JPMorgan: ABD teknoloji hisseleri ‘aşırı alım’ bölgesinde


AKLease ’den çevreci projelere finansman: ECOLease ECOLease ile hem işinize hem geleceğe yatırım yaparsınız Kurulduğu günden itibaren banka dışı finans sektöründe öncü ve lider konumunu sürdüren AKLease , çevreci finansman modeli ECOLease ile sürdürülebilir kalkınmaya verdiği önemi yenilikçi ürün ve çözümlerle ortaya koyuyor. Nedir? Türkiye’de leasing sektörünün ilk ve tek sürdürülebilirlik ürünü olan ECOLease , yenilenebilir enerjiye yatırım yapan, enerji ve kaynak verimliliği sağlayan yatırımlara vade ve ödeme avantajı sunuyor. Neler oldu? Hem işine hem geleceğe yatırım yapmak isteyen şirketlere hitap eden ECOLease, bu yıl enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanındaki projelere toplamda 2 milyar TL’yi aşan finansman sağladı. Sürdürülebilir bir dünya hedefiyle faaliyetlerine hız kesmeden devam eden AKLease , ECOLease’in toplam kredi portföyündeki payını 2025’e kadar %60’a, 2030’a kadar ise %100’e çıkarmayı hedefliyor. AKLease ’i daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
JPMorgan Chase stratejisti Marko Kolanovic, ABD teknoloji hisselerinin aşırı alım bölgesinde göründüğünü, sektörün düşen tahvil getirilerinden fayda sağlamalarının muhtemel olmadığını söyledi.
🗣️ Ne dediler? Kolanovic, şu açıklamada bulundu:
"Teknoloji sektöründe, karlı olmayan parçaların endeksin üzerinde performans gösteremeyeceklerini savunuyoruz, kaliteli, iyi nakit akışı olan parçalar için daha pozitif duruş içindeyiz" Teknoloji hisselerinde kısa pozisyon alınmasını savunmuyoruz ve hala sektörün geçen yıldan daha iyi işlem göreceğini düşünüyoruz. Ancak teknoloji sektöründeki yukarı hareketin gerildiğini düşünüyoruz."

💉 Hatırlatma dozu: Teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq 100, yıl başından bu yana %20 yükselirken, S&P 500'de yükseliş %8 seviyesinde kaldı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bankalar, merkez bankaları ve yatırım bankaları haber akışlarında öne çıkıyor
19 Nis 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.



