Kariyeri devam eden veteran pilotlar: Alonso ve Hamilton

Veteran pilot olmanın sorumlulukları ve yaklaşan son
Kariyeri devam eden veteran pilotlar: Alonso ve Hamilton

11 Ocak - Jam's Space - apéro
Jam's Space ile birlikte

Jam’s Space ve Kombo ile kolektif bir dünya Bağdat Caddesi’nde ortak bir yaşam alanı sunan Vertical ; özgün ve kolektif yapısıyla sürdürülebilirlik bilincine alan açmayı amaçlayan Jam’s Space ve müziği merkezine alan Kombo ’yla güçlerini birleştirerek alışılmış mekân kalıplarının dışına çıkıyor. Jam’s Space: Elif Boyner tarafından hayata geçirilen Vertical’da yer alan Jam’s Space, dikey tarım metotlarıyla üretilen malzemelerin başrolde olduğu kokteyl menüsüyle birlikte müzik, sinema ve sanatın iç içe geçtiği bir merkez olmaya hazırlanıyor. Kombo: Analog Kültür ve Dunganga Records birlikteliğiyle hayata geçen Kombo; canlı performanslara, tasarım, sinema, moda ve gastronomi gibi alanlarda çeşitli etkinliklere, atölye ve konuşmalara ve dönemsel olarak pop-up içeriklere yer açan bir alan olarak Jam’s Space içerisinde yerini alıyor. Neden önemli? Jam’s Space, Kombo ve Vertical birbirini tamamlayan ve birlikte üreten bir topluluk oluşturuyor. Pazartesi hariç haftanın altı günü açık olan Jam’s Space ve Kombo , çok sayıda farklı etkinlik ve içerikle ortak zevkler ve benzer ruhları bir araya getirirken, farklılıkları da aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. Jam’s Space ve Kombo’da yer alacak etkinliklerden haberdar olmak için burayı ve şurayı takip edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Çok konuşulan, pek çok tartışmalara sahne olan, heyecanlı Formula 1 sezonunun Kasım ayında bitmesiyle hepimiz yarışlardan kafamızı kaldırıp daha geniş konulara bakma fırsatına sahip oluyoruz. Bu haftaki konumuz da Formula 1’in veteran pilotları. Bu yazıda şimdilik grid’de bulunan 2 pilotu ele alacağız: Alonso ve Hamilton. Şimdilik diyorum çünkü seneye benzer bir yazı yazarken muhtemelen 2023 sezonuyla Formula 1’e dönen Hülkenberg de bu ekibe katılacak, belki Peréz’i de ekleyeceğiz. Bahsedeceğim pilotların her biri kariyerinde çok büyük başarılara imza atmış, özel yetenekler. Aynı zamanda birbirileriyle kıyasıya rekabet etmiş, farklı karakterlere ve özelliklere sahip insanlar.

Elindekinin en iyisini çıkaran: Fernando Alonso

New York Times

Ablasından kalan karting aracıyla yarış kariyerine başlayan 81 doğumlu Alonso’nun bu noktalara geleceğini o dönemde ailesinin dahi tahmin etmesi mümkün olamazdı. İlk yarışını 7 yaşında kazanan bu yetenekli pilot, motor yarışları basamaklarını tık tık tık çıkarak 2000 yılında test pilotu 2001 yılında da yarış pilotu olarak Minardi ile Formula 1 dünyasına adım attı. Briatore’nin kollarının altında olduğu için yolunun er ya da geç Renault ile kesişeceğini herkes biliyordu. Zaten Minardi’de takım arkadaşına kurduğu üstünlük de potansiyelini fazlasıyla gösteriyordu. Elbette gençliğin etkisiyle zaman zaman istikrarsız olsa ve hatalar yapsa da potansiyel apaçık ortadaydı. O yıllarda Alonso, Schumacher ile girişeceği şampiyonluk mücadelesi için tecrübe biriktiriyordu. Nitekim daha mücadeleci bir takıma, Renault’ya geçtiği anda kendisini gösterdi. 2003 yılında Renault’ya geçtikten sonra aynı yıl pole pozisyonu alan en genç pilot, yarış kazanan en genç pilot gibi rekorlara imza attı. Bu rekorları daha sonra ezeli rakibi Vettel’e devredecekti. 2005 yılındaysa 7 galibiyet, 6 pole pozisyonu ve 133 puanla dünyanın en genç şampiyon pilotu rekorunu Emerson Fittipaldi’den devraldı. 

