Julio Torres ile 'turuncu' bir röportaj


Balenin zarif adımları: 21. Uluslararası Bodrum Bale Festivali Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenen, Türkiye’nin ilk ve tek bale festivali olma özelliği taşıyan 21. Uluslararası Bodrum Bale Festivali , 3 - 22 Ağustos tarihlerinde balenin ve dansın en büyülü koreografilerini Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi ’ne taşıyacak. Programda neler var? Kuğu Gölü | 3 ve 4 Ağustos : Klasik balenin en tanınmış örneklerinden Kuğu Gölü , Bolşoy Tiyatrosu baş dansçıları Denis Rodkin ve Eleonora Sevenard’ın eşsiz yorumlarıyla bir kez daha sahneye balenin zerafetini taşıyacak. Carmen | 7 ve 8 Ağustos : Muhteşem müziği ve hikâyesiyle klasik bale ve flamenkoyu kusursuz bir şekilde harmanlayan eser, güzel Carmen’in Don Jose ve Escamillo ile yaşadığı kural tanımaz aşkı izleyenlere coşkulu bir şekilde aktaracak. Muhteşem Gatsby | 11 ve 12 Ağustos : Dekor ve kostümleriyle bizleri dönemin ruhuna sürükleyecek olan eser, genç ve yakışıklı Jay Gatsby’nin ihtişamlı hayatını gözler önüne sererken bu ışıltının arkasında yatan yalnızlık ve hayal kırıklığını derinden hissettirecek. Güldestan | 15 Ağustos Perşembe : Bu yıl sahnelenişinin 25’inci yılını kutlayacağımız eser, tasavvuf ve çağdaş temaların örgüsü ile Osmanlı’dan günümüze İstanbul’un yolculuğunu dans ve müzikle buluşturuyor. Ballet Latino Tango | 17 ve 18 Ağustos : Festivale bu yıl ilk defa Brezilya’dan bir topluluk konuk olacak. Klasik müzikten Latin ezgilerine, tangonun canlı figürlerinden balenin süzülüşüne dek geniş bir repertuvarla seyirci karşısında olacak Basileu França topluluğu, dünyaca ünlü koreograflar Binho Pacheco ve Ricardo Amarante’nin eserlerini canlandıracak. Zorba | 21 ve 22 Ağustos: Yerel sahnelerde neredeyse kapalı gişe sahnelenen Zorba , hepimizim bildiği gibi Amerikalı John’un küçük bir Yunan kasabasına gelmesiyle başlıyor, bir parçası olmak istediği bu yeni kültüre ait güzel Marina ile yaşadıkları aşkın hüzünlü öyküsüne doğru evriliyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Benim adım Julio Torres. El Salvador’danım. Ve kova burcuyum.”: Julio Torres’in HBO için kaydettiği stand-up komedisi My Favorite Shapes (2019), bu üç cümleyle başlıyor. Bu gösterisinde sahneyi, ayağıyla kontrol ettiği bir hareketli bant üzerinde ilerleyen objelerle paylaşıyor. Julio Torres’in şeylerin kişilikleri, duyguların renkleri ve objelerin tavırları üzerine inşa edilmiş bir komedi dili var. Sadece mizah anlayışının değil, hayattaki tanıdık problemlere bakış açısının da benim için bir ayna işlevi gördüğünü söyleyebilirim. El Salvador’dan ABD’ye taşındığı süreçteki bürokratik saçmalıklardan ve kendini bürokrasiye kanıtlama zorunluluğunun yıpratıcılığından da besleniyor çünkü.
Sıkı bir SNL (Saturday Night Live) hayranıyım fakat şovdaki favori skeçlerimin birçoğunun Julio Torres tarafından, 2016-2019 yılları arasında yazar ekibinde çalıştığı dönemde yazıldığını kısa bir süre önce, tesadüfen öğrendim. Beni My Favorite Shapes’i izlemeye iten de bu oldu. Hemen ardından da yazdığı, yönettiği ve başrolünü üstlendiği uzun metrajlı filmi Problemista’yı… (2023) Sonra her şey çok hızlı oldu. HBO için yeni bir dizi yaptığının ve Fantasmas adındaki bu dizinin HBO’yla eşzamanlı olarak BluTv’de yayınlanacağının haberini aldım. Ve tabii bu röportajın… Alternatif bir New York evreninde, kaybettiği istiridye şeklindeki küpesini bulmayı amaç edinen ve aslında hayatının anlamını aramaya başlayan alternatif bir Julio Torres’in maceralarını izlediğimiz Fantasmas, tuhaf karakterler ve yıldız oyuncularla* dolu bir komedi. Altı bölümlük dizi vesilesiyle onunla sohbet edebilmiş olmaksa paha biçilemez.
*Fantasmas’da Steve Buscemi’den Emma Stone’a, Dylan O’Brien’dan Paul Dano’ya, Bowen Yang’den Julia Fox’a birçok ünlü oyuncu ufak rollerde karşımıza çıkıyor.

