

Bu tasarım, bambaşka bir tasarım: Yeni Toyota C-HR Hybrid Yepyeni bir duruşla yollara çıkmaya hazır. Toyota C-HR Hybrid , ikinci nesliyle şimdi Türkiye’de. Nedir? Toyota ’nın SUV segmentine ve otomobil anlayışımıza farklı bir bakış açısı getiren, 1.8 litrelik tam hibrit motora sahip ikonik modeli Toyota C-HR Hybrid ; Bir tasarım ikonu . Tanıştığınız an kalbi hızlandıran keskin ve çarpıcı detayları, kalıpların dışında, adeta bir konsept araç tasarımına sahip. Spor tavrını coupe profilinde ileri taşıyan model, ilk defa arka sütunu kapsayan çift renk gövde tasarımla buluşuyor. Çekici bir birliktelik için göz dolduran farklı renklerde sunuluyor, tasarımda ayrıcalığa önem verenler için tüm seçenekleri ortadan kaldırıyor. Lüksle iç içe . Üç farklı premium donanım seçeneği sunuyor. Otonom sürüşün kapılarını açan Gelişmiş Otomatik Park Sistemi, Akıllı Şerit Değiştirme Asistanı, perdesiz termal yalıtımlı panoramik cam tavan, kullanıcı odaklı dijital kokpit, JBL ses sistemi, “shift by wire” elektronik vites ve günün her saatine uygun ambiyans aydınlatması sayabileceğimiz ayrıcalıklı özelliklerinden yalnızca birkaçı. Geleceği düşünüyor . Teknolojik özellikleriyle öne çıkarken ilk nesle göre iki kat artırılmış geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ve vegan iç döşemesiyle daha çevreci bir model olarak adım atıyor. Sizi her gün, ilk günkü gibi etkilemeye hazır Yeni Toyota C-HR Hybrid ile bu bağlantıdan tanışabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Tanışalım
Adım Kaan, sanırım bana adım dışında farklı bir şekilde seslenen yok.
Yakın çevreme göre en iyi olduğum konu “Laundry” yapmak. Bana sorarsan uyumak çünkü her zaman her yerde uyuyabilirim.
Mahallem Üsküdar ama kalbimde “uzak bir yerli” hissediyorum.
Kendi başıma fotoğraf çekmeyi öğrendim çünkü grafik tasarımlarım için internetten fotoğraf satın almaya param yoktu.
İlk fotoğraf makinem Canon 200D idi. Yıl 2020-21.
Yaşadığım iki şehir; Milano ve İstanbul’da takip ettiğim, tekrar eden örüntüler: boş dolaşan yaşlılar, gençlerin yaşadığı noktalarda sokak tag’leri, birbirinin aynısı insanlar.
Şehirde fotoğraf çekerken sokakla bir oluyorum. Kendi ritmim sokakla birleşince sokağı daha geniş açıdan görebiliyorum.
Dürüst olmak gerekirse çektiğim bir fotoğrafa bakıp tatmin hissettiğim bir an hiç olmadı.
Ne var ne yok?
Bugünlerde bana göre fotoğraf rahatlamak için bir araç.
İstanbul'da günün ilk kahvesi ve sigarasının kalp çarpıntısı nereye götürürse oraya gidiyorum. Yabancısı olduğum şehirlerde de doğaçlamanın temeli aynı, gün kahveyle başlıyor ama farklı şehirlerin farklı "hava durumlarını" dikkate alarak devam ediyorum. Güneşin vurduğu sokakları takip etmek gibi.
Son zamanlarda fotoğraf çekerken klasik teknikleri öğrenmenin peşindeyim. Diğer yandan sulu boya, siyah kanvas ve domuz görselleri üzerine çalışıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Miray Kaya'yla "yeni yaratıcı merkez" Atina'dan bildiriyoruz. Kaan Walsh'la bu defa kelimeler üzerinden tanışıyor, Milano'daki yıllarını fotoğraflarla anıyoruz. Ajanda da bir hayli kabarık: İstanbul'da dansa, Kapadokya'da yemeğe davet var.
01 Ara 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.



