Kalp kırıklıklarının ardından: Warhaus

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Belçika çıkışlı indie pop / rock grubu Balthazar'ın üyelerinden Maarten Devoldere, 2016 yılında We Fucked a Flame Into Being'le başlattığı solo projesi Warhaus'la kahraman addettiği Leonard Cohen, Bob Dylan ve Nick Cave gibi isimlerin esinlerini bir araya getirdi. İlk iki albümünde Sylive Kreusch'la bir araya gelen; sözleri ve müzikalitesi romantik çağrışımlarla dolu bir katalog büyüten Devoldere, son uzunçaları Ha Ha Hearbreak'le yaratıcı ve kişisel bir olgunluğu somutlaştırdı. En son 2018 yılında Salon İKSV'ye konuk olan Maarten'le +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali'nde sahne almadan önce buluştuk; Kreusch'tan ayrılığı sonrasında geliştirdiği öz farkındalıktan artık kendisinden kazıp çıkardığı ilham perilerine, 3 haftalık münzevi Palermo yaşamından dans ederek özgürleşmeye uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.
Benim için son albümün Ha Ha Heartbreak bugüne kadar ürettiğin en olgun ve müzikal olarak en görkemli iş. Kendinle, yakın geçmişteki romantik çalkantılarınla ve 2022'ye değin Warhaus olarak ürettiğin müzikle samimi ve cesur bir yüzleşme. Albümün anlatısından ve bunun sende nasıl kişisel ve yaratıcı bir dönüşüme yol açtığından bahsedebilir misin biraz?
Apaçık ki bir ayrılık albümü bu. Bir ayrılık sürecinden geçiyordum ve bazı şeyleri yaratıcı olarak yeniden değerlendirdim. Bu uzunçalarla farkına vardığım şey geçmişte her zaman şarkıları ve ilham perilerini kovaladığım, bundan dolayı da kendimi türlü maceralara sürükleyerek şarkı yazdığımdı. Ha Ha Heartbreak'le şarkıları arayıp bulmaktansa onların bana geldiğini hissettim. Başka bir konu hakkında yazmamın mümkün olmadığı bir işti bu. Ayrılık hakkında bir albüm yapmanın çok pop bir klişe olduğunun farkındaydım, ancak bunun klişeleşmesinin de bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Pop müzikle kalp kırıklığının birleşiminde hayli güzelleşen bir şey var. Diğer yandan Ha Ha Heartbreak geçmişte ürettiklerime kıyasla epey şahsi ve kırılgan bir kayıt; dolayısıyla onun mümkün olduğunca saf ve analog yankılanmasını istedim. Bu yüzden 70'lerin sinematik ses manzalarının peşine düştük; yaylılarla çalıştık ve her şeyi bir kasete kaydettik.

Warhaus, Ha Ha Heartbreak
Sanırım burada geçirdiğim evrim şu: Gençken her daim bir ilham perisine ihtiyaç duymuştum. Ve bu ilham perisi çoğu zaman hakkında yazabileceğim bir kız arkadaşı ya da hayatımdaki bir kadındı. Yaşlandıkça ve yalnız kaldıkça öğrendim ki tüm bu yazdıklarım bir kadın üzerine yansıttığım kişisel hayallerimin projeksiyonlarıydı. Bir kadın hakkında yazdığımı zannediyordum, ancak aslında kendi hayalleriminin yansımalarını işliyordum. İlham perilerinin harici bir şey değil, sanatçıya içkin bir şey olduğunu anladım. Gözümü açtı bu kavrayış. Ondan beri bilinçaltımın bana sağladıklarıyla çalışmayı deniyorum.
Balthazar'ın uzun soluklu kariyerinde de sabit olduğu üzere işbirliği yapmaya alışıksın. Zannediyorum ki müziklerinin işbirliğine dayalı doğası Warhaus olarak yayımladığın ilk iki albümde Sylvie Kreusch'la devam etti. Bu işbirliklerinden soyutlanma anlamında Ha Ha Heartbreak'ın senin için taze bir sınanma olduğunu, senin de dediğin gibi "olgunlaşmanı ve bir birey olarak daha yekpare olmanı" zorunlu kıldığını düşünüyorum. Buradan hareketle bana Palermo'da bir otel odasında üç hafta boyunca yapayalnız kalıp sıfırdan bir albüm yaratma deneyimini anlatır mısın?
10 tane şarkıyı bir otel odasında yazmak kulağa fazlasıyla romantik geliyor, muhtemelen romantik de. Ancak gerçek şu ki bu albüm de bir işbirliği ürünü yine. Ha Ha Heartbreak'in yapımcısı olan, aynı zamanda konser grubumda da çalan Jasper Maekelberg, aranjmanlarla kendini aşan bir iş ortaya çıkardı. Elimde 10 şarkı vardı ve bunlar gitar, vokal ve kimi dijital davullardan oluşuyordu; çok sadelerdi.