Ama bence asıl başarısı 2006 sezonunda elde ettiği şampiyonluktu. Ferrari ile girişilen mücadelede sezon ortasında FIA Renault’ya büyük darbe vurdu. 2000’li yılların başında FIA’da lobi yaparak motorlarda Berilyum elementinin yasaklanmasını sağlayarak McLaren-Mercedes’e büyük darbe vurduran Ross Brawn, 2006’da da sezon ortasında kütle amortisörlerini FIA’ya yasaklattı. FIA’nın sezon ortasında aldığı bu karar Renault’yu çok zayıflattı. Ama Alonso kariyerinde her zaman yaptığı gibi aracından maksimumu alarak şampiyonluk ipini göğüsledi. Bu başarı bence kariyerinin en parlak performanslarından biriydi. Schumacher’e göre daha az tecrübesine ve zayıflayan arabasına rağmen genç yaşında çok iyi performans gösterdi. Bunca parlak başarıdan sonra Formula 1 camiasında Alonso’dan, “Schumacher dönemini bitiren genç pilot” olarak bahsedildi.

Reddit

Ancak sonrasında kariyerindeki belki ilk ve belki en büyük yanlış kararı vererek 2007 yılında McLaren’a geçti. McLaren’da Ron Dennis’in pilotlarla ilişkileri her zaman sorunlu olmuştur. Bu nedenle o dönemde de McLaren’da her iki koltuk da boştu. Boş koltuklardan ilkine Alonso oturdu. İkinci koltuk için pek çok isim konuşulurken Ron Dennis o dönem için riskli bir karar alarak Hamilton’ı Alonso’nun yanında ikinci pilot olarak oturttu. Bu karar Alonso’nun kariyerini de tepetaklak yapan kararlardan biri oldu.

Sonrası belki de ileride filmlere konu olacak olaylarla doluydu. Bir daha da kariyerinde beklediğini bulamadı. Kendine koyduğu hedeflerin altında kalan Alonso emekli olsa da sonrasında şampiyonluklar kazandığı takımıyla spora geri döndü. Ancak bu sezon ortasında aldığı ani kararla Alpine’den de ayrılarak Aston Martin’e geçti. Bu karar bence kariyeri boyunca aldığı pek çok yanlış karardan biri olabilir. Yeni takımının içindeki rakibi patronun oğlu. Yaşanacak ilk başarısızlıkta veya anlaşmazlıkta yine kendisini bir anda kurban konumunda görecektir. Çok başarılı kariyerine, olağanüstü yeteneğine ve hırsına rağmen belki de eleştirilecek en önemli nokta kendisini devamlı kurban rolünde görmesi olabilir. Kendi verdiği kararlardan ziyade genelde İngiliz medyası, İngiliz lobisi, İtalyan lobisi gibi demeçleri sıklıkla verdi. En son bu sezon yaşadığı pek çok mekanik arızanın ardından Alpine’de, Ocon’un Fransız olmasından dolayı kayırıldığını ima etti. Aston Martin’de ilk dönemlerde mutlu olacaktır. Ancak zaman içinde ilişkilerinin nereye evrileceğini merakla bekliyoruz. 

