowdive'a giderim diye düşünüyordum. Çünkü hem Gezgin Salon Festivali hem Slowdive yani... Fakat öyle büyük bir Slowdive hayranlığım yoktu. Fontaines D.C. için de aynı şekilde... Arkadaşlarım da ikiye ayrılmıştı. Ben de çok düşündüm hangisine gitsem diye ve konserlere bir hafta kala karar verdim.

Bu kararı vermek için bir gün boyunca Slowdive, bir gün boyunca da Fontaines D.C. dinledim ve üçüncü gün kendimi Fontaines D.C. dinlerken buldum. Slowdive'da döngüye alıp dinleyebileceğim iki-üç şarkı varken Fontaines D.C.'de tekrar tekrar dinlediğim altı-yedi şarkı vardı. İki konserin de pazar akşamı olması ve birinin şehrin bir ucunda diğerinin ise göbeğinde olması da etkiledi tabii."

Bir yanda shoegaze, diğer yanda post punk; bir yanda günümüze daha yakın bir kuşağın üyeleri diğer yanda yılların deneyimi. Bir yanda dinamizm ve isyan, diğerinde eski dostlardan zarif vokaller. Kesişim kümesiyse şiirsel şarkı sözleri. Bu noktada işin içine elbette "daha çok sevilen tarzlar" giriyor, bu oyunu biraz bozan ise merak. Nitekim Fontaines D.C.’nin performansının bir merak konusu olduğu kesin.

Öte yandan: Mesele cesaret ise Slowdive'ın, Britpop'un yükselmesi ve birtakım talihsizlikler sonucu dağılıp ancak yeniden toparlanarak shoegaze'e yeni bir altın çağ yaratması yeterince cesur bir hikaye. Grup, 90'ların etkisini hâlâ sürdürdüğü 2000'lerin başından sağ çıkmıştı: Zalim eleştiri kültürü, iptal edilen turne bütçeleri, plak şirketlerinin pop müzik dayatması. Slowdive, piyasadan silinmek pahasına kendi bildiğini okuyarak isyankar ve cesur bir tavrı, üstelik kendi medyana sahip olmadığı bir dönemde sergiledi.

Performansında ise her ne olursa olsun artık müzikte ustalaşmış olmanın getirdiği bir rahatlığa sahip; şarkıları ise bir rüyaya eşlik edermiş gibi havada süzülüyor. Uzun zamandır aşina olduğumuz tarzı, güvenli bir liman. Bu noktada, Fontaines D.C.'nin A Hero's Death albümünden bir sözü kolunda dövme olarak taşısa da "kalbi kırık bir şekilde" Slowdive konserine gidecek birine yorumsuz kulak verelim:

"Fontaines D.C.’nin müziğinin çok kapsayıcı ve birleştirici bir gücü olduğunu düşünüyordum ama artık öyle değiller. Bence ilk çıkış anlarındaki dertleri ve ruhu, popüler olmak uğruna kaybettiler. İkinci sebepse aslında son albümleri Romance bence tamamen bir pop albümü. Hem müzikalite hem lyrical olarak geçmiş üç albümle hiç alakası yok.

Tabii ki böyle bir janrda bu kadar bilinmek, popüler olmak bence gerçekten çok değerli, derdim popüler olmalarıyla değil. Bunu yaparken savundukları değerlerden vazgeçmiş olmaları. 2022’de Primavera’da ana sahnede konser verirken Instagram'dan 'Londra'da kiralık oda bakıyorum' diye ilan veren grup üyelerine şu an DM bile atamıyorsun. [...] Ayrıca o kadar şiirsel anlatılardan sonra 'Its Amazing to Be Young' diye şarkı yapmalarını da kabul etmiyorum."

Olasılık hesabı

Hangi grubun yakın zamanda yeniden gelme ihtimali daha yüksek sorusuna sık verilen cevap Fontaines D.C. oluyor. Bu, Slowdive tercihinde öne çıkan bir faktör.

"Benim açık ve net sebebim. Lise, üniversite yıllarımda çok dinlerdim Slowdive. İkisini de çok seviyorum ama Fontaines D.C.'ye bir yerde denk gelirim elbet ama Slowdive'ı bir daha izlemek daha zor bence. Fontaines D.C.’nin yine gelebileceğini ama Slowdive’ı Türkiye’de bir daha dinleme ihtimalinin düşük olduğuna inanıyorum."

2014’te Dublin’in tüm karanlığına rağmen neşeli olmayı başaran sokaklarından doğan Fontaines D.C., kısa sürede listelerin tepesine tırmandı, 3 defa Grammy’e aday gösterildi, NME ve Brit Awards tarafından dünyanın en iyi müzik grubu ilan edildi. Tırmanışını kısa zamana sığdırıp, genç yaşlarında zirvenin tadını çıkaran grubun daha uzun yıllar müzik yapacağına inanç yüksek. Öte yandan ise bu çılgın beşli yolda olmayı, dünyanın dört bir yanında hayranlarıyla buluşmayı çok seviyor. Dolayısıyla bir bakmışız, veya öyle ummuşuz, arayı çok da açmadan yeniden İstanbul’dalar.

"Rachel Goswell’i dünya gözüyle son bir kez daha izlemek isterim."

Bir süredir sık duyduğum bir gerekçe, bu yazı için araştırma yaparken iki kez daha karşıma geldi. 30 küsur yıldır hayatımızda olan shoegaze’in efsanelerinden Slowdive, bizi 6 yıl bekletip 2023’te çıkardığı son albümü Everything Is Alive ile ilk kez geliyor. Üzerlerinde ve son albümün şarkılarında uzun yılların yaşanmışlığı var. 50’li yaşların başında hâlâ festivallerde çalıyorlar ve hayranları dört gözle yollarını bekliyor. Bu efsaneyi şimdi değil de ne zaman dinlemeli?

Pratik bir gerekçe

İki konser arasında gidip gelen Ege’nin son kararı, Fontaines D.C. oluyor. Tartının bir kefesinde festival ortamı, diğerinde tekil bir konser var bu defa:

"KüçükÇiftlik Park’ın sahne önü ve VIP sistemine rağmen son on yılın en rafine gruplarından birini izlemek açıkçası çok daha işime geldi. Bir noktada Gezgin Salon kitlesinin sürekli story çekmesi ve gerçekten asla susmaması herhangi bir performansı izlemeyi olanaksız hâle getiriyor zaten. En azından aynı gün içerisinde Fontaines D.C. kitlesi sevdikleri bir grubu kayda almayı tercih eder ve bu bence çok daha normal bir durum. [...] Slowdive'ı gerçekten ayrı bir konser olarak, hatta mümkünse kapalı bir mekanda izlemeyi gerçekten çok ama çok isterim."

Ege'nin dikkat çektiği üzere, sanatçıların sadece kendi kitlesine hitap ettiği konserlerin tadı elbette bir başka. Öte yandan, Gezgin Salon Festivali'nin de bir nebze olsun özlediğimiz eski festivallerin tadını verdiği yadsınamaz bir gerçek. Aynı günde Slowdive, NEIL FRANCES, King Hannah ve Lalalar'ı izleyecek olmak, tüm günü festival tadında geçirmek kimine göre daha kârlı bir durum olarak öne çıkıyor.

Günün sonunda, bir konser çakışmasıyla gün yüzüne çıkan gerekçeler, konserleri neden tercih ettiğimize dair biraz olsun fikir veriyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Seren Erciyas

Kültür-sanat editörü

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR