İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.
İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat hepsi, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Yine de istihdamın dengelenmesi, geçişin sorunsuz yaşanmasını sağlamadı. Bir meslek ortadan kalktığında bu boşluk, yeni mesleklerle dolduruluyor olsa da eskiden o alanı işgal eden işgücü, her zaman otomatik olarak yeni işe geçiş yapamadı. 

Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. İş dünyası, ani fabrika kapanışlarından ziyade, işe alımlarda kademeli yavaşlamalara ve toplu işten çıkarmalara sahne oluyor. En büyük etkiler de belirli grupların üzerinde toplanıyor. Yeni mezunlar, giriş seviye işlerin yok oluşuna tanıklık ederken lisans diploması olmayan kadınlar, çok daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. 

“İstihdam kıyametinin” konuşulmaya başladığı ilk günlerden bu yana yapay zekanın kaç kişinin işini elinden alacağı, hangi meslekleri ortadan kaldıracağı ya da hangi bölümleri okumanın mantıksız hâle geleceği soruları gündemi meşgul ediyor. Fakat analistler, artık çok daha kritik başka bir soruya yanıt aranması gerektiğine dikkat çekiyor: İşi dönüşen veya ortadan kalkan bir çalışanı başka bir işe taşıyabilecek eğitim altyapısı var mı? 

Rakamlar: Goldman Sachs’ın tahminleri, yapay zekanın dünya genelinde tam zamanlı 300 milyon işi otomasyona maruz bırakabileceğine ve 10 yıl içinde yaklaşık 10 milyon işi dönüştürebileceğine işaret ediyor. Benzer şekilde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) da 2030'a kadar çalışanların %59'unun yeniden beceri kazanması veya mevcut becerilerini geliştirmesi gerekeceğini tahmin ediyor. 

  • WEF’in hazırladığı “Future of Jobs” raporu, şirketlerin %41’inin gelecek yıllarda yapay zeka nedeniyle işgücünü daraltmayı planladığını gösteriyor. 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de dünya genelinde her dört çalışandan birinin, yapay zekadan etkilenebilecek işlerde çalıştığına işaret ediyor. Uzmanlar, giriş seviye beyaz yakalı pozisyonların ve rutin ofis işlerinin çok daha fazla risk altında olduğunu söylüyor. Bu risk, hem yeni hem de mevcut çalışanları tehdit ediyor. 

Bununla birlikte: İş kıyameti, henüz geniş çapta etkisini göstermemiş olsa da şimdiden işgücü piyasasında derin bir kaygı yaratıyor. ABD’de her beş çalışandan biri, yapay zekanın beş yıl içinde işini ortadan kaldıracağına inanıyor. 

ABD, federal eğitim programları ve şirket içi yeniden beceri kazandırma programlarıyla istihdam kıyametini önlemeye çalışırken Çin, doğrudan üniversitelerde yapay zeka çağının ihtiyaçlarına uygun bölümler açarak ve geçerliliğini yitiren bölümleri kapatarak genç işgücünü eğitmeye çalışıyor. Sektörün hızı ise işgücünün yapay zekadan önce eğitilmesinin önüne geçiyor. 

Türkiye'de durum ne? 

Türkiye’de de yapay zeka odaklı beceri kazandırmaya yönelik çabalar şimdilik yetersiz kalıyor. Zira mevcut işçi yetiştirme ve eğitim sistemi, çalışanların kariyerlerinin başlangıcına yakın bir zamanda bir kez eğitim alacaklarını ve işsizliğin benzer bir işe başlamadan önce yaşanan kısa bir kesinti olduğunu varsayıyor. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, Türkiye'de yapay zeka kullanan girişimlerin oranının 2021'de görülen %2,7 seviyesinden geçen yıl %7,5'e çıktığını gösteriyor. Fakat benimseme oranı, şirket büyüklüğüne göre ciddi biçimde değişiyor. 10-49 çalışanı bulunan işletmelerin %6,6’sı ve 50-249 çalışanı bulunan işletmelerin %9,6’sı yapay zeka kullanırken 250’nin üzerinde çalışanı bulunan şirketlerde bu oran, %24,1 olarak hesaplanıyor. 

Sektör bazında bakıldığında ise inşaat sektöründe %3,9 gibi oldukça düşük bir oran görülürken bilgi ve iletişim sektöründe benimseme oranı %47,1'e ulaşıyor. Bu da dönüşümün başladığını, fakat son derece eşitsiz ilerlediğini gösteriyor. 

Ek olarak: Yapay zeka kullanmayan girişimlerin yalnızca %9’u yapay zeka kullanmayı düşündüklerini belirtirken yapay zeka kullanmadığını, ancak kullanmayı düşündüğünü belirten girişimlerin bu teknolojiyi benimsememe nedenleri incelendiğinde %74,2 ile uzmanlık eksiği öne çıkıyor. Bunu, %67,4 ile maliyetlerin çok yüksek olması ve %62,4 ile yapay zeka kullanımından kaynaklanan zarar durumunda sorumluluğun kimde olacağına dair hukuki belirsizlikler izliyor. 

Ayrıca Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve Bain & Company’nin yaptığı bir çalışmaya göre ise teknoloji direktörlerinin (CTO) yalnızca %30’u, şirketlerinin yapay zeka kullanımı konusunda net bir yol haritasına sahip olduğunu söylüyor. Yine TÜSİAD’ın PwC ile yaptığı başka bir çalışma, Türkiye’nin 2019-2024 yılları arasında yaptığı toplam yapay zeka yatırımının 500 milyon dolar seviyesinde kaldığını gösteriyor. 

  • Aynı dönemde küresel yatırımların 725 milyar doları aştığı görülüyor. 

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI) raporuna göre ise ekosistemdeki girişim sayısı 482'ye çıksa da şirketlerin yapay zekayı iş süreçlerine entegre etme oranı %19,2, üretken yapay zekayı entegre etme oranı ise %8,5’te kalıyor.

Öte yandan: Microsoft’un AI Ekonomi Enstitüsü işbirliğiyle hazırladığı 2026 Global Yapay Zeka Yayılımı raporu, 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla dünya genelinde çalışan nüfusun %17,8’inin yapay zeka araçlarını aktif olarak kullandığına işaret ediyor. Bu oran, çeyreklik bazda 1,5 puanlık bir artışa karşılık geliyor. 

Ayrıca rapor, Türkiye’nin yapay zeka kullanımını en hızlı artıran ülkeler arasında yer aldığını ve Türkiye’de yapay zeka kullanımında %30’luk bir artış olduğunu gösteriyor. 

Anlamı: Türkiye, yapay zeka kullanımını artırma konusunda umut vadetse de kurumsal benimseme oranı, oldukça düşük seviyelerde kalıyor. 

Beceri yükseltme mi, yeniden beceri kazandırma mı?

Uzmanlar; idari işler, müşteri hizmetleri, çağrı merkezi, içerik üretimi ve grafik tasarım gibi bazı alanlarda işlerin birkaç yıl içinde otomasyona devredilebileceğine inanıyor. Ancak yapay zekaya karşı çok daha kırılgan olan bu alanlarda işlerin tamamının ortadan kalkacağı değil; bazı görevlerin otomatikleşeceği, aynı çıktının daha az çalışanla üretilebileceği ve çalışanlardan beklenen becerilerin değişeceği öngörülüyor.

Bu öngörülere şirketlerin yanıtı, yapay zeka odaklı eğitim programları düzenlemek ve çalışanlarını çok iyi metin komutu yazabilir hâle getirmek oluyor. Fakat bu yaklaşım, çalışanların mevcut işlerini yeni araçlarla yapabilmesini mümkün kılan bir beceri yükseltme hedefi güdüyor. Tamamen dönüşecek ve ortadan kalkacak rollerde ise çözüm, çalışanlara başka bir işi yapabilecek beceriler kazandırmak oluyor. Bu yeniden beceri kazandırma eğitimleri, oldukça az sayıda şirkette yer alıyor. 

Dahası: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) Türkiye ekonomik anketi, Türkiye'de yetişkin eğitimlerinin %40'ını işverenler, %30'unu yaygın eğitim kurumları, %14'ünü ise örgün eğitim kurumlarının sağladığını gösteriyor. Aynı rapor, Türkiye’de yaşam boyu öğrenmeye katılımın, son yıllarda artsa da hâlâ OECD ülkelerinin büyük bölümünün gerisinde olduğunu ortaya koyuyor. 

Üstelik Türkiye’deki şirketlerin çalışanlarına eğitim sunma oranının, OECD'nin en düşük seviyeleri arasında olduğu görülüyor. 

  • Türkiye’de şirketlerin bilgi ve iletişim teknolojileri eğitimi verme oranı da şirket büyüklüğünden bağımsız biçimde OECD'nin en düşük seviyesi olarak kayda geçti. 

Bununla birlikte: OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporuna göre 25-34 yaş grubunda işsizlik oranı, Türkiye'de eğitim düzeyi yükseldikçe neredeyse hiç düşmüyor. 2024 itibarıyla lise altı eğitimlilerde işsizlik %11,2, lise ve lise sonrası yükseköğretim dışı eğitimlilerde %10,2, üniversite mezunlarında ise %10,6’da kalıyor. OECD ortalamasında ise aynı oranların sırasıyla %12,9, %6,9 ve %4,9 olduğu ve kademeli bir düşüş gösterdiği görülüyor. 

Bu da OECD genelinde üniversite eğitimi işsizlik riskini ciddi biçimde azaltsa da Türkiye'de üniversite mezuniyetinin işsizliğe etki etmediği anlamına geliyor. Yani Türkiye, çalışanlara yeni beceriler kazandırmanın ötesinde, hâlihazırda sahip olunan beceri ve eğitim düzeyini istihdama dönüştürmekte de zorlanıyor.

Benzer şekilde: TÜİK verileri de Türkiye'de 15-24 yaş arasındaki işsizlik oranının %15,3 olduğuna işaret ediyor. Ayrıca OECD verileri, Türkiye'deki 18-24 yaş arası gençlerin %31,3'ünün ne eğitimde ne istihdamda olduğunu gösteriyor. OECD ortalamasının ise %14 olduğu görülüyor. 

Eğitime, en çok ihtiyaç duyan erişemeyebilir

Ayrıca yetişkin eğitiminde de yapısal bir problem bulunuyor. OECD’nin "Yetişkin Eğitimi Trendleri" raporu, yetişkin eğitimine katılımda eğitim ve beceri seviyesi yüksek kişiler lehine ciddi bir uçurum bulunduğunu ve yeniden eğitime en fazla ihtiyaç duyabilecek düşük becerili çalışanların eğitime katılma ihtimalinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu da yapay zekanın yaratacağı dönüşümden korunmak için eğitime ihtiyaç duyanlar ve eğitime en kolay erişebilenlerin aynı insanlar olmayabileceği anlamına geliyor. 

Tüm bu veriler, Türkiye’deki mevcut eğitim altyapısının yapay zeka devriminin yaratacağı risklerden korunmaya yönelik bir kariyer geçişi sağlamayı vadetmediğini ortaya koyuyor. Güncel olarak Türkiye’de 35 yaşındaki bir çağrı merkezi çalışanı, işi otomasyona devredildiğinde mevcut eğitim sistemiyle birkaç ay içinde yeni bir meslek edinip yeni bir role geçiş yapamıyor. 

Önemli ayrıntı: Şimdilik şirketlerin çoğu, çalışanlara yalnızca yapay zekayı nasıl kullanacaklarını öğretmeye odaklanıyor ve yapay zekanın mevcut işleri tamamlayacak şekilde nasıl kullanabileceğini öğreten kurum içi programlar düzenliyor. Ancak uzmanlar, bazı çalışanların, mevcut işlerinin yeni bir versiyonuna değil, tamamen yeni bir işe ihtiyacı olacağını vurguluyor. 

  • Salesforce, bu kariyer geçişi için oldukça işlevsel bir model sunuyor. Şirketin Career Connect platformu, çalışanların sahip olduğu becerileri şirket içindeki olası pozisyonlarla eşleştiriyor ve uygun eğitimler öneriyor. Eğitim masraflarının karşılanmasına yönelik destekler de çalışanların resmî yeterlilikler edinmesinin maliyetini karşılamaya yardımcı oluyor. 

AI şirketleri ne yapıyor?

Anthropic ve OpenAI’ın da çalışanların ve şirketlerin yapay zekanın yol açacağı dönüşüme uyum sağlamasına yardımcı olacak araştırma, hibe ve deneyler için sırasıyla 200 milyon ve 250 milyon dolar bütçe ayırdığı biliniyor. Fakat OpenAI, 2030'a kadar bilgi işlem kapasitesine bu bütçenin yaklaşık 3000 katı para harcamayı planlıyor.

  • Dolayısıyla yapay zeka şirketleri de günün sonunda modelleri işgücünden daha hızlı eğitiyor. 

Çözüm önerisi: Analistlere göre yapay zeka kaynaklı bir iş kıyameti yaşanmasını önlemek için yeni mezunların işgücüne girişini kolaylaştırmak, mevcut çalışanların işleri dönüştükçe değişime uyum sağlamasına yardımcı olmak ve işini kaybeden çalışanların yeni mesleklere geçebilmesini sağlamak gerekiyor. Bunun için üniversitelerde değişen işgücü ihtiyaçlarına yönelik yeni programlar açılması, mesleki ve sektörel eğitimlerin yaygınlaştırılması, şirketlerin çalışanlarına sunduğu beceri geliştirme ve yeniden beceri kazandırma programlarının artırılması ve eğitim kurumlarıyla işverenler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. 

Mevcut eğitim altyapısı, insanların kariyerlerinin başında eğitim alıp sonrasında aynı meslek hattında ilerleyeceği varsayımı üzerine kurulu. Uzmanlar, yapay zeka çağında bu varsayımın kökünden sarsılabileceğini ve insanların kariyerleri boyunca birkaç kez yeniden beceri kazanmak durumunda kalabileceğini söylüyor. 

Yapay zeka, bazı meslekleri ortadan kaldırırken yeni meslekler yaratsa da bu, birey bazında başarılı bir kariyer geçişi sağlanacağını garanti etmiyor. Yeni işlerin ortaya çıkmasıyla mevcut çalışanların bu işlere geçebilecek becerilere sahip olması arasında doldurulması gereken önemli bir boşluk bulunuyor. Bu nedenle yapay zekanın istihdam üzerindeki uzun vadeli etkisini, ülkelerin bu geçişi ne kadar iyi yönetebildiği belirleyecek gibi görünüyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

YAZARLAR

Doğa Yurduneri

İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?

Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Doğa Yurduneri

·

04 Kas 2026

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Cem Arıdağ

·

31 Eki 2026

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?