Crash

Aston Martin’in patronu Mike Krack bu konuda çok iyimser. Kendisine sorulan, “Acaba Alonso Aston Martin’le de mi sorunlar yaşayacak?” şeklindeki soruya oldukça iyimser yanıtlar verdi. RacingNews 365’e verdiği bir röportajda Krack özetle, “Evet bu şekilde bir ünü var. Ama bunları bir kenara bırakmalıyız. Belki ben farklı bir takım patronuyum ya da belki o farklı bir pilot. Bizi hayran bırakan yanı adanmışlığı, kazanma hırsı. Kendini sonuna kadar zorluyor ve onun deneyimindeki bir pilot için bu nadir görülen bir şey” diyerek şimdilik tartışmalara noktayı koydu. En önemli gerçek, Alonso elindeki malzemeden en iyisini her zaman çıkarır.

Alonso’nun emeklilik planlarına gelecek olursak; en az 2025 yılına kadar Formula 1’de kalmaya kararlı olan Alonso’nun emeklilik için açıkladığı bir planı yok. Alonso emekli olduktan sonra Kimoa markasını devam ettirmek istediğini belirtti. Fakat egzoz gazını ve motor yağını koklamadan, herhangi bir arabanın yarış koltuğuna oturmadan hayatta kalabilir mi soru işareti. Yarışmayı hayatta her şeyden çok seviyor. Kimseyi bulamasa, kendisiyle yarışıyor. Şurası kesin; emekli olmaya karar verdiğinde arkasında büyük bir boşluk bırakacak. Gelecekte, tarihin en büyüklerinden biri olan Schumacher’e karşı savaşarak elde ettiği şampiyonluklarla anılacak. Öte yandan istatistiksel olarak ezeli rakipleri Vettel ve Hamilton’ın gölgesinde (en azından şimdilik) kalması da onu hayatı boyunca kovalayacak bir karabasan olacak.

Pes etmeyen: Lewis Hamilton

Planet F1

Hamilton, istatistiksel olarak Formula 1 tarihinin en başarılı pilotu. Formula 1'de raporlanan bir vaka belki yok ama, siyah sporcuların uğradığı ırksal ayrımcılık vakalarının yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda bu başarı daha da öne çıkıyor. Evin geçimini zor sağlayan babası, oğlunun yarış kariyerine adım atabilmesi için 4 farklı işte çalışıyordu. Yeteneğini daha karting dönemlerinde gösteren Hamilton’ın tek özelliği yeteneği de değildi. Henüz 10 yaşında Ron Dennis’in karşısına dikilip, “Sizin takımınız için yarışmak istiyorum. Benimle sözleşme yapar mısınız?” diyecek medeni cesarete ve özgüvene de sahipti. Ron Dennis o gün gülümseyerek, “8 yıl sonra görüşelim.” dese de ikilinin yolu çok daha erken kesişti. Ron Dennis, henüz 13 yaşında ondaki potansiyeli görerek onunla sözleşme imzaladı. İnadıyla bilinen Ron Dennis’i erkenden sözleşme imzalamaya iten neden Hamilton’ın yeteneğiydi.

Öte yandan Bernie de Hamilton’ın Formula sporlarındaki basamakları çıkmasına çok sıcak yaklaştı. Bernie; Hamilton’ı beyaz, Avrupalı sporu olarak bilinen Formula 1 ile ilgili algıyı değiştirebileceği bir pazarlama aracı olarak gördü. Formula 1 ile ilgili tüm hakları elinde bulunduran Bernie, farklı kıtalarda Hamilton’ın rengini kullanabileceğini, sporun izlenebilirliğini artıracağını biliyordu. Hamilton’ın bu kadar başarılı olmasını ister miydi sorusunun yanıtıysa muhtemelen olumsuz. Çünkü her fırsatta Bernie’nin içindeki “ırkçı” kendisini gösteriyor ve demeçlerine yansıyor.