Julio Torres, Fantasmas | Kaynak: HBO
“Benim adım Emre Eminoğlu. Türkiye’denim. Ve ben de kova burcuyum.” diye başlıyorum, “O yüzden sanırım bu ikimiz için de güvenli bir alan.” Gülüyor. “Geçenlerde favori SNL skeçlerimin çoğunun senin tarafından yazıldığını öğrendim. Hemen üstüne Problemista’yı izledim ve adeta duygusal bir saldırıya uğradım. O yüzden şu an seninle konuşuyor olmak büyük bir zevk.” Mutlu oluyor ama sonra şaşırıyor ve soruyor: “Bir dakika, Problemista Türkiye’de gösteriliyor mu ya?” Tuhaf bir sessizlik. “Korsandan izlediysen sorun değil. Tilda Swinton da benim çoğu işimi öyle izliyor.”
10 dakikalık sohbetimizde Julio Torres ile Fantasmas’ı, mizah anlayışını ve yaratıcı dünyasını konuşuyoruz. İkimiz de çok gülüyoruz. Ve bir SNL yazarını güldürebilmek çok büyük bir mutluluk.

Fantasmas | Kaynak: HBO
Janr, format ve türlerin sınırlamalarına inanan bir insan olmadığını düşünüyorum ama Fantasmas için ne derdin? Nedir bu bir komedi dizisi mi, skeç komedisi mi ya da ne bileyim rüyalarınla ilgili bir belgesel mi…
Rüyalarımla ilgili bir belgesel… (Kahkaha atıyor.) Evet, gece uyurken güvenlik kamerasını kendime çevirip kaydetmeye başlıyorum! Hayır… Ben buna teatral deneysel skeç komedisi ya da kısa öykülerden oluşan bir dizi derdim. Biraz Saturday Night Live, biraz Portlandia, biraz Fantasia, belki biraz Dogville…
Senin işlerinle bağ kurmamı sağlayanlardan biri vize başvuru stresi ya da bürokrasiye bir şeyler kanıtlama çabası gibi tekrar eden temalar. Ben de birkaç yıl ABD’de yaşadım, ya da yaşamaya çalıştım ve bunlar çok tanıdık şeyler... ABD pasaportuyla doğan insanların bu mücadeleyi %100 kavrayabildiğini düşünüyor musun? Fantasmas’ta “var olma kanıtı” (proof of existence) diye bir belge uydurmuş olmanın nedeni de bu duyguyu daha evrensel kılmak mıydı belki?
Senin deyiminle, eğer ABD pasaportuyla doğmuşsan, tüm bunların nasıl hissettirdiğini, özellikle göçmenlik sürecinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsundur. Ama insanların her yerde ve farklı şekillerde bürokrasi tarafından ezildiğini düşünüyorum. Şanslıyım ki bugüne kadar sigorta şirketleriyle hiçbir sorun yaşamadım, bununla uğraşmak zorunda kalmadım. Ama birçok ABD’li arkadaşımın hasta olmaktan, sağlık masraflarını karşılayamamaktan, farklı sigorta şirketleriyle konuşmaktan ve bunun bedelini kimin ödeyeceğini araştırmaktan gerçekten perişan olduklarını gördüm. Çünkü bu ülke karmakarışık bir yer olacak şekilde tasarlanmış, yararsız bir bürokrasi ağı. Bunun sadece göçmenlikle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bu insanlıktan çıkarıcı kurallar ağı içinde umutsuz, çaresiz ve yalnız olma duygusuyla ilgili daha çok. Problemista’da bunun nasıl bir şey olduğunu, bunun içinde mücadele etmenin nasıl bir his olduğunu ele aldığımı hissediyorum. Fantasmas da bu fikrin devamı gibi. Bu düzene karşı isyan etmenin, bu düzeni reddetmenin nasıl bir şey olduğunu ve bunun ne kadar zır olduğunu tasvir etmeye çalıştım. Burada yaşadıysan bilirsin, kredi sistemi… Bir kredi kartın ve bir kredi puanın olur, bu da senin kiralayabileceğin evleri sınırlar. Bu şahsen, gerçekten nefret ettiğim bir sistem ve bunu kimsenin sevmediğini biliyorum. Bu temalarla oynamaya başladım ve bir noktada yapımcı arkadaşım dizinin daha evrensel hale getirilmesini önerdi. “Var olma kanıtı” kavramı da böyle ortaya çıktı.
ABD göçmenlik sisteminde “non-resident alien” (yerleşik olmayan yabancı) ya da “alien with extraordinary abilities” (olağanüstü yeteneklere sahip yabancı) gibi terimler var. Kelimenin tam anlamıyla bir alien (uzaylı) olarak adlandırılmak seni nasıl etkiliyor?
Biliyor musun büyürken kendimi hep biraz uzaylı gibi hissettim. (Gülüyor.) Belki de bu yüzden burada üzerinde “uzaylı”, hatta sonrasında “olağanüstü yeteneklere sahip uzaylı” yazan bir kağıt parçası almanın tatmin edici ve heyecan verici bir yanı vardı. Sanki onu reddetmek yerine bir onur madalyası olarak benimsiyormuşum gibi hissediyorum.
Bunlarla uğraşırken bir yandan da biraz kabul görmek için yalvarıyormuş gibi hissediyorsun kendini. Öte yandan Fantasmas’a baktığımda seninle daha önce çalışmış birçok oyuncunun yine seninle çalıştığını görüyorum. Sanırım bu seninle çalışmayı sevdikleri anlamına geliyor. Kendini bu şekilde daha kabul görmüş hissediyor musun?
Sen nasıl hissetmiştin bilemiyorum ama aslına bakarsan ben asla insanlar tarafından kabul görmediğimi hissetmedim. Buraya üniversite için geldim. New York’ta arkadaşlar edindiğimi ve New York’ta sosyal olarak çiçek açtığımı hissettim. Tüm bunlar benim için hiçbir zaman bir insan-insan sorunu değildi. Bir insan-sistem sorunuydu.
Yaratıcı bir aile kurma fikri de çok hoşuma gidiyor. Gerçekten sevdiğim, yaratıcı insanların çoğunun aynı oyuncularla ve aynı ekiple defalarca çalıştığını görüyorum. Bu benim de yapmayı arzuladığım bir şey.