Kaynak: iksvphoto.com
Belçika'ya döndüğümde ve "Şarkıları ve sözlerini hazırladım, kayıda başlayabiliriz." dediğimde otel odasındaki demoların vokallerini kullanma fikri Jasper'dan geldi; çok içten hislerle doluydular bunlar çünkü. Sonrasında da yaylılar ve diğer her şeyle şarkılara şekil vermeye başladık. 1 yıl boyunca düzenlemeler üzerinde çalıştık. Şarkılar hızla yazılmıştı belki ama aranjmanlar epey bir iş yükü getirdi. Normalde bir albüm kaydettiğinizde önce enstrümanları, sonra da üstüne vokallerini kaydedersiniz. Tam tersi çalışmamız bizim için ziyadesiyle yenileyici oldu. Kısacası benim müziğim her zaman bir işbirliği. Birçok yetenekli insanla güç birleştiriyorum ki şarkı yazımına odaklanabileyim.
Kendinle baş başa kaldığın o üç haftayı özellikle merak ediyorum. Bir mikrofon, gitar ve kayıt cihazı eşliğinde yapayalnız kalmak nasıldı?
Tefekkürlü bir ruh hâli içerisindeydim, şehrin de hiçbir yerini görmedim. İnsanlar bana Palermo'nun müziğimi nasıl etkilediğini sordular ama otel odamdan yiyecek bir şey almak dışında neredeyse hiç ayrılmadığımı hatırlıyorum. Bir yıl aradan sonra albüm tanıtımı ve basın için fotoğraflarla videolar çekmek üzere geri döndüm Palermo'ya. Ve şehri ancak o zaman keşfedebildim; "Palermo aslında çok güzel bir yermiş!" dedim. Palermo değil de herhangi bir yer olabilirdi bu şarkıları yazdığım yer. Otel odasında tek başına, eski sevgilisini düşünen biriydim yalnızca (gülüyor).

Warhaus, Palermo, 2022. | Fotoğraf: Titus Simoens
Ha Ha Heartbreak'i dinlerken çok çeşitli müzikal esinlerden izler duyabiliyorum. Ancak benim için albümün çekirdeğinde orkestral bir virtüözlük yer alıyor. Yaylıların minimal piyano pasajlarıyla o muhteşem kullanımı bazen kasvetli bir chamber pop'u, bazen de soul tadımlı disko ses manzaralarını yaratıyor. Müzikal olarak Ha Ha Heartbreak'i ilk albüme kıyasla nasıl değerlendirirsin?
Bence bazı şeyler aynı kaldı. Warhaus her zaman biraz şizofrenik bir projeydi. Bir tarafım aydan fırlama, hayli kiç ve klasik, budalaca romantik ve her daim taze kalabilecek aşk şarkıları yazmak istiyor. Bir diğer tarafım ise daha karanlık ve voodoo bir yerden temelleniyor, özellikle ilk iki albümümde var bu. Sanırım Ha Ha Heartbreak daha ziyade ilk tarafımı çağrıştırıyor. Ancak yine de ikinci tarafımının yansımalarını Shadowplay ve It Had to Be You gibi şarkılarda da duymanız mümkün.
Balthazar'ı başlattığımızda "havalı" olmak istiyorduk çok. Havalı olmaya dair muhtelif kurallarımız vardı. Bir şarkının nakarat kısmında epey klişe ve melodramatik olacağı için yaylılar kullanamamak gibi. Ancak sanırım büyüdükçe hissettiğinizin peşinden gitmek adına daha yürekli birine dönüşüyorsunuz. Elinizde romantik bir şarkı varsa, o zaman yaylıları dahil et ve şarkıyı mümkün olduğunca güzelleştirmeye çalış mesela. Sanırım bu gayet güncel bir şey.

Warhaus, Palermo, 2022. | Fotoğraf: Titus Simoens
İstanbul'u en son Warhaus (2017) albümünden sonra ziyaret etmiştin. Şimdi ise yine bir uzunçalar yayımından sonra ikinci defa konuk olacaksın şehre. Ancak sanıyorum ki Gezgin Salon sahnesinde izleyeceğimiz ve dinleyeceğimiz Maarten hem kişisel hem de müzikal anlamda radikal bir olgunlaşma sürecinden geçti. Bu bağlamda canlı performanslarında da bir değişiklik gözlemledin mi, sence İstanbullular olarak başka bir Warhaus personası ve gösterisine şahit olacak mıyız?
Açıkçası bunu öngörmek güç, umarım ki öyle olur. Grubuma güvenim sonsuz. Esasen, grubumdaki adamlarla aynı sahneyi paylaştığım için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Jasper'e ek olarak Balthazar'da çalan Christophe Claeys de var yanımda. Hepsi de multi-enstrümentalist müzisyenler. Ancak yalnızca 5 kişiyiz; çok pahalı olduğu için de tam teşekküllü bir orkestrayla turneye çıkmamız mümkün değil. Bu yüzden çeşitli enstrümanlar kullanarak tekrarlı kayıtlar ve gösterişli ses manzaları yaratıyor; albümün görkemliliğini farklı bir biçimde yansıtmaya çalışıyoruz.
Diğer yandan dans etmeye başladım, yeni bir şey bu (gülüyor). Son albümüm çıkmadan hemen önce, geçen Eylül'de, ayahuasca denedim. Ve onunla çıktığım halüsinatif yolculukta daha fazla dans etmeye, vücudumla daha bire bir olmaya ve özgürleşmeye ihtiyaç duyduğumu keşfettiğim bir farkındalığa vardım. Dans yeteneği olan birisi değilim hiç. Ancak vücudunuzu kullanabileceğinizi ve bulunduğunuz yerde saçma şeyler deneyebileceğinizi bilmek, onu deneyler ve doğaçlamalar yapabileceğiniz enstrüman benzeri bir şeye dönüştürebiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta sonu +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali'nde sahne alacak Warhaus ve Agar Agar, röportaj konuklarımız oldu.
24 Tem 2023

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