Planet F1

Kendi adıma konuşmam gerekirse 2006 yılındaki Türkiye GP’sinde, GP2 (Formula 2) yarışında Hamilton’ı seyretmek için piste ana yarıştan oldukça erken gitmiştim. Adından övgüyle bahsedilen pilotu canlı olarak seyretmek istiyordum. Sağ olsun kendisi o gün tribünlerin tamamını kendisine hayran bırakacak bir performans göstermişti. Yarışın ilk turunda yaptığı hatayla 19. sıraya gerileyen Hamilton, yarışı ikinci sırada bitirmeyi başarmıştı. Net bir şekilde diğer pilotlardan birkaç gömlek üstündü. İşte bu nedenle, 2006 sezonunun sonunda McLaren’da Alonso’nun yanındaki koltuk için Hamilton’ı isteyenlerdendim. Ron Dennis’in elinde hali hazırda süper bir pilot vardı (Alonso). Opsiyonlardan biri olan Pedro de la Rosa’nın yerine risk alarak ikinci kokpiti Hamilton’a verebilir diye düşünmüştüm. Sonunda Ron Dennis o riski almaya karar verdi. Sonraki yıllarda kararı sorulduğunda Ron Dennis, “Hamilton’ın ilk sezonunda bu performansı göstereceğini bilseydim, Alonso’yu transfer etmezdim.” diyecekti. Ama belki de o mücadele Hamilton’ı bugün olduğu insana dönüştürdü. Bilemiyoruz.

Bir motor üreticisiyle en çok yarışan pilot unvanına sahip olan Hamilton, ona çocukluğundan beri sahip çıkan motor üreticisine vefa borcunu çoktan ödedi. Mercedes de hem Formula 1’e kadarki erken kariyer döneminde mali anlamda destek oldu. Hem de Formula 1’deki kariyerinin uzunca bir döneminde en iyi motoru vererek ona destek oldu. Artık ikilinin birlikte başarması gereken bence tek bir hedef kaldı; Hamilton’a 8. şampiyonluğunu kazandırmak. Helmut Marko’nun da ifade ettiği gibi (evet bunu söylediğine ben de inanamıyorum) Hamilton şu anda en üst düzey performanslarını gösteriyor. Konsantrasyonu üst seviyede. Ama bu konsantrasyonu ne kadar süre devam ettirebilir sorusu belirsiz. Hamilton 8. şampiyonluğu alabilecek mi? Alırsa Formula 1’e devam eder mi? Veya araba yeteri kadar iyi olmazsa motivasyonunu ne kadar sürdürebilir, ne zaman pes eder?

Sky Sports

Yukarıdaki soruların yanıtlarını bilmiyoruz. Ama elimizde emeklilik kararından sonra ne yapmak istediğine dair pek çok bilgi var. Kariyerinin ardından sahibi olduğu prodüksiyon şirketiyle TV ve sinema prodüksiyonun yanı sıra kariyeri boyunca odaklanmaya zaman ayıramadığı aktörlük işine ağırlık vermeyi planlıyor. Kurduğu prodüksiyon şirketi Dawn Apollo Films’le şimdiden bu konuda çalışmaya başlayan Hamilton, pilotluktan sonraki kariyerini de planlayarak kusursuz bir geçiş yapmayı ve onca başarıdan, hareketli bir kariyerden sonra boşluğa düşmemeyi umuyor. Ayrıca müzik konusunda devam etmek de diğer planı.

Artık son demlerini yaşayan bu iki pilot yarışmayı bıraktığında çok özleyeceğiz. Ama hayat böyle, devamlı değişim hayatın en önemli parçası. Bu iki yeteneğin emekliliği bir sonu ifade etmiyor. Daha çok yeni yeteneklerin kendisine alan bulacağı bir başlangıç. Bundan 15 sene sonra buralarda olursam, Verstappen ve Leclerc’in kariyerini de bu şekilde yazacağım günlerde görüşmek umuduyla.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🏁 Veteran pilotlar: Alonso ve Hamilton

Kariyeri devam eden Hamilton ve Alonso'nun veteran pilot sorumlulukları ve yaklaşan son

12 Oca 2023

Jam's Space ile birlikte
Sky Sports

YAZARLAR

Fırat Keskin

Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?