Fantasmas | Kaynak: HBO
New York demişken; Fantasmas’daki New York fütürist bir New York mu yoksa günümüz New York’unun bir abartısı mı?
Günümüz New York’unun hissettirdiği haliyle New York.
İşlerinde istiridyeler kullanıp duruyorsun. İstiridyenin olayı ne?
Bir dakika ya, başka nerede istiridye kullandım ki?
Tanrı’nın hayvanları yarattığı SNL skecindeki hayvanlardan biri istiridyeydi. My Favorite Shapes’te de istiridyeyle ilgili bir kısım vardı…
Gerçekten... Haklısın. Bilmem ki… Bence istiridyeler doğadaki en saçma şeylerden biri. Tuhaf ve komikler, sınıflandırılamayan yaratıklar. Belki de kovalıktan gelen bir takıntıdır. Suyla, su altıyla ilgili temalara geri dönüp duruyorum, bir de takı, özellikle de küpe kaybetme temasına. Sanırım hep aynı temalara geri dönen o yaratıcılardanım.
Fantasmas’ın son bölümünde bu küçük hikayelerin ilkokul öğrencilerine sahnelendiğini görüyoruz. Çocukların o saf, kirlenmemiş ve sonsuz hayal gücünün bazen onları yetişkinlere kıyasla çok daha açık görüşlü kıldığını kabul ediyorum ve burada bunu söylemeye çalıştığını da anlıyorum. Ama bu aklıma bir şey daha getirdi. Ben de olduğumdan genç gözüküyorum ve bu harika bir şey ama bazen profesyonel hayatta ciddiye alınmamama neden olabiliyor. Senin bu kendine has mizahının ve yaratıcılığının “çocuksu” olarak etiketlendiği oldu mu hiç?
Biliyor musun, böyle olduğunu düşünmüyorum. Belki bazı izleyiciler ya da eleştirmenler ya da belki de herkes işlerimin çocukça ya da olgunlaşmamış olduğunu ya da bunun gibi şeyler düşünebilirler ama eğer öyleyse de bu beni hiçbir zaman etkilemez. Ama farkına vardım ki, yaratıcı süreçten yapım aşamasına kadar, ne zaman ki işleri yapmanın kurallarını genişletmek istesem, setlerin ya da bütçelerin detaylarıyla ilgili sorular sormaya başlasam bir “hayır!” tavrıyla karşılaşıyorum. Eğer sana hiç söylenmeyen ama hissedilir olan bu şeyleri fark etmezsen olgunlaşmamışsın demektir. Tavrım, yazdığım şeyler, nasıl bir komedyen olduğum, nasıl giyindiğim ve nasıl göründüğümden dolayı, herhangi bir konuda ciddileştiğim anda (ki çoğunlukla ciddi olduğumu düşünürüm) insanları korkutuyormuşum gibi geliyor. Birdenbire benim kızgın olduğumu ya da sinirlendiğimi düşünüyorlar. Tehdit edici gözükmediğim için, ciddileştiğim anda insanlar kendilerini tehdit altında hissediyorlar ya da rahatsız oluyorlar diye düşünüyorum.

Julio Torres, Fantasmas | Kaynak: HBO
Peki son olarak, sence bu röportaj ne renkti?
Turuncu! Çünkü çok mutlu ve şakacıydı.
Fantasmas’ın ilk bölümü, HBO ile eşzamanlı olarak bugün BluTv'de yayınlanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Julio Torres ile yeni dizisi Fantasmas üzerine sohbet, Richard Linklater’dan Hit Man
07 Haz 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




