JUNIOR: KENDİ BEDENİNİ SEVMEK

Ergenliğin yaşattığı bedensel dehşeti cinsiyetçi kalıpların ötesinde deri değiştirme metaforu üzerinden anlatmak.
JUNIOR: KENDİ BEDENİNİ SEVMEK

1 Şubat - Vanish / Yaşasın Kıyafetler - ANGST
Vanish / Yaşasın Kıyafetler ile birlikte

Uzun ömürlü moda için Yaşasın Kıyafetler Hareketi

Dünyamızın ekolojik ve ekonomik geleceği için moda endüstrisinin uzun ömürlülüğünü sağlayacak bir dönüşüm şart . Moda endüstrisinin sürdürülebilirliğini mümkün kılmak için; malzemenin doğal kaynaklı olması, geri dönüşüm ürünlerinin…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İmran Gökçe Şahin

bell hooks, kadınların “doğaları gereği” erkeklerden daha sevgi dolu olduğuna dair yanılgının söz konusu kadının kendi bedenini sevmesi olduğunda çürütüldüğünü söylüyor. Eril kalıplara sıkıştırılmış temsilleriyle karşımıza çıkan bedenler, kendi bedenimizle ilişkimizi de etkiliyor. Gerçekçilikten uzak güzellik trendleri; sosyal medyada kullandığımız filtreler; kadınları zayıf, tüysüz ve feminen gösteren reklamlar bize sürekli kadın bedeninin nasıl görünmesi gerektiğini öğütlüyor. Bu kalıplara uymadığımızda da sahip olduğumuz bedenle bize telkin edilen arasındaki fark, kendimize yabancılaşmamıza neden oluyor. Örneğin, ergenlik döneminde değişim geçirmeye başlayan bedenimizden utanmaya başlıyoruz ve beden algımız bozuluyor.

"Bedenin yarattığı dehşet," denince akla gelen ilk isimlerden biri elbette ki son zamanlarda Titane filmiyle adından söz ettiren Julia Ducournau. 2011 yılında çektiği kısa filmi Junior, tam da ergenliğin bedensel değişimlerinin yarattığı utanç ve dehşeti metaforik bir anlatımla gözler önüne seriyor. Filmin açılış sahnesinde baş karakter bedeninin şeklini belli etmemek için kat kat ve bol kıyafetler giyen bir genç olarak karşımıza çıkıyor. 

Daha sonra fark ediyoruz ki Junior, oğlanlardan oluşan arkadaş grubuna kendisini kabul ettirmek için cinsiyetçi hatta kadın düşmanı sözler söylemekten ve "sürtük damgası" yapıştırmaya (slut-shaming) başvurmaktan çekinmeyen biri. Fakat arkadaş grubu dinamikleri içinde hiçbir zaman “oğlanlardan biri” olarak algılanmadığını, onun yeteri kadar “kız gibi” olmadığına yapılan vurgulardan anlıyoruz. 

Filmin can alıcı noktası: Midesini üşüttükten sonra evde kalması gereken Junior’ın bedeni değişim geçirmeye başlıyor ve tıpkı bir yılanın deri değiştirmesi gibi tüm cildi soyuluyor. Odasının çeşitli yerlerine akışkan bir sıvı eşliğinde dağılan deri parçaları ve bedenini de kaplayan bu sıvı aslında cinsiyet kimliğinin ve bedenin akışkanlığına işaret ediyor.

Junior (2011)


Boyunun uzaması nedeniyle ablasının vücut hatlarını belli eden kıyafetlerini giymek zorunda kalan Junior, okula döndüğünde elbette ki oğlanların şaşkın ve aynı zamanda hayran bakışlarıyla karşılaşıyor. Yüzeysel bir değerlendirme yapacak olsaydık bunun bir çirkin ördek yavrusu kuğuya dönüştü klişesi olduğunu söyleyebilirdik ama bu daha feminen görünüşün dışardaki gözler tarafından ona atfedilen bir etiket olduğunu Junior’ın davranışlarının değişmemesinden anlıyoruz. Hatta oğlanlar ona “Justine,” diye seslenmeye başladığında onları sert bir sesle uyararak tepki gösteriyor — bedeni değişiyor olsa da Junior yine aynı Junior. 

Asıl değişim: Kahramanın kendi bedeni ve dolayısıyla çevresindeki kızlarla ilişkisi de metamorfoza uğruyor. Daha önce "sürtük damgası" yapıştırdığı kızlardan birinin arkadaşıyla derisinin soyulmasına dair yaptığı konuşmaya kulak misafiri olduktan sonra işler değişiyor — sonrasında ilk defa oğlanların cinsel şiddetine karşı çıkarak izinsizce ablasını elleyen oğlanlardan birine haddini bildiriyor. Ablasıyla arasında bir duygu yoldaşlığının başladığını gösteren kısa bakışma sahnesi bell hooks’un şu sözlerini hatırlatıyor: 

Kadın bedeninin her türlü değersizleştirilmesine ve alçaltılmasına hayır demek sevgi dolu bir pratiktir.

Kısacası: Junior ergenliğin yaşattığı bedensel dehşeti cinsiyetçi kalıpların ötesinde deri değiştirme metaforu üzerinden anlatırken farklı bir temsiliyet alanı açıyor ve hem bedenin hem de cinsiyetin ne kadar akışkan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Oğlanların kadın düşmanlığı ve cinsiyetçiliği üzerinden güzel ve çirkin ya da feminen ve maskülen gibi ikiliklerin daha çocukken toplum ve çevre tarafından bize atfedilen etiketler olduğuna dikkat çekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

Sevgiye dair anlatılar neden cinsiyetlendirilmiş? bell hooks sevgi edimi hakkında ne düşünüyor? "Sevgi arayışı"nın patriyarkayla ne alakası var?

01 Şub 2022

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye için sadece uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapma meselesi değil. İklim finansmanı, adil geçiş, emisyon azaltımı ve çoktaraflı işbirliği başlıklarında somut ilerleme sağlanması, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolünün de önemli bir göstergesi olacak. COP31’in başarısını, açıklanan taahhütlerin sayısı değil, ülkelerin somut kararlar alıp bunları uygulamaya dönüştürme kapasitesi belirleyecek.

Pelin Cengiz

·

06 Kas 2026

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?
AngstAngst
∙

HİKAYE

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1

COP31’e günler kala, iklim diplomasisinin en önemli gündem maddelerinden biri yine finansman. Yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’de özel sektörün iklim finansmanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekecek gibi görünüyor.

Alev Karakartal

·

06 Kas 2026

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1
AngstAngst
∙

HİKAYE

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pelin Cengiz

·

02 Kas 2026

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Vartan Estukyan

·

29 Eki 2026

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

Pelin Cengiz

·

28 Eki 2026

